GÜNCEL
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KADININ İNSAN HAKLARI EĞİTİM PROGRAMI'NDAN EFSA KURANER: Kadınlar parlamentoda temsil edilmeye değer görülmüyor
Sistemin 'asli' politik figürleri, kendi aralarında mevzi kapma savaşlarına soyunurken toplumsal mücadeledeki kazanımları hakiki ihtiyaçları olarak addeden gruplar da mütevazı çalışmalarıyla temel sorunlara dair sözlerini, eylemlerini üretmeye devam ediyor. Kadim erkek egemen kültürel kod ve ayrımcılıkları kırma yönünde harcadığı emeklerle kadın özgürlük hareketi de bu paradigma dışı toplumsal mücadele gruplarının en önemlilerinden birini teşkil etmekte.

Özellikle yaşadığımız coğrafyada töre,gelenekler vb. kisvelerle yaşama hakkı gibi en temel insan haklarından bile mahrum bıraktırılması 'normalleştirilen' kadınların mücadele ajandası da bir hayli yoğun doğal olarak. Kadının İnsan Hakları- Yeni Çözümler Derneği de kurulduğu 1993 yılından beri bağımsız kadın hareketinin aktif bileşenlerinden biri. Kampanya ve faaliyetlerine "Kadınlarla Mor BülterT'adlı iletişim bültenini de ekleyen KİHEP'i, hedeflerini, sürecin kadınlar cephesinden manzarasını dernek öznelerinden Efsa Kuraner ile konuştuk.

Özellikle feminist kadınların söz sahibi olması; var olan erkek egemen sistemin değişmesi, kadın bakış açısının temel parçaları olan katılımcılığın ve çoğulculuğun mevcut sistemi gerçekten dönüştür mesi demektir. Nüfusun yok sayılan yarısının insanca yaşama hakkı ancak böyle tanınabilir

GÖKHAN GENÇAY
» Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı (KİHEP) nedir, hangi amaçlarla oluşturulmuştur?
1995 yılında Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği (KİH) tarafından geliştirilip uygulanmaya başlanan KİHEP, Türkiye'de sistematik ve kesintisiz olarak uygulanan en yaygın ve en uzun soluklu insan hakları eğitimi programıdır. Sadece hukuk, psikoloji, iktisat gibi alanlarda uzman kadınların katkılarıyla değil, kapsamlı saha araştırmalarında görüşülen kadınların dile getirdikleri beklenti ve ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandı. 1998 yılından bu yana Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü (SHÇEK) ve KİH işbirliğiyle yürütülüyor.

Bugüne kadar SHÇEK bünyesinde çalışan 105 meslek elemanı KİH'in gerçekleştirdiği Eğitici Eği-timleri'ne katıldı. Sosyal hizmet uzmanları 30'dan fazla ildeki Toplum Merkezi ve Aile Danışma Merke-zi'nde 4000'in üstünde kadına eğitim verdi. Eğitimden faydalanan kişi sayısının 10 binleri bulduğunu söyleyebiliriz çünkü KİHEP etkisi katlanarak büyüyen bir program. Katılımcılar kendi çevrelerinde yasalar ve kadının insan hakları konusunda birer kaynak kişi oluyorlar. KİHEP'in amacı; kadınların özel ve kamu alanlarında karar alma ve yönetim mekanizmalarına özgür bireyler ve eşit yurttaşlar olarak, erkeklerle eşit koşullarda aktif katılımlarını desteklemek, demokratikleşme sürecinde gerek bireysel gerekse örgütlü mücadele için gerekli donanımı edinmelerini sağlamak ve yeni çözümler üretilmesine ön ayak olmak.

» KİHEP kendini hangi zeminde konumlandırıyor?
Bir kadının, ancak hayatın her alanında sahip olduğu haklar konusunda bilgilendiği zaman özgür bir birey ve eşit bir yurttaş olabileceği fikrinden hareket ediyor. 16 haftalık programın konu başlıklarında da göreceğiniz gibi KİHEP, kadınların hayatlarını ve gereksinimlerini bir bütün olarak ele alıyor. Aile ilişkilerinden cinselliğe, yasal haklardan örgütlenmeye, kadına karşı şiddetten ekonomik haklara kadar kadının hayatındaki tüm alanları kapsıyor. KİHEP'in konu başlıkları şöyle: Kadının İnsan Hakları, Anayasal Haklar ve Medeni Haklar, Kadına Karşı Şiddet ve Aile İçi Şiddet, Şiddete Karşı Stratejiler, Kadının Ekonomik Hakları, İletişim, Toplumsal Cinsiyet Rollerine Duyarlı Çocuk Eğitimi ve Çocuk Hakları, Cinsellik, Doğurganlık Haklan, Siyaset, Feminizm ve Kadın Hareketi, Kadın Örgütlenmesi.

» KİHEP, kadın kurtuluş mücadelesinin hangi geleneğinin içinden sözünü inşa ediyor, kadının insan haklarında 'yeni' olan çözümler olarak neleri görüyor?
Kadın kurtuluş mücadelesi sadece çocukları daha iyi eğitmek veya fiziksel şiddeti durdurmak veya kadınların okuryazarlık seviyesini, mesleki becerilerini arttırmak veya meclise girmekten geçmiyor. Takvimler 2007'yi gösterse de Türkiye'deki kadınlar bu alanların tümünde ve aynı anda mücadele etmek zorunda. KİHEP de bu mücadeleye her gün daha fazla kadının daha donanımlı katılımını sağlıyor. KİHEP'in içindeki "yeni", programın demin sözünü ettiğimiz bütünsel ve katılımcı yaklaşımı. Konular; "ders anlatır" veya bir şeyler "öğretir" gibi değil, katılımcı bir yaklaşımla, yani kadınların kendi deneyimlerinden ve ihtiyaçlarından doğan paylaşımlarıyla işleniyor. Amaç havada kalan hukuk bilgileri vermek değil, kadınların sahip oldukları hakları günlük hayatlarında birebir kullanabilmelerini sağlamak.

2003 yılında yapılan bağımsız bir değerlendirme araştırmasına göre; katılımcıların KİHEP sırasında veya sonrasında hayatlarında gerçekleştirdikleri değişikliklerden bazıları şöyle: Katılımcıların yüzde 63'ü aile içi fiziksel şiddeti tamamen sona erdirdi, yüzde 22'si azalmasını sağladı, yüzde 54'ü eğitimine yeniden başladı, yüzde 29'u ücretli bir işte çalışmaya başladı, yüzde 13'ü kendi işini kurdu, yüzde 74'ünün aile içi kararlarda etkisi arttı, yüzde 93'ünün kendine güveni arttı, yüzde 89'u çevresinde kadının insan hakları konusunda kaynak kişi haline geldi, yüzde 18'i kendi ihtiyaçları çerçevesinde örgütlenme girişimi başlattı, yüzde 34'ü var olan bir derneğe üye oldu. Kadınlar, sorunlarının BM gibi uluslararası platformlarda tartışıldığını öğrendikçe yalnız olmadıklarını, içinde bulundukları yerel koşulların ve sorunların küresel boyutta da yaşandığını ve çözümler arandığını görüyorlar. Tanımadığınız, binlerce kilometre uzakta yaşayan kadınların da bizimle birlikte mücadele ettiğini bilmek cesaretlendirici bir etken.

» Metropol alanlarla kırsal bölgeler arasındaki kadın mücadelesi gündemleri arasındaki koordinasyonu hangi yöntemlerle ortaklaştırmak doğrudur?
Yerel koşulların getirdiği acil ihtiyaçlar farklı olduğundan kurulan bağımsız örgütler de farklı alanlarda çalışıyor ve işbirliği yapıyor. Ancak ister metropollerde ister ücra köşelerde yaşayalım, insan haklarımızı ihlal eden erkek egemen bakış açısı ve gelenekler hep aynı. Bu sözlü yasalar yazılı kanunlarca da korunuyor. Bu yüzden kadın hareketine mensup tüm örgütler; kadını yok sayan, bedenini ve cinselliğini kocasının, babasının, mahalle muhtarının veya okul müdürünün malı gibi gören yazılı yasaları değiştirmek için hep bir araya geldik. Neredeyse tümü erkek olan yasa koyucu, koruyucu ve uygulayıcılara rağmen örgütlü kadın dayanışması, yürüttüğü ulusal kampanyalarla son on yılda koruma emirlerini yasalaştırıldı, bekaret kontrollerine idari yasak getirdi, Türk Medeni Kanu-nu'nda tam eşitlik sağladı ve TCK'da bireylerin bedensel haklarının tanınması ve toplumsal cinsiyet eşitliği için 30'dan fazla kanun maddesini değiştirdi.

» Kadınların özgürlük taleplerinin somut kazanımIara dönüşmesi yasalar ve temsili kurumlarda edinilen hegemonya üzerinden mi olacaktır sizce ?
Erkek egemen toplumun istediği gibi, bizlere ait bile olmayan evlerimizin bir köşesine çekilip var olan hegemonyanın değişmesini bekleyemeyeceğimize göre evet. Kadınların özgürlük ve tam eşitlik taleplerinin masal değil gerçek olması için, öncelikle mevcut hegemonyanın kadınlara yaşam alanı bırakmayan sözlü ve yazılı yasalarını değiştiriyoruz.

» Yaşamın içinde üretilen yatay, kolektif ağ modellerinin kadın mücadelesindeki yeri ve evriminden bahsedebilir misiniz?
Kimse sırf kadınlar istiyor diye yasaları değiştirmediğine göre, var olan erkek egemen sistem, bu sistemin erkek egemen temsili kurumları ve erkek temsilcileri üzerinde baskı ağları kuruyoruz. Bu baskıyı Türkiye'nin her bölgesinden ve kesiminden kadınlar olarak yani Kadın Hareketi olarak eşzamanlı kampanyalarla, kolektiflerle, dayanışma ağlarıyla ve platformlarla oluşturuyoruz. 1980 darbesinden sonra sesini yükselten ilk demokratik muhalif hareket olan kadın hareketi, halen Türkiye'deki en katılımcı toplumsal hareket. Değiştirmeye çalıştığımız unsurların devletin her kademesinde, işyerlerinde, sokaklar ve evlerde egemen olduğu göz önüne alınırsa, dayanışma ağımızın başka türlü örgütlenme modeliyle çalışamayacağı da anlaşılır. Ayrıca sizin de yakından takip ettiğiniz gibi, kadın hareketi sadece kadın örgütlerinin dayanışmasıyla yürümüyor. Kadın Bakış Açısı ile TCK Reformu Kampanyası'nda da gördük; başka öncelikleri olan sivil toplum girişimlerinin ve feminist basın mensuplarının yani cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı mücadele eden kişi ve kurumların da desteğine sahibiz.

» Kadınların karar alma mekanizmalarında yer alması ve temsili demokrasinin figürleri haline gelmesi sizce sistemin işleyişini ne kadar sahici dönüşümlere uğratabilir?
Kadınların karar alma mekanizmalarında yer alması mevcut sistemin "temsili"den katılımcı demokrasiye geçişini sağlayabilecek en önemli adım olur. Zira bırakın katılımcı demokrasiyi; şu an kadınlar, değil temsil edilmek, temsil edilmeye değer bile görülmüyorlar. Karar alma mekanizmalarına yerleşmiş erkekler, 80 yıllık gidişatı değiştirmeye hiç niyetli olmadıklarını 22 Temmuz seçimleri için belirledikleri aday listeleriyle tekrar ilan ettiler. Kadınların özellikle de feminist kadınların söz sahibi olması demek, var olan erkek egemen sistemin değişmesi, kadın bakış açısının temel parçaları olan katılımcılığın ve çoğulculuğun mevcut sistemi gerçekten dönüştürmesine yarar. Nüfusun yok sayılan yarısının insanca yaşama hakkı ancak böyle tanınabilir. Her şeyden önce "sistemin işleyişi"yle ilgisi yokmuş gibi gösterilen, "siyaset dışı" addedilen sözde "kadın sorunları"nın aslında bu sistemin sorunları olduğu, mevcut politika ve uygulamaların nüfusun yarısının insan haklarını çiğnediği kabul edilmeli. Bir ülkenin yarısının sesinin boğulmasından bahsediyoruz. Bu, sözü duyulmayan kitlenin evlere hapsedilmediği, her gün namus adına susturulma, öldürülme endişesiyle yaşamadığı, okula gidebildiği, sokağa çıkabildiği, işe girebildiği bir ülkede sistem de insanlar da "sahici bir dönüşüme" uğramış olacak.

Çözüm bağımsız örgütlenmede
» KİHEP yerel çalışma alanlarında özerk ve inisiyatif sahibi bir örgütlenme ağını içermekte midir?
KİHEP'in esas amaçlarından biri kadın örgütlenmesinin desteklenmesi ve kadınların her nerede yaşarlarsa yaşasınlar kendi ihtiyaçlarına cevap verecek bağımsız örgütler kurmaları. Kİ-HEP'li kadınların şimdiye kadar gerçekleştirdikleri farklı örgütlenme modellerinden bazıları: Ekonomik bağımsızlıklarını kazanmak için atölyeler, kooperatifler kurmak, şiddete uğramış kadınlara destek veren dayanışma merkezleri açmak; kadınlara çalışma olanağı yaratmak için çocuk yuvası açıp işletmek, muhtar adayı olmak ve aday kadınları destekleyen kampanyalar yapmak. Kadınların yaşam haklarının "namus" gibi bahanelerle ellerinden alındığı bölgelerde, örneğin Van'da KİHEP'li kadınlar kadın danışma merkezleri kurdular. Çanakkale gibi kadınların hareket özgürlüğünün nispeten daha az kısıtlandığı illerde ekonomik hakları için bir araya geldiler. Emniyet, öğretim görevlileri, hukukçular ve belediye çalışanlarını toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddet konusunda eğittiler. İşgücüne katılmak isteyen kadınların, geleneksel olarak kadınların omzuna yüklenen çocuk ve yaşlıların bakımı yükümlülüğü yüzünden çalışamadığı mahallelerde bu yükü azaltmak için kreş açan KİHEP'li kadınlar oldu; hem kendilerine gelir sağladılar hem daha fazla kadının çalışmasına olanak verdiler. Örgüdenmelerini tüzel kişilik edinerek gerçekleştiren KİHEP'li kadınlar, Çanakkale Kadının El Emeğini Değerlendirme Derneği, Van Kadın Derneği, Denizli Kadın Platformu, Yozgat Kadın Derneği'ni kurdular.


Bu Haber 248 Kez Görüntülendi
17 HAZİRAN 2007 HABER LİSTESİ
GÜNCEL / HAZİRAN 2007 ARŞİV
GÜNCEL / 2007 ARŞİV