BİRGÜN FORUM
DİKKAT, SABETAYCILAR İÇİMİZDE!
14:14 20 Ağustos 2006
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

RIFAT N. BALI
"UFO'lar dünyayı ziyaret etti mi?", "Kennedy'yi kim öldürdü?", "Amerikalı astronotlar gerçekten aya ayak bastı mı?" türünden komplo teorileri Amerika ve Avrupa'da aşırı sağ çevreler tarafından sürekli canlı tutulan, yazarlarına ve yayınevlerine kayda değer maddi gelir sağlayan bir sektör haline gelmiş durumda. Aynı durum Türkiye için de geçerli. Aslında Türkiye gibi demokrasinin, şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin tam anlamıyla yerleşmediği, faili meçhul cinayetler ile darbelerin olağan olduğu, tarihle yüzleşmenin mevcut olmadığı, hukuk mekanizmasının son derece hantal olduğu, "kültür"den "köşe yazarlarını okuma"nın kastedildiği, araştırmacılığın yüzeysel olduğu toplumlar komplo teorileri için mümbit topraklardır.

Böylesi toplumlarda bu teorileri afiyetle ve büyük bir hazla yutmaya hazır bir okur kitlesi her zaman mevcuttur. Bu nedenle, komplo teorileri için Türkiye bereketli bir zemin, 11 Eylül sonrasında Batı'daki benzerlerinden intihal edilmiş ve/veya Batı kaynakları kullanarak yazılmış telif komplo kitapları rafları işgal etmiş durumda. Ancak bunca komplo teorisi arasında bir tanesi hiçbir zaman güncelliğini kaybetmedi, inişli çıkışlı olarak Türk siyasi ve kültürel hayatın son elli senesini işgal etti.

"SABETAYCILIK İNCELEMELERİ"
Her mevsimin çok satan bu komplosu, "Türkiye Cumhuriyeti'ni dönmeler yönetiyor" iddiasıdır. Çok satmasının nedeni de kısmen gerçeğe dayanması. Bu gerçek, dönmelerin veya son yıllarda yaygınlaşan tabiriyle Sabetaycıların, bir zamanlar gerçekten bir cemaat halinde yaşamış olmaları. "Cemaat olarak yaşamaktan kastedilen, kendi aralarında evlenmek, vefat edenleri sadece dönmelerin defnedildiği Bülbülderesi Mezarlığı'na defnetmek ve görünürde Müslüman gözükülmesine rağmen gizliden gizliye Yahudiliği sürdürmek.

Ancak bu tür bir cemaat yapısı çok uzun zamandır artık mevcut değil. Buna rağmen, dönmeler konusu 7-8 yıldır Türkiye'de herkesin ağzında. Ciddi görünümlü "araştırmacılar" bu konuda saatlerce konuşmaktan usanmıyor. CNN Türk'te yayınlanan 5N1K programı yapımcılarından Soner Yalçın ile Prof. Yalçın Küçük bu konuda yüzlerce sayfalık kitaplar üretmekten üşenmiyor. İsimbilim teorisine dayanan bu iki yazar her Türk ad ve soyadının İbrani karşılığının bulunduğunu savunmakta. İnsanlar da bu ciddi ve vakur şahsiyetlerin önünde el pençe durup onlara "hocam" sıfatıyla hitap etmekte ve bilgilenmekte.

Frenklerin meşhur bir tabiri vardır: "Bon pour l'Orient". "Şark için muteber" anlamını taşıyan bu deyimle Batı aleminde yüzüne bile bakılmayacak üçüncü sınıf bir idarecinin veya üçüncü sınıf bir üniversiteden diplomalı bir kişinin Şark için "yeter de artar" vasıfta olduğu anlatılmakta. İşte bu tabir, Doğan Medya Gru-bu'nun muazzam desteği ile "tarihe damgasını vuracak bir Soner Yalçın araştırması" sloganıyla piyasaya sunulan Efendi Kitapları ile Gürkan Hacir'in Yalçın Küçük ile gerçekleştirdiği ve Yeni Harman dergisi ile SKY TÜRK televizyonunda yayınlanan upuzun mülakadarla medya desteği verilen Prof. Yalçın Küçük'ün kitapları için pekala kullanılabilir. Evet, bu ve buna benzer kitaplar "Şark için muteber" kitaplar. Bilgiden, kültürden, eleştirel düşünceden nasibini almamış, sadece ideolojik dünyalarına uygun popüler literatürle beslenmiş yaygın bir kitle için bu eserler son derece uygun.

Ellili yıllardan beri Türkiye'de Dönmeler ile ilgili nice popüler eser yayınlanmış ve kaybolmuştur. Yetmişli, seksenli yıllara kadar bu tür ırkçı yayınlar bu konuda ihtisas sahibi olan ve belli bir ideolojik okur kitlesine hitap eden yayınevleri tarafından yayınlanıyordu. Günümüzde ise durum farklı. Artık bu eserler marjinal yayınevleri tarafından belli bir ideolojinin esiri olmuş bir okur kitlesine değil, merkezde yer alan en muteber yayınevleri tarafından aşırı uçlarda yer almayan sıradan okurlara sunulmakta. Yüz binler mertebesindeki satış rakamları bu pazarlama stratejisinin başarıya ulaştığını kanıtlıyor.

İNCELEMELERİN FAYDALARI
Merhum Metin Toker'in tabiriyle "Ne yapalım burası Türkiye, Türkler de böyle insanlar" deyip bu yazılanları bezgin ve bıkkın bir şekilde okumak, bu ırkçı şecere incelemelerini ciddiye almamak mümkün. Zaten öyle yapılıyor. Ancak bu kitaplar satılıyor, okunuyor. İnternet üzerinden bu fikirler tekrarlanıp etrafa veba gibi saçılıyor, beyinleri kemiriyor, zehirliyor. Geçmişte bu tür yayınların nelere sebep olduklarını gördük. Hatırlatmakta fayda var.

1952 yılında devrin ünlü gazetecilerinden Vatan gazetesi sahibi ve başyazarı Ahmet Emin Yalman, günümüzde Anadolu'da Vakit gazetesi yazar kadrosunda yer alan Hüseyin Üzmez tarafından öldürülmek istendi. Sebebi Necip Fazıl Kısakürek'in sahibi olduğu Büyük Doğu dergisinin Yalman'ın dönmeliğini konu eden tahrikçi yazılarıydı.

1 Şubat 1979 günü Abdi İpekçi'yi öldüren Mehmet Ali Ağca'yı bu eylemi yapmaya iten sebeplerden biri gene İpekçi'nin dönme bir aileden gelmesiydi. Ağca'nın yanlışlıkla hapisten tahliye edildiği tarihte söylediği nadir sözlerden biri Yalçın Küçük'ün Tekelistan kitabını okuduğuydu.

Danıştay saldırısının faili Alparslan Aslan ilk duruşmasındaki ifadesinde, gerçekleştirmek istediği eylemlerden birinin Eczacıbaşı Holding'in inşa ettiği Kanyon Alışveriş Mer-kezi'ne roketle saldırmak olduğunu itiraf etti. Kendi ifadesine göre, bunun sebebi "Eczacıbaşı'nı Sabetayist Yahudi olarak bildiğim için insanların bu alışveriş merkezine gitmemesi gerektiği" inancıydı.

Bütün bunlar bu yayınların insanların zihinlerini nasıl zehirlediğini anlamamız için yeterli değil mi? Herhalde değil, zira onca yıldır devam eden bu furya karşısında kılını kıpırdatan pek kimse yok...


Bu Haber 495 Kez Görüntülendi
Ağustos 2006 BİRGÜN FORUM YAZILARI
BİRGÜN FORUM / 2006 ARŞİV