EVİMİZ YERKÜRE
BU BİR SAVAŞ, BAŞKA ŞEY DEĞİL!
05:09 31 Ekim 2009
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bizim vekiller ABD’de Monsanto’ya misafir olmuş. Duymayanlara söyleyelim, Monsanto dünyanın en büyük GDO’lu tohum üreticisi. Amaçları, Türkiye GDO’lu tohumlara kapılarını açsın. Sıkıysa açmasın! Brezilya dayanamadı, açtı kapıları. AB bir iki direndi, şimdi kırıldı direnci
Küresel sermaye yıllardır uğraşıyor. Çok paralar harcadılar, çok paralar yatırdılar. Dünyanın en büyük firmaları onlar. Paraları var. Her şeyleri var. Şimdi çok mutlular. Daha Biyogüvenlik yasası hazırlanmadan kimseler duymadan sessizce ve en derinden Türkiye’de Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları yasal hale getirdiler. Tek bir biyoloğun görüşü alınmadan, tek bir ön araştırma yapmadan. Ben yaptım oldu dediler. İşte aşağıda, aylar önce kısmen yayınladığımız Muzaffer Abla’nın mektubu. Ah Ablacığım diyeceğiniz yazı. Sakın içinizden GDO’ya gelinceye kadar daha ne dertlerimiz var demeyin. Bir insan aynı anda hem kanser, hem verem, hem domuz gribi olur mu yahu? Demeyin. İşte oluyor. Hasta adam bir türlü iyileşmiyor.
MUZAFFER ABLA
SORULARINIZI CEVAPLIYOR

»Benetton koyunculuk yapıyormuş abla, doğru mu bu?     Nuveyla / Canada

DOĞRU ya, doğru olmaz mı? Hem de ne koyunculuk? Dünyanın en büyük çiftliğini Patagonya da (Arjantin) kurdu Benetton. Tam 970.000 hektar. “O nasıl bir rakam?” diyebilirsin. Türkiye’nin yüzölçümü 77.9 milyon hektar. Gerisini sen hesapla artık. Sadece çiftliği yok, 280.000 de koyunu var Benetton’un. (Türkiye’de 25 milyon kadar koyun olduğu var sayılıyor) Muhteremin uykusu kaçmaya görsün, say da say.... Bitecek gibi değil. Texas’da da arazi satın aldı hazret, pamuk üretiyor. Yününü, pamuğunu kendi üretecekmiş artık. “Köylüyü zengin etmekten bıktım, biraz da ben kazanayım Muzaffer” dedi. Kırk yıllık dostum, şimdi adamın suratına “gözün doysun insafsız!” denir mi? Denmez tabii... Anadolu terbiyesi aldık biz. Adam tüm dünyayı soysa, yüzüne söz söylemeyiz. Bekleriz ki arkasını dönsün. Dur bak, gitme bir yerlere başka ne laflar var bende. Daewoo diye bir Güney Kore firması var bilirsin. Bir ara rahmetli Barış Manço arabalarının reklamlarını yapardı hani? Büyük bir şirket Daewoo, çelik de üretiyor, doğalgaz da, araba da, tekstil de... Şimdi kalktı Madagaskar’da yer kiraladı, mısır yetiştirecek. Ne kadar mı? 1.3 milyon hektar. Belçika’nın yarısı. Hem de 99 yıllığına kiraladılar. Burada nasıl mısır yetişecek? GDO’lu tabii! Ne sandın? Sırık fasulyelerin arasında sıyrılan cin mısırlardan yetiştirecek halleri yok herhalde. O mısırdan da ister cips yapar, ister şeker, ister boya, ister plastik, ister etanol... Keyif onun, bize ne!
Madagaskar’ı duyunca Angola ile Etiyopya başbakanları da çağırmışlar yabancı şirketleri ülkelerine. “Gelin kardeşler bizde de tarım yapın” diye.
Güney Kore dedim de, bu arkadaşların ziraat aşkı dudak uçurtacak halde. Kendi ülkelerindeki ekilebilir tarım alanlarından çok daha fazlasını başka ülkelerin topraklarını satın alarak veya kiralayarak ellerinde tutuyorlar (toplam 2.3 milyon hektar). En son Güney Kore devleti kalkıp Arjantin’de 21.000 hektar arazi satın aldı, hayvancılık yapmak için.
Güney Kore’den sonra, başka ülkelerden tarım alanı satın alan ikinci devlet kim? Tahmin edemezsin, yorma kendini. Çin!  Yok daha neler, o kadar toprakları var, yetmiyor mu? Diyeceksin. Yetmiyor. Gıda güvenliği önemli bir neden kuşkusuz. Ama bir diğer önemli neden de tarım ürünlerinin endüstriyel amaçlı kulanım alanlarının yaygınlaşması ile pazar savaşlarının kızışması. Çin’den sonra Suudiler geliyor dışarıdan toprak alanların başında: 1.6 milyon hektar. B. Arap Emirlikleri 1.3 milyon hektar... Japonlar bile almışlar 400.000 hektar kadar. Arapların tercih ettikleri ülke Pakistan. Biraz da Kazakistan’a uzanmışlar, oralarda da beygir yetiştirirler herhalde. Satın alınan alanlar hep o ülkelerin en verimli tarım alanları. Ülke verimli arazisini başkalarına sattıkça, kendi ihtiyacı olan tarımsal üretim için ormanları ve sulak alanları tahrip etmeye başlıyor doğal olarak. Ama o da sürdürülebilir olmadığı için, bir süre sonra ülkesinde toprak sattığı yabancıdan parayla gıda almak zorunda kalacaklar. Diyeceksin ki bunca kadar lafı niye ettim şimdi Muzaffer Abla? Geçenlerde pazara gittim, baktım domateslerin üzerine “organik” yazmış pazarcı. -Bunlar organik mi? -Evet -Hani sertifikası -Tam organik değil yani. -Yarım mı? Domates zaten “biz organik değiliz” diye bağır bağır bağırıyor. Hatta “biz domates de değiliz” diyorlar da, duyan kim? Onlar bizim yeni insanlık etiketlerimiz.
Bizim vekiller ABD’de Monsanto’ya misafir olmuşlar. Duymayanlara söyleyelim Monsanto dünyanın en büyük GDO’lu tohum üreticisi. Mısır ve soya başta olmak üzere, pamuk, muz, patates, pirinç gibi önemli bitkilerin tohumlarını üretiyorlar. Üretirken de o bitkinin genlerini biraz değiştiriveriyor. Amaçları Türkiye GDO’lu tohumlara kapılarını açsın. Sıkıysa açmasın! Brezilya dayanamadı, açtı kapıları. AB bir iki direndi, şimdi kırıldı direnci. Bir vekilimiz demiş ki “uzaya gitsem fikrimi değiştirmem”.O lafın içine biraz karnabahar, biraz kereviz geni koyar, bir güzel yedirirler adama. Belli ki neyle uğraştığının farkında değil hazret. Üç vakte kadar TBMM dahil, T.C. kapıları açılacak bu gen sapıklarına. Yine çevreciler bağıracaklar... Yine köylü kaybedecek... Büyük sermaye devreye girip devasa çiftlikler kuracaklar. Nasıl Aydın bey sığır, Güler hanım tavuk yetiştiriyorlarsa. Rahmi bey devekuşu çiftliği açacak, Bülent Bey’e de mantarcılık düşecek. Hiç lamı, cimi yok. Önümüzdeki yıllarda bunu izleyeceğiz vizyonda. İktidarlar devrilecek bu uğurda. Vekiller uzaya gidecek, olmadı uzaydan vekil getirtilecek. Bu bir savaş, başka bir şey değil. Devletler birer ikişer pes ediyorlar. Koskoca AB gitti, Brezilya, Çin gitti... Bizim astronot mu dayanacak bunlara? Luciano (Benetton) boşuna bu yaşta koyunculuğa başlamadı. Var bir bildiği elbet, aptal mı adam? Yok mu bunun çaresi dersen, var elbet... Ama onu da biraz sen düşün.
(Bu yazı ilk kez 27 Nisan 2009’da yayınlanmıştır.)


Bu Haber 884 Kez Görüntülendi
31 EKİM 2009 HABER LİSTESİ
EVİMİZ YERKÜRE / EKİM 2009 ARŞİV
EVİMİZ YERKÜRE / 2009 ARŞİV