15 Temmuz’un lütfu: OHAL!
Ayşenur Arslan Ayşenur Arslan

RTE, darbe girişiminin bastırılmasından sadece saatler sonra, “bu hareket Allah’ın bize büyük bir lütfu” demişti. Hatırlarsınız.

Öyle ya, FETÖ’cüleri başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere, her kurumdan, her alandan temizleyeceklerdi.

Bu “lütfu” nasıl değerlendirdiklerini de zaten bir yıl içinde gördük. Önce apar topar Olağanüstü Hal ilan ettiler. Hemen ardından buna dayanarak Kanun Hükmünde Kararnameler ile her kurum ve alanda kırıma / temizliğe giriştiler.

RTE, birkaç gün önce, OHAL’in (yani darbe girişiminin) bir büyük “lütfunu” daha anlattı. Daha doğrusu, bugüne kadar sağcı / muhafazakâr / dinci / liberal tüm liderlerin aklından geçen, ancak hiçbirinin açıktan söylemeye cesaret edemediğini itiraf etti. Aynen şu cümlelerle:

“Biz OHAL’i iş dünyasının daha rahat çalışması için getirdik. İş dünyasında herhangi bir sıkıntınız aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Şimdi grev tehdidi olan yere OHAL’den istifade izin vermiyoruz. Bunun için kullanıyoruz OHAL’i. Fotoğraf oldukça net.”

RTE’nin yabancı yatırımcılara hitaben, ama sadece onlara değil Türk iş dünyasına da verdiği bu mesajı, önce Twitter’da gördüm. Gözlerime inanamadım. Hatta, bizleri trollemek için atılmış sahte bir tweet olduğunu düşündüm. Güvendiğim internet sitelerinde araştırdım.

Evet! Gerçekti. RTE sahiden söylemişti bunları. Aklındakini dışa vurmuş, itiraf etmişti.

•••

Yıllar önce, Kanal D Haber’de görev yaparken, istihbarat şefi bir “son dakika” notu getirmişti. Notta (Birand’ın stüdyoda elden okuyacağı) şu ifade vardı: “Sizlere tatsız bir son dakika haberi vereceğim. Türk Hava Yolları’nda grev kararı alındı.”

“Hayrola” dedim istihbarat şefine, “Türk Hava Yolları’ndan hisselerin mi var?”

Şaşırdı. “Hayır” dedi.

“Peki, neden TATSIZ bir haber oluyor bu? Grev çalışanlar için hem doğal hem de anayasal bir haktır. Bu hakkı, bir çalışan olarak öncelikle bizlerin desteklemesi gerekmez mi?”

Türkiye’nin en önemli haber merkezlerinden birinde, istihbarat şefi olarak görev yapan bir gazeteci bile böyle bakıyordu greve.

Böyle bakmaya şartlandırılmıştı.

•••

Ben o mahalleden taşınalı beri “zihniyet” çok değişmemiş anlaşılan! Ahmet Hakan’ın “gazetecileri” yine bildiğim gibi!

Düşünün, bir cumhurbaşkanı böyle bir şeyi itiraf edecek ve gazeteler bunu es geçecek!

Yalnızca iki gazete –olması gerektiği gibi- manşetten verdi haberi: BirGün ve EVRENSEL. CUMHURİYET küçük de olsa birinci sayfadan vermişti.

Diğerleri, tahmin edeceğiniz gibi, görmemiş / duymamış / yazmamıştı.

Sermaye her ülkede aynı “ruha” sahiptir. Küresel / yerel / iktidar yanlısı fark etmez, sermaye sınıfı işçilerin haklara sahip olmasından nefret eder. Grevden ödü kopar.

Ancak, işçi sınıfının ve aydınlanmacıların yüzyıllardır yürüttüğü mücadele sonunda; hem bazı haklar kazanılmıştır.. Hem de o haklara göz dikmek “ayıplanacak” bir tutum haline gelmiştir.

Belki Trump hariç, günümüz dünyasında hiçbir lider RTE’nin söylediğini söyleyemez. Hiçbir ülkede medya bu cümlelere “skandal” başlığını esirgemez.

Peki, RTE, nasıl oluyor da –kendisinin de bundan üç beş yıl önce söylemekten kaçınacağı- böyle bir itirafta bulunabiliyor?

Hadi gelin, akıl yürütelim:

»RTE, bir güç zehirlenmesi yaşıyor. Her ne söylerse her ne yaparsa kayıtsız şartsız desteklenmesi, onu “UÇURMUŞ” anlaşılan.

»Ne var ki, bu ihtimal doğru olsa bile yeterince açıklamıyor RTE’nin tutumunu.

»O zaman ifadesinin muhataplarına bir bakalım. Yani, yabancı yatırımcılar ve Türk iş dünyasına!

»Yabancı yatırımcılara “GREVDEN ÇEKİNMEYİN, GELİN” demek, iktidarın ekonomide ne kadar sıkışık hale geldiğini göstermiyor mu?

»Ya Türk iş dünyasına? Bana sorarsanız, RTE’nin asıl mesajı onlara. Üstelik, derdi de başka.

»RTE, hem ekonomik, hem toplumsal açıdan tam bir açmazda. Dış politikadaki yanlışlar ise mevcut sorunları katlaya katlaya sürüyor. İktidar Türkiye’yi yönetemez hale geldi. Şeriatçı eğitimle gelecek kuşakların heba ediliyor olması da cabası!

»Bu korkunç gidişatın faturası bir süre sonra kapısına dayanacak. O yüzden RTE şimdiden destekçilerini konsolide etme peşinde. İş dünyasının 12 Eylül öncesindeki tavrını, 12 Eylül’ün lütfundan nasıl yararlandığını, Özal’ı nasıl bağrına bastığını biliyor. Şimdi aynı desteği kendisine vermelerini umuyor. Bekliyor. Rüşveti de açıktan gösteriyor: “Bu iktidar sizi grevle falan üzmez!”

•••

RTE, iş dünyasına “dileyin ne dilerseniz” diyor.

Bir zamanlar Fethullahçılar’a dediği gibi... Daha sonra aralar bozulunca da “ne istediniz de vermedik” diye sitem ettiği gibi.

Skandalın büyüklüğü, korkunun da büyüklüğünü gösteriyor.

Korkusu yüzünden iktidarın maskesi işte böyle düşüyor. Sınıfsal kimliği ortaya çıkıyor.

Bu yüzden de; Adalet Yürüyüşü ve Maltepe Mitingi’ne katılan yoksulları, emekçileri her türlü çirkin ithamla suçlayıp, sonra böyle “sermayeye satıveriyor.”

Doğasına / fıtratına yakışır biçimde!

*****

15-temmuz-un-lutfu-ohal-320505-1.İYİ Kİ DOĞDUN MİRAZ

Miraz bebek annesiyle cezaevinde. Dört duvar arasında büyüyor. Annenin suçunu bilmiyorum. Ama belli ki Miraz’ın suçu çooook büyük. Cezaevi yönetimi doğum günü pastasına izin vermemiş. Zavallılar! Bir bebekten bile korkuyorlar!