‘Ankara, ne kadar ileri gidebileceğini test ediyor ‘
07.03.2017 00:32 GÜNCEL
Alman Sol Parti Milletvekili ve partinin sözcüsü Andrej Hunko, Almanya ile Türkiye arasında yaşanan miting krizini ve krizin arka planındakileri BirGün’e değerlendirdi

MELTEM YILMAZ [email protected]

Almanya’nın, Türkiye Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın Almanya'nın Gaggenau kentinde yapacağı miting için verilen izni iptal etmesinin ardından yaşanan gerginliği, Erdoğan’ın ne kadar ileri gidebileceğini test etmesi olarak yorumlayan Andrej Hunko; Merkel hükümetinin, göçmen anlaşması nedeniyle, Türk hükümetine karşı bir süredir sessiz kaldığını anımsattı ve “Bu durum, Almanya’nın, Türkiye’deki medya ve akademisyenlere uyguladığı antidemokratik uygulamalar karşısında sessiz kalmasına neden oluyordu. Bu nedenle de Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler yatışmış görünüyordu. Biz bu yüzden Merkel’i, diktatörlüğe giden bir duruma yönelik kayırıcı tutumu nedeniyle yoğun bir şekilde eleştiriyorduk” ifadelerini kullandı.

Deniz Yücel’in tutuklanmasının, Türkiye’de son yıllarda eleştiren gazetecilere yönelik uygulanan baskının açık bir göstergesi olduğuna dikkat çeken Hunko, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de basın özgürlüğü, kuşatma altında. Öte yandan, ben Erdoğan’ın Merkel bu duruma ses çıkarana kadar ne kadar ileri gidebileceğini görmeye çalıştığını düşünüyorum. Deniz Yücel gibi, Alman bir gazeteciyi absürt nedenlerle tutuklamak, Türkiye- Almanya ilişkilerini teste tabi tutmak anlamına gelmektedir.”

'Mantık ötesi bir tutum'
Hunko, “Türk hükümeti yetkililerinin Almanya’da bir miting düzenleme talebinin geri çevrilmiş olmasını, Nazi uygulamalarıyla karşılaştırmak mantığın ötesinde bir tutumdur” diyerek, şöyle devam etti: “Bunun üzerine konuşmaya bile değmez. Diğer yandan, elbette Türk hükümeti yetkililerinin, Almanya’da halka karşı konuşmasını engellemenin doğru olup olmadığı da hassas bir sorudur. Farklı ülkelerin hükümet yetkilileri Almanya’da halka karşı konuşabilmelidir. Ancak bu durumda iki önemli argüman gündeme gelir: Birincisi, Türkiye’de yaşanan normal, demokratik ve adil bir seçim süreci değildir. Yapılan, Türkiye’de parlamenter sistemin diktatöryal sisteme geçişidir. Ve bu süreçte adil bir seçim olması için hiçbir koşul söz konusu değildir. Dahası, medya tümüyle hükümetin kontrolü altında ve binlerce muhalif, siyasi nedenlerle cezaevinde. İkincisi de, hükümet yetkililerinin referandumun tek bir seçeneği için, gelip Almanya’da propaganda yapmaları doğru değil. Zira onlar tüm bir ülkeyi temsilen değil, bir ülkenin yarısını temsilen gelmek istiyorlar.”

Kutuplaştırma çabası
Referandum sürecinde Türkiye’de toplumun iyice kutuplaştırılması yönünde çaba olduğunu da gözlemlediğini belirten Hunko, “Ve bu kutuplar gösteriyor ki, çoğunluk, Türkiye’nin başkanlık sistemine geçişini desteklemiyor. Erdoğan, Almanya ve diğer AB ülkeleriyle Türkiye arasında yaşanan miting krizini de ‘dış düşman’ algısı yaratmak için kullanarak, her zamanki gibi saflarını sıklaştırmaya çalışıyor. Umuyorum ki referandumdan ‘Hayır’ çıkar” diye konuştu.