RUHAT MENGİ'YE AÇIK MEKTUP ATATÜRK VE LAİKLİK ÜZERİNE...
"...zayıjlatılamayan, her türlü çabaya rağmen toplumu bütünleştirici, birleştirici özellisini koruyan bir tek Atatürk kaldı (...) Bu güzel vatanı yoktan var eden, milletine bir cennet ülke sunan Atatürk... Onun dışında ortam hazırlanmış vaziyette. Ve şimdi de sıra onda. (...) "30 yıllık gizlilik kaydı" biteli 33 yıl olmuş, bugüne kadar kimse açıklamamış, kimsenin dikkatini çekmemiş ve şimdi birdenbire araştırmacı yazar Rıfat Bali'nin dikkatini çekmiş."
(Ruhat Mengi, "Sıra geldi Atatürk'ün inancına!", Vatan, 7 Eylül 2006)
RIFAT N. BALİ
Toplumsal Tarih dergisinin eylül sayısında yayınladığım "Atatürk'ün dine bakışı" başlıklı makalenin Radikal gazetesi tarafından haber yapılması üzerine 7 Eylül tarihli yazınızı bu konuya ayırdınız. Ertesi günkü yazınızda bir önceki yazınızdaki maddi bir hatayı (43 yıl yerine 33 yıl yazmanız) düzeltmek için gene aynı konuya geri döndünüz, hatanızı düzeltirken gene şahsımla ilgili "ve ne tesadüf ki ancak bugün birinin dikkatini çekiyor" şeklinde imalı ifadeler kullandınız.
Toplumsal Tarih dergisinde yayınlanan makalem, 1932-1933 yıllarında Ankara'da görevli olan Amerikan Büyükelçisi General Charles H. Sherrill'in o tarihte yazmakta olduğu Atatürk biyografisi ile ilgili olarak Atatürk'le yaptığı mülakatlardan birini konu ediniyor. Bu belgenin özelliği, Büyükelçi'nin bir yıl sonra yayınlayacağı biyografide bu mülakat sırasında Atatürk'ün din ve Tanrı konusunda dile getirdiği ve "Tanrı'ya inandığı ancak dinlere inanmadığı" şeklinde özetlenebilecek görüşünü dahil etmeyip bu mülakatı Amerikan Dışişleri Bakanlığı'na "münhasıran gizli" ibaresiyle 17 Mart 1933 tarihinde rapor etmesi. Makalem bu raporun çevirisi.
Beni zerre kadar tanımamanıza, yazılarımı, araştırma yöntemlerimi bilmemenize rağmen, şahsımı ısrarla sanki gizli bir maksada haiz bir insan olarak resmettiniz. Bu davranışınız en hafif deyimiyle haksızlıktır, karakter katlidir.
On yıldır araştırma ve yayın yapan bağımsız bir araştırmacıyım. Şimdiye kadar 12 kitap ve onlarca bilimsel makale yayınladım. Çalışkan olmak, yabancı dil bilmek, kılı kırk yarmak günah mıdır? Bilginin para etmediği, bilimsel araştırmalara ya hiç ya da gülünç miktarda telif ücreti ödendiği bu ülkede bütün zorluklara rağmen halen araştırma heyecanına sahip olmak, ülkenin aydınlanmasına yönelik bilimsel araştırma yapmak ve okurun karşısına özgün ve evsaflı yayınlarla çıkmak utanılacak bir şey midir?
"Bu belge neden 43 yıl boyunca ortaya çıkmadı da şimdi rejim tartışmaları olduğu bir sırada ortaya çıktı? Bu kadar tesadüf fazla değil mi?" Mealen bunu yazdınız.
On yıldır yurtiçi ve yurtdışı arşivlerde araştırma yaparım, yapmaya da devam ediyorum. Sadece bu belgeyi değil, Atatürk'le ilgili bir dizi orijinal belgeyi birkaç yıl önce buldum. Bütün bunları bir araya getirip kitap olarak hazırladım. Belgeler İngilizce olduğu için bu dilde yayınlayacağım.
Belgeleri çok ilginç bulan dostum Dr. Andrew Mango bir önsözle de müstakbel kitabımı onurlandırdı. Kitapta yer alacak belgelerden sadece birisi üzerinden böylesi anlamsız bir tartışma başlatılması benim için son derece hayal ve şevk kırıcı.
Sorulması gereken soru, "Bu tesadüf mü?" sorusu değil. Sorulması gereken, bu memlekette bilimsel araştırmanın neden bu kadar az ve düşük evsafta olduğudur. Sorulması gereken, 43 yıl boyunca bu ülkenin araştırmacıları ve öğretim üyelerinin neden zahmet edip Amerikan Milli Arşivleri'nde çalışmayıp bu belgeyi ortaya çıkarmadıklardır. Bu soruyu sormadığınız takdirde, bu ülkenin aydınlanmasına katkıda bulunmadığınız gibi, farkında olmadan ve eminim istemediğiniz halde tembelliğe methiyede bulunmaktasınız.