SİNEMA
‘HAYATA DÖNÜŞ’ÜN İNGİLİZCESİ
11:31 18 Mart 2009
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Cannes’da İlk Film Ödülü alan ve eleştirmenlerce 2008’in en çarpıcı filmi olarak gösterilen Hunger’ın galası İstanbul'da yapıldı. Film yarın ise Diyarbakır Cezaevi’nde kalmış eski siyasi tutuklularla birlikte izlenecek…

Sonbahar‘ın Yönetmeni Özcan Alper'in Kars Gezici Film Festivali’nde, kendi filminin öncesi olarak görüp kardeş yapım ilan ettiği ve gösterimine aracı olduğu Açlık (Hunger) cuma günü vizyona giriyor. İstanbul'da önceki gün galası yapılan film yarın Diyarbakır'da.
İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu’nun (IRA) 1981’de gerçekleştirdikleri açlık grevini yöneten devrimci Bobby Sands’in F Tipi Cezaevi’nde ölmeden 6 hafta önceki dramatik günlerini anlatan Hungry (Açlık) filminin gösterimi Diyarbakır’da gerçekleştirilecek.

FİLM SONRASI SÖYLEŞİ
Film, bir döneme damgasını vuran Diyarbakır Cezaevi ve bu cezaevinde ağır işkencelere maruz kalmış eski siyasi tutuklular ve aileleri ile birlikte izlenecek. Film gösterimi sonrasında film eleştirmeni Alin Taşçıyan, gazeteci-yazar Ece Temelkuran, gazeteci Alper Turgut, film eleştirmeni Fırat Yücel, gazeteci Müjgan Halis ve yapımcı Serkan Acar’ın katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirilecek. Söyleşi ile birlikte Diyarbakır Cezaevi deneyimlerini izleyicilerle paylaşacak olan eski siyasi tutuklular ve aileleri, kendi yaşantılarından kesitler verecekler.
Filmin gösterimi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Müdürlüğü Sinema Birimi ve Diyarbakır Sanat Merkezi ortak çalışmasıyla, Avrupa Sineması’nda yarın saat 16:30’da yapılacak.
Hunger, Time Out, Daily Mail, The Daily Telegraf, Total Film ve Esguire gibi yayın organlarınca 2008 yılının en sarsıcı film olarak gösteriliyor. Yönetmenliğini Steve McQueen’in yaptığı, İrlanda-İngiltere ortak yapımı olan Hungry’nin başrollerinde Michael Fassbender ve Liam Cunningham var.
BirGün sinema yazarlarından Zahit Atam, Sonbahar'ın yönetmeni Özcan Alper'le 'Açlık' üzerine söyleşmişti:

«Kars’taki Gezici Film Festivali’ne Açlık filminin gelmesi için önayak oldunuz
Ben oturup bir mektup yazdım yönetmene, kendi filmimden bahsettim. O filmin neden önemli olduğunu ve Türkiye"de neden gösterilmesi gerektiğini, sadece bir film olarak değil politik bakış açısıyla ve güncelliğiyle… Hatta mümkünse bizim filmle birlikte gösterilmesi ve bir panel yapılırsa, anlamlı olabileceğini… anlattım.

 «Dahası ilginç bir şekilde sanki Açlık’ın bittiği yerde açılmış bir parantez orada Sonbahar başlıyor gibi. Açlık bir tür son derece sistematik bir şiddet uygulayan İngiliz emperyalizmine karşı direnen IRA militanlarının mücadelesinin belirli bir evresi üzerinde duruyordu. Ancak filmin önemi şurada, Açlık bir anlamda hem direnen insanların hem de iktidarın ideolojik ve insani yargılarını da veriyordu. Dolayısıyla yalnızca şiddet değil bir siyasal anlayış, bir iktidarın düşünme süreci hem anlatılıyor hem de mahkûm ediliyordu, bunun karşısında devrimcilerin hem masumiyeti hem direniş ahlakı gerçek anlamını buluyordu.
Evet, çok dürüst. Türkiye"de gerçekten şiddete dair filmler yapıldı, ama şiddet mağdurlarının duygularının biraz kullanıldığına dair de bir şey hissediyorum aslında. Şiddete uğrayan insanların, uygulayanla birlikte neleri savundukları, çatışmayı doğuran nedenler ve çatışmanın yaşanma biçimleri yeterince anlatılmayınca olmaz bu işler. Bu yüzden şiddet sahnelerinden, şundan bundan açıkça uzak durdum.

«Şiddet uygulayanın belirli bir mantığı ve hizmet ettiği bir anlayış var; bir şeylere hizmet ediyor, kısacası o dönemde başta Thatcher değil de Blair olsaydı çok değişmezdi, gerçek şu ki bir emperyalist ülke var ve bunun bu kimliğine karşı çıkmayınca hayali iktidar suretlerine muhalefet etmekten başka şey olmaz.
Meselenin ne olduğunu insanlara her daim Türkiye"de ya da diğer yerlerde şiddeti uygulayana egemen ideolojinin ya da onun aygıtının, devlet ya da neyse onu temsil eden, onunla insanın özgürlüğü arasında felsefe olarak düşünürsek ilişki kurmazsan...  Senin Kars’ta dediğin gibi, felsefik olarak bu görüşleri çarpıştırmazsan hiçbir anlamı yok. Ben Açlık"ı tam da bu noktada beğendim, siyasi militanlar, onurlu direnişleri, bunun yanında direnişin ahlakı ve karşısında siyasi iktidarın bakış açısı, zoru ve dünyaya bu süreci yansıtma biçimleri…yeni bir şey yapmak isterken karşılaşmak önemliydi.


Bu Haber 3228 Kez Görüntülendi
18 MART 2009 HABER LİSTESİ
SİNEMA / MART 2009 ARŞİV
18
10
SİNEMA / 2009 ARŞİV