José Martí sömürülen, ezilen Küba’nın yurseveriydi. Hayatını bağımsızlığa adadı. Daha 16’sındayken özgür Küba hayaliyle Özgür Vatan Gazetesi’ni kurdu. Ancak o büyük hayali ölümünden 7 yıl sonra gerçekleşebildi…
CEM ÇOBANLI
Bugün 28 Ocak 2009! Küba’nın, İspanyol sömürgeciliğine karşı bağımsızlık mücadelesinin simgesi Kübalı devrimci, şair ve yazar José Martí’nin doğumunun 156’ncı yıldönümü... Martí, davasına bağlılığıyla, adı tüm Latin Amerika’da kurtuluş savaşlarıyla eşanlamlı duruma gelmiş, edebiyat alanında ise özgün bir üslup taşıyan yazıları ve en büyük düşü olan ‘özgür ve birleşik Amerika’ temasını işlediği yalın ve içten şiirleriyle dünya edebiyatında seçkin bir yer edinmişti.
José Julián Martí y Pérez, 28 Ocak 1853’te Havana’da doğdu. Dört yaşındayken ailesiyle birlikte İspanya’ya gitti. 1859’da Küba’ya döndü. İlk şiirleri 15 yaşındayken yayımlandı.16 yaşında ‘La Patria Libre’ (Özgür Vatan) gazetesini kurdu. 1868’de Küba’da patlak veren devrimci ayaklanma sırasında yurtseverlerin yanında yer aldı. Bu yüzden 6 ay kürek cezasına çarptırıldı ve 1871’de İspanya’ya sürüldü. Öğrenimine ve yazılarına bu ülkede devam etti. 1874’te Zaragoza Üniversitesi’nden (İspanya) mezun olarak hukuk ve edebiyat diplomalarını aldı. Aynı yıl siyasi denemeleri yayımlandı. Sonraki birkaç yılı Fransa, Meksika ve Guatemala’da, yazarak ve ders vererek geçirdi. 1878’de Küba’ya döndü. Siyasal etkinliklerinden ötürü 1879’da yeniden İspanya’ya sürüldü. Oradan Fransa’ya, sonra BD"nin New York kentine gitti. 1881’de Venezuela’ya geçerek ‘Revista Venezolana’ adlı dergiyi çıkarmaya başladı. Derginin siyasi çizgisi Venezuela diktatörü Antonio Guzmán Blanco’yu tedirgin ettiği için, aynı yıl New York kentine dönmek zorunda kaldı.
BİR ‘AMERİKA YURTTAŞI’
Kendisini ‘Amerika yurttaşı’ sayan José Martí, sürgün yıllarında mücadelesini gazete makaleleri, şiirler ve deneme yazıları aracılığıyla sürdürdü. Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te yayımlanan ‘La Nación’ gazetesindeki köşe yazıları ününün tüm Latin Amerika’ya yayılması sağladı. 1878-82 yıllarında yazdığı ve ‘Versos Libres’te (‘Serbest Şiirler’, 1913) yer alan özgürlük şiirlerinin, derin bir duyarlılığı ve özgün bir şiir anlayışını yansıttığı kabul edilir. Aynı dönemde Küba’nın bağımsızlık hareketini örgütlemeyi amaçlayan Küba Devrimci Partisi’nin kuruluşunda yer aldı.
‘BAŞKAN’ DEĞİL ‘DELEGADO’
‘Başkan’ olarak anılmayı reddettiği için ‘delegado’ (temsilci) olarak anılmayı yeğledi. (Martí, bugün EZLN sözcüsü Marcos’un ‘Subcomandante Marcos’ -Komutan Yardımcısı- unvanına ya da Sandinist eski gerilla komutanı Eden Pastora’nın ‘Comandante Cero’ -Komutan Sıfır- unvanına da esin kaynağı olmuştu.) 1892’de harekât merkezi olarak kullandığı New York kentinde, silahlı bir güçle Küba’ya geçerek ayaklanmayı başlatma hazırlıklarına girişti. Kübalı devrimci önder Máximo Gómez ve diğer devrimcilerle birlikte 31 Ocak 1895’te yola çıkarak 11 Nisan’da Küba’ya vardı. Bir ay sonra Küba’nın doğusunda Oriente eyaletinin Dos Ríos düzlüklerinde çıkan savaşta, 19 Mayıs 1895 günü yaşamını yitirdi. Kalemiyle ve silahıyla, tüm yaşamını adadığı Küba’nın bağımsızlığı ise ölümünden 7 yıl sonra gerçekleşecekti.
*Şiirlerin çevirileri Ataol Behramoğlu tarafından yapılmıştır.
***
GÜZEL KOKULU ELLER
Bilirim zarif elleri
Ve güzel kokularını onların;
Bilirim nasıl
Sarılırlar boyna
Ve beden onlara doğru
Açılarak bir gül gibi
Bitkin düşer
O güzel kokuları solumaktan.
Ve kan çarpar şakaklarda,
Sanki al damarlarda
Bilinmez kuşlar
Kızıl kanatlarını çırpmaktadır;
O hafif ellerin dokunuşu
Alazlanmış tende
Yaşamın rüzgârlarıyla
Uçuşur kelebek gibi,
Ve cansız bedeni
Yeniden diriltirler.
Fakat zarifliğini bu ellerin
Onların güzelliğini
Ben değişirim duraksamadan
Başka ellerle,
O minik ellerle,
Boynunda bir babanın
Büyülü bir gerdanlık gibi
Sımsıkı birleşen.
Eksik olsun zarif ellerin güzelliği
Ve güzel kokuları onların!
***
İKİ YURT
İki yurdum var benim: Küba ve gece.
İkisi de bir sayılır aslında.
Yiterken güneşin görkemi,
Küba üzgün bir dul gibidir
Uzun örtüleri içinde, suskun, elinde karanfil.
Bilirim ne olduğunu elinde ürperen
Bu kanlı karanfilin! Bomboş
Göğüs kafesim, bomboş, paramparça
İçinde yüreğimin çırpındığı.
Vaktidir ölüme gitmenin.
Uygundur gece elvedalara.
Işık engeller bizi.
Sözler de.
Evren, insandan daha ustadır konuşmada.
Bayrak gibi,
Kavgaya çağıran bir bayrak gibi
Işıldıyor kızıl alevi mumun,
Açıyorum pencereleri
Daralıyor yüreğim.
Küba, dul Küba, göğü karartan
Bir bulut gibi sessizce geçiyor
Kopararak yapraklarını karanfilin.
***
UYANIK DÜŞ
Açık gözle düş görüyorum,
Gece ve gündüz düş görüyorum,
Kâh bir okyanus var karşımda
Sonsuz ve isyancı,
Kâh sonsuz kumlar.
Ve bir aslan, çöllerin hâkimi
Üstünde kumların.
Ve boynunda aslanın
Mutlulukla şakıyarak
Ruhumun hâkimi
Yüzüyor uykumda,
Ve çağırıyor beni, Çağırıyor durmaksızın!