2016’dan kalanlar: Bir müzik envanteri
Murat Meriç Murat Meriç
2016 bitti. Acılarıyla üstümüzden silindir gibi geçti. Her “yeni” yıl başında olduğu gibi 2017 için de umutluyum

Gelenektir: Her şeyin sonunda envanter çıkartılır; yıl sonları hariç değil. Yıl boyu sepete doldurduğumuz şeyleri boşaltır, azaltırız. Kimini kenara ayırırız ve bir daha dokunmayız; kimini görünür bir yere koyar ve sıklıkla el atarız. Elbette yanımıza aldıklarımız, hiç ayırmadıklarımız da olur. Yıllardır bu sayfalarda, tam da bu hafta içinde yılın envanterini çıkartmaya gayret ederim. Yine yapacağım bunu ama önce bağımsız bir paragraf iliştireyim yazının burasına.

Geçtiğimiz yıl, küçük bir kalp kırıklığı sonucu BirGün Pazar’la bağımı koparttığımda bir şeylerin eksik kalacağını biliyordum. Sonrasında büyük yoksunluklar, kimi kayıplar yaşadım ve bu dönemde kırgınlığın, dargınlığın bize hiçbir şey kazandırmayacağını fark ettim. Şüphesiz bu sayfalarda Feridun Nâdir üstadımla yan yana yazmayı sürdürmeyi isterdim ama olmadı. Açıkçası, yıl sonu geldiğinde, [eski değil her dem] “editörüm” Can Uğur’dan gelen telefon, beni şaşırtmadı. Değerlendirmeyi yapmamı istedi, ben de yılın bu ilk gününde, envantere küçük bir katkı olsun diye, eski adresimde yeniden görev başına geldim. Her şey bir yana, dostlarla birlikte olmak öyle güzel ki!

2016, tanıdığım insanların art arda yeni albümlerini piyasaya çıkarttıkları yıl oldu. İzninizle, biraz iltimas geçeceğim: Kolektifİstanbul’un “Pastırma Yazı” adlı albümü ve içindeki şahane şarkı “Acımadı Yine” bu yıl en çok dinlediklerimdendi. Kadıköylü ekip Pinhâni’nin “Kediköy”ü de öyle. İlk albümü “Develerle Yaşıyorum” ile aklımızı alan Gaye Su Akyol, heyecanla beklediğimiz “Hologram İmparatorluğu”nu Kasım başında yayımladı ve ustalık yolunda bir adım daha attı. Akyol’un Seni Görmem İmkansız’daki ortağı Tuğçe Şenoğul, bir son dakika golü olarak “Onun Karanlık Huyları” adlı şarkıyı 2016’da filelere bıraktı. Önümüzdeki yıl, ondan, çok daha güzel çalışmaların geleceğine dair bir haberci bu ve sepetimizden çıkartmadıklarımız arasında yerini çoktan aldı. Melis Dânişmend albümü “Ve Ev” de, yılın en iyilerinden biri olarak sepette kalmayı hak ediyor. Bütün bu isimler bir yana, Kalben, kendi adını taşıyan albümüyle kalplerimizi fethetti –ki “sonrası” için asıl umut verici çıkış bu oldu. Eski Bando, yeni albümleri “İstanbul Beyrut Paris”i yılın sonuna doğru çıkarttı. Topluluktan söz etmişken, ekibin taşıyıcı sütunlarından Güney Marlen’i kenara ayırayım: Solo projesi “Şişelere Mektuplar”, sadece bu yılın değil, son yılların en iyi albümlerinden. 2016’nın kazancı bu albüm ve Güney’in anlattığı hikâyelerdi.

Redd, yılı şahane bir albümle kapattı: “Mükemmel Boşluk”. Mor ve ötesi, 20 yıllık envanterlerini, yeni single’larla destekleyerek yıl bitmeden önümüze koydu. Peyk, iki single yayımladı, çok sevdiğimiz konserlerine devam etti. Kargo, özlediğimiz ekiple, bomba gibi karşımıza çıktı. Acaipademler, Adamlar, Flört, Son Feci Bisiklet, Yok Öyle Kararlı Şeyler, No Land, In Hoodies, rock cenahında dikkat çeken çalışmalar yapan ekipler. Umut Adan’ın “Güvercin Şarkısı / Eflatun Kardeşler” adlı 45’liğini, Alpman’ın art arda yaptığı çalışmaları, üç Büyük Ev Ablukada single’ını ve TSU!’nun “Dadebe”sini unutmayayım elbette. Ankaralı topluluk Heavy Sky’ın “Dreamer”ı, CD ve plak olarak raflarda yerini aldığında, “başka türlü bir şey”le karşılaşacağımı biliyordum ama bu albümün beni bu kadar etkileyeceğini tahmin etmemiştim. Yılın kazançlarından biridir bu. Bir başka kazanç, Zeynep Bakşi Karatağ çalışması “Mozaik”.

Kendi şarkısını söyleyenler arasında Can Güngör, Can Kazaz gibi yılı boş geçirmeyen isimleri anmak, boynumun borcu. Korhan Futacı ve Kara Orkestra ile Yasemin Mori işbirliği sonucu karşımıza gelen “Yine Buluşuruz” adlı şarkı, Melik Şah’ın “bir”i ve Ah! Kosmos ile Mabel Matiz’in birlikte yaptığı “Mavi”, 2016’nın sürprizlerinden. Mabel Matiz demişken, yıl sonuna doğru çıkarttığı “Fena Halde Bela” çeşitlemelerinin beni şaşırttığını ve sevindirdiğini söylemeliyim.

Şirin Soysal’ın “Mutlu Melankolik” adlı albümü, Gökçe Kılınçer’in “Kalbimde İzi Var” adlı çalışması, Nilipek’in “Sabah” remix’leri, bu yılı güzel geçirmemizi sağlayan çalışmalar. Ama bu yılın bence en iyisi, Yüzyüzeyken Konuşuruz’un Temmuz başında ortalığa bıraktığı bomba, “Canavar”. Sur’dan Suruç’a memleket gündemini ıskalamayan, “insan denen varlığa / vicdan koyan Allah”tan söz eden topluluk, Tayfun Polat’ın deyimiyle bu yıl koltuklarımızı kabarttı. Açık söyleyeyim, elimize doğan bebeğin böylesi güzel büyüdüğünü görmek, gurur verici.

Caz dünyası bereketliydi: Şenay Lambaoğlu’nun “Başka Türlü Bir Şey”i, Esra Kayıkçı’nın “Bozgun Hatıra”sı, Ülkü Aybala Sunat’ın “Artiz Kahvesi” adlı çalışması ve yeni Başak Yavuz albümü “a little red bug”, bu yıl çıkan albümler arasında dikkat çekenler. Önder Focan ve Nilüfer Verdi, bu yıl boş durmayanlar. Konserler derseniz, Selen Gülün ve arkadaşlarının buluştuğu “Kadınlar Matinesi”, bu yıl da sürdü. Albümlenecek derken hevesimiz kursağımızda kaldı ama yeni yılı beklemek için bir umut daha belki de bu… Yazının sonlarına doğru, albüm olarak önümüze konan iki film müziğini ıskalamayayım: Nekropsi’den tanıdığımız Cevdet Erek’in “Abluka”, Gevende insanı Ahmet Kenan Bilgiç’in “Sarmaşık” filmleri için yaptığı çalışmalar, bu yıldan sonraki yıllara kalacak olanlar.

Çok isimli yazılarda genel bir dert vardır: İnsan, bir şeyleri unutur. Bu yazı, 2016 giderken geriye dönüp baktığımda aklıma ilk gelenleri içeriyor. Unuttuklarım, görmediklerim elbette olmuştur. Şüphesiz Sıla’dan Tarkan’a, Kenan Doğulu’dan Ayla Çelik’e “ana arter”de yürüyenleri dikkate almadım ama bu, sevmediğimden değil, herkes onları gördüğünden. Hayko Cepkin’in “Beni Büyüten Şarkılar” dizisinin ilk albümü ve İzzet Öz arşivinden çıkan Cem Karaca – Moğollar albümü “2.2.1973”, bambaşka bir yerde yer aldığı için şimdilik adlarını anmakla yetineceğim. “Sürç-i lisan ettiysem affola” diyerek bağlamadan önce iki albümden daha söz edeyim: Sevinç Eratalay işi “Devrim Türküleri”, yılın umut veren albümü olarak sonraki yıllara kalacak çalışma: Geçmişi bugüne getiren, unuttuklarımızı hatırlatan, bilmediklerimizi öğreten bir güzellik. Zülfü Livaneli için yapılan 50. yıl albümü “Bir Kuşaktan Bir Kuşağa” ise, dertleri olsa da hep aklımızdaki şarkıları yeniden (ve farklı şekillerde) önümüze koyduğu için önemli.

2016 bitti. Acılarıyla üstümüzden silindir gibi geçti. Her “yeni” yıl başında olduğu gibi 2017 için de umutluyum. Temennim belli: Ülkeye barış gelsin ve daha fazla acı çekmeyelim. Müzik, bu anlamda, birleştirici bir güç. Kayıtsız kalmak olmaz. Barış gelecekse, biraz da bu sayede gelecek.