SOAS Londra Üniversitesi’nden Profesör Costas Lapavitsas ile geçtiğimiz yılın eylülünde, küresel ekonomik kriz üzerine yaptığımız görüşmede, finansallaşmanın neden yaygınlaşarak ekonomiyi yangın yerine çeviren bir balona dönüştüğünü, kriz sonrası finansal sistemi ve küresel ekonomiyi bekleyen gelişmeleri değerlendirmiştik. Lapavitsas, “Küresel Ekonomik Kriz sonrası bizi nasıl bir dünya bekliyor” sorumuza “Bu çağımızın en büyük ekonomik bunalımıdır. Yaşanan son krizin de açıkça göstermiş olduğu gibi küresel finans sisteminin işleyişi çok kötü durumda. Gelişmekte olan ülkeler, kendilerini ciddi para sıkıntısı içinde buldu ve bu nedenle bu ülkelerde daralma yaşanmakta. Fakat küresel finans sisteminin düzeltilmesi çok zor” yanıtını vermişti.
Dediklerinde haklı da çıktı. İşte Avrupa’nın -Türkiye’ye göre- hep ‘parlayan yıldızı’ olarak gösterilen komşu ülke Yunanistan’ın içler acısı durumu ortada. SOAS Londra Üniversite’sinde “Para ve Finans Üzerine Araştırma” (RMF) grubundaki iktisatçılar, Prof. Costas Lapavitsas koordinatörlüğünde Avrupa’daki mevcut krize dair bir rapor hazırladı. Rapora göre çevre Avrupa ülkelerinde -Yunanistan, İrlanda, İtalya, Portekiz ve İspanya yaşanmakta olan kriz Almanya’nın süregelen cari fazlası ile ilgili.
RMF grubundaki iktisatçılar, çözüm olarak Avrupa Parasal Birliği’nin yapısal reformunu ya da Avro Bölgesi’nden çıkmayı öneriyor. Raporun özeti iki gün süreyle BirGün ekonomi sayfalarında yayımlanacak.
KRİZİN ARKA PLANI
“Avro Bölgesi Krizi: Komşuyu ve Kendini Yoksullaştırma” başlıklı rapora göre çevre Avrupa ülkelerinde (Yunanistan, İrlanda, İtalya, Portekiz ve İspanya) yaşanmakta olan kriz Almanya’nın kalıcı cari fazlası ile ilgili. Raporda krizin nedenleri söyle açıklanıyor:
Yunanistan ve diğer Avro Bölgesi çevre ülkelerinin kamu borç krizi Avrupa Para Birliği’ne zarar verebilecek bir potansiyele sahip. Ancak zaten Avro Bölgesi Projesi Yunanistan ve diğer çevre ülkelere zarar vermiş durumda. Krizin birbiriyle ilişkili iki nedeni var: İlki parasal birliğin çarpık doğası. İkincisi ise 2007-09 dönemi yaşanan ekonomik çalkantı.
Parasal birlik, maliye ve para politikası araçlarının kullanılabilmesini sınırlandırdı veya ortadan kaldırdı. Bu durum makroekonomik dengesizliklerle ilgili ayarlamaların işgücü piyasasına yönelik düzenlemelerle yapılmasını gerekli kıldı. AB politikası rehberliğinde, Avro Bölgesi ülkeleri esnekleşmenin, ücret kısıtlamalarının ve yarı zamanlı çalışmanın teşvik edildiği ‘dibe doğru bir yarışa’ girdiler.
Avro Bölgesi genelinde emek, sermaye karşısında yenilgiye uğradı. Yeniden birleşme sonrası emek baskılama politikalarını sertleştiren Almanya rekabette üstün geldi. Avro Bölgesi Almanya’nın, çevre ülkelerinin cari açıklarını finanse ederek sürekli cari fazla verdiği bir alan haline geldi. Para birliği Almanya için, öncelikle kendi çalışanlarını yoksullaştırma şartıyla, komşuyu, ülkeleri fakirleştirme politikasıdır.
2007-09 krizi, Avro Bölgesi’nin para ve mali yapısı nedeniyle çevre ülkelerin durumlarını kötüleştirdi. Kriz Avrupa bankaları için olağanüstü likidite sıkışıklığına neden oldu. Avrupa Merkez Bankası sınırsız fon sağlanması ve böylece bankaların zayıf konumlarını aşabilmeleri için müdahalede bulundu, Ancak 2009’da devletler, kriz nedeniyle artan finansman ihtiyacıyla karşılaştığında Avrupa Merkez Bankası’nın tepkisi oldukça farklı oldu. Avro Bölgesi her devleti finansal piyasalarda kendini koruması için yalnız bıraktı. Avrupa Merkez Bankası faiz oranları yükseldiğinde, finansal kuruluşlar devlet borçlarıyla spekülasyon yaptığında, devlet iflas ettiğinde seyirci kaldı.
KREDİ ALMADAN IMF’YE ZORLANDILAR
Kamu borç kriziyle karşısında Avro Bölgesi, çevre ülkeleri ciddi tasarruf tedbirleri almaya zorladı. Ancak ayni devletler, 2010’un başlarına kadar, baskıyı hafifletecek herhangi bir destekleme kredisi de alamadılar. Esasında, çevre ülkeleri IMF kredisi olmadan IMF koşullarını kabul etmeye zorlandılar. Bu durum ülkelere ağır şekilde zarar verdiği gibi, geleceğe ilişkin de büyüme olasılığı sunmamaktadır.
Daha iyi politika alternatifleri mevcut, ancak bunlar radikal sosyal ve ekonomik değişiklikleri gerektiriyorlar. Bir seçenek mali kısıtlamaları gevşetme, daha büyük bir Avrupa bütçesi yürürlülüğe koyma, asgari ücreti ve işsizlik sigortasını güvence altına alma mekanizmalarıyla Avro Bölgesi’ne reform yapmak olabilir.
Daha radikal bir alternatif ise Avro Bölgesi’nden çıkılmasını, bankaların ve ekonominin diğer stratejik alanlarının kamulaştırılması ve sanayi politikalarının uygulanmasını gerektirecek bir süreç olurdu. Her durumda, çevre ülkeler toplumsal çatışma dahil zorlu seçeneklerle karşı karşıya bulunmaktadır.
AVRO BÖLGESİ’NDE
KRİZ:
Dipnot:
Çeviri: Yrd. Doç. Dr.
Nuray Ergüneş
İstanbul Üniversitesi, SBF
nurayergunes@gmail.com
Elif Karaçimen
SOAS Londra Üniversitesi
Doktora öğrencisi
elifkaracimen@gmail.com
Raporun tamamına www.researchonmoneyandfinance.org adresinden ulaşılabilir.