Ata’ya hakaret olunca: Olay yargıda; Gazeteci özgür kalınca: Tanımıyorum!
Bülent Mumay Bülent Mumay

Atatürk’e yönelik sistematik hakaretlerin sarf edilmesinden bir hafta kadar sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan açıklama geldi. Çin’e uçarken Atatürk’e yönelik sözlerin “çirkin” olduğunu söyledi. Yeni uçağındaki yeni oturma düzeninde, karşısında kümelenen gazetecilere konuşan Erdoğan, daha fazla detaya girmedi. Gerekçesini ise şöyle açıkladı:

“Olay yargı sürecine girdiği için kendimi yargı yerine koymak suretiyle değerlendirmem doğru olmaz. Zaten önce gözaltı, sonra tutuklama işlemleri oldu. Nereye kadar uzar bunu yargıda göreceğiz.”

Demecin içinden adeta kuvvetler ayrılığı, hukuka saygı, demokrasi fışkırıyordu. “Başkanlık sistemine evet çıkarsa kuvvetler ayrılığı sona erecek” propagandası yapanlara ders verdi Erdoğan!

Tam aksine. kuvvetler öyle böyle ayrı değil şimdi. Oysa referandumdan önce öyle miydi? Misal, referandumdan bir yıl kadar önce, Anayasa Mahkemesi Can Dündar ve Erdem Gül’ün serbest bırakılmasına karar verince, ne demişti Cumhurbaşkanımız? Hatırlayalım: “Kararı tanımıyorum, saygı da duymuyorum.”

Hemen fesatlık yapıp, “Mesele Atatürk’e hakaret olunca işi yargıya bırakıyor da, gazeteciler serbest bırakılınca niye saygı duymuyor?” demeyin. Memlekette demokrasi, pardon başkanlık sistemi var artık.

“Ben görevde olduğum sürece Deniz Yücel iade edilmeyecek” açıklamasını da yargıya müdahale saymayınız, rica edeceğim. O da 14 Nisan’da söylenmişti. Referandumdan 2 gün önce, yurdumun kuvvetleri süper ayrı bir sisteme kavuşmadan önce.

*****

“Biçti” tutuklaması: 52 şehide “kömür” demek serbest mi?

ata-ya-hakaret-olunca-olay-yargida-gazeteci-ozgur-kalinca-tanimiyorum-287794-1.Türkiye bunu da gördü. Mahkeme bir gazeteciyi, başlığını beğenmediği için tutuklama kararı aldı. Yıllardır kullanılan, çoktan tedavülden kalkmış olması gereken, eleştiren yayın organlarının da onlarca kez kullandığı klişe başlığı, “teröre destek” saydı. 55 saniye yayında kalan “Başsavcı’yı kamyon biçti” başlığını, FETÖ ile mücadele eden diğer savcı ve hâkimlere gözdağı olarak algıladı.

“Meselenin üç beş ağaç” olmadığı, meslektaşımız Oğuz Güven’in, kaşının üstünde gözün var tutuklamasına kurban gittiği aşikâr. Ama gelin meseleye “Velev ki…” diyerek yaklaşalım. Hani diyelim ki başlıktaki “biçti” ifadesiyle FETÖ soruşturmasına bakan savcıya saygısızlık edildi. Peki, Melih Gökçek oğlunun televizyon kanalında canlı yayınlanan programda, “52 özel harekâtçı kömür oldu” altyazısı ile konuşmadı mı? Öyle 55 saniye falan da değil. İki saat süren yayında Ankara Gölbaşı’nda 15 Temmuz alçaklarının bombalarıyla can veren polislerin görüntülerini neredeyse şeffaf yayınlayarak…

Yakınlarının yaşadığı travmayı düşünebiliyor musunuz? Eşinizi, evladınızı o şekilde görmek, üstelik “kömür” olarak tanımlanmasına tanık olmak ister miydiniz?

Yoo, neden Gökçek ya da oğlunun kanalından kimse tutuklanmadı demiyoruz. Binlerce kez tekrarlanan bir haber kalıbı, savcı için kullanıldığında tutuklama sebebi oluyorsa… 52 şehit polise kömür denmesini en azından kınasaydınız bari diyoruz.. Kime, ne anlatıyorsak...

*****

Aydınlık’ta atlatma haber: Ozan Güven tutuklandı!

ata-ya-hakaret-olunca-olay-yargida-gazeteci-ozgur-kalinca-tanimiyorum-287793-1.Tutuklu gazeteciler meselesine en uzak gazete Aydınlık. Kendisi de Silivri mağduru olan Doğu Perinçek -muhtemelen kendisini uzun yıllar mağdur eden FETÖ’den intikam hissiyle- torbaya atılan her gazeteciye mesafeli davranıyor. Gazetesinde Cumhuriyet’e yapılan operasyonları öven köşe yazıları bile yer almıştı…

Bunları niye hatırladık? Dün neredeyse tüm gazeteler, başlık nedeniyle Oğuz Güven’in tutuklanmasın, meşreplerince 1. sayfalarına koymuştu. Meseleye epey Fransız, pardon Rus (ya da Çinli) kalan Aydınlık ise tutuklama haberini 10 sayfasında, kibrit kutusu büyüklüğünde vermişti.

Ama çoook büyük bir fark yaratarak. Babıali’nin tüm mevkutelerini atlatarak… Meslektaşımız Oğuz Güven’in hapse atılmasını, “OZAN GÜVEN TUTUKLANDI” başlığıyla okurlarına duyurarak, tüm sinemaseverlerin yüreğini ağzına getirmeyi başardı.

*****

1. sayfadan: Başka kapıya; İçeride: Türk Laschet!

ata-ya-hakaret-olunca-olay-yargida-gazeteci-ozgur-kalinca-tanimiyorum-287795-1.Akşam gazetesinin, kendi yayın yönetmenini ertesi gün kendi muhabirinin haberiyle yalanladığını görmüştük. Ama bu kez kendini aştı. Aynı gün, birinci sayfadan verdiği haberi devam sayfalarında tekzip etti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in İncirlik’le ilgili açıklamaları neredeyse her gazetede vardı. Ankara’nın Berlin’e yönelik yaklaşımı nedeniyle Akşam gazetesi, Merkel’in sözlerine epey sokak ağzıyla yanıt veriyordu 1. sayfasından: “Haydi Başka Kapıya.”

Gazetenin iç sayfalarındaki manşeti görünce, modern tıbbın aksine, perhiz ve lahananın birlikte mümkün olduğunu gördük. Almanya’nın en kalabalık eyaleti olan Kuzey Ren-Vestfalya’da seçimleri kazanan Armin Laschet için “Başbakan Türk Armin” başlığı kullanılmıştı. Gerçekten de Laschet, özellikle göçmenlere yönelik sıcak yaklaşımı nedeniyle yıllardır böyle anılıyor.

Yalnız, anımsatalım. “Türk Armin” lakaplı Laschet, aslen Alman. AK Partili falan da değil. Haberinizde de geçtiği gibi CDU’lu. Hani birinci sayfada “başka kapı” gösterdiğiniz Merkel’in partisinden. Gereksiz heyecan yapmayın yani...

*****

Biri Uluç’a hatırlatsın

Sabah gazetesinde 1980’li yıllardaki kuruluşundan bu yana yazarlık yapan Hıncal Uluç, dünkü köşesinde Ahmet Hakan’ı eleştirmiş. Hakan’ın, Atatürk’e hakaretlere karşı çıkan Cübbeli Ahmet’e yönelik övgüsüne epey kızmış:

ata-ya-hakaret-olunca-olay-yargida-gazeteci-ozgur-kalinca-tanimiyorum-287796-1.“İslami açıdan konuşmak ve de hele hele Atatürk’ü savunmak, tüm Atatürk devrimlerini çiğneyen ve din üzerinden geçim sağlayan o adama kaldıysa, ben artık ne Müslümanım, ne de Atatürkçü!..”

Cübbeli’ye köşede yer vermek tamamen gereksiz. İster övgü, ister sövgü olsun. Yalnız Uluç, Atatürk üzerinden Ahmet Hakan’ı eleştirirken kendi gazetesini okuyor mu acaba? Günaydın ekindeki haberleri değil… Biri ona, 80’li yıllardaki Sabah’ta olmadığını hatırlatsın lütfen. Haa, trafik meselesi hâlâ aynı. Amirlere ayar, plaka anonsları iş yapar yine.