Başka birini asıyorsunuz!
NAZIM ALPMAN NAZIM ALPMAN

Aziz Nesin “Surname” adlı romanında 15 yaşında hüküm giyen berber çırağı Hayri’nin üzerinden cezaevlerinin içini ve toplumun ikiyüzlülüğünü anlatır.

Berber Hayri yargılama sonunda idam mahkûm olup, Sultanahmet Meydanında yapılan halka açık son infazın da kahramanıdır!

Cezaevlerinin efsane kabadayısı haline geldikten sonra Aziz Nesin, Berber Hayri’nin ve çevresindekilerin hayatlarına dair ayrıntılar vermeye başlar.

Berber Hayri’yi idam sehpasına yollayan suçu küçük bir erkek çocuğa tecavüz edip öldürmektir.

Hayri cezaevine ilk düştüğünde bütün mahkûmlar onun “ahlaksızlığı” üzerinden kendilerini aklama yanışına girerler:

-Ben de aynı suçtan buradayım ama… Benim ki kız çocuktu!!!

Akşam güneş batarken cezaevinde mahkûmların iç hesaplaşma saatlerinin başladığını anlatır Aziz Nesin… Bir akşam da Berber Hayri, bilge kahraman Gözlüklü Beyefendi’ye (yukarıdaki suçu işleyen de o’dur) kendi hikâyesini açar.

Aslında Berber Hayri tecavüz eden değil, edilendir! Öldürdüğü çocuk yanında çalıştığı berber dükkanındaki ustanın oğludur. Ustası bir akşam zorla Hayri’ye tecavüz eder. Sonra arkası gelir. Herkese söyleyeceğim tehdidiyle bu işkence sürer. Sonunda Hayri, intikam almak için ustanın oğluna tecavüz etmek ister, çocuk bağırır, Hayri korkar kimse duymasın diye çocuğun ağzını kapatırken, farkında olmadan onun boğularak ölmesine neden olur!

Esas hikaye budur!

Gözlüklü Beyefendi bu özel bilgiyi koğuşun ağasına iletir. Hayri artık ağanın eline düşmüştür! Ustasının yerini hapishane ağası almıştır.

Bir gün hapishanenin helâlarından canhıraş bir çığlık duyulur.

Hapishane ağası penisi kesilmiş halde ve şişlermiş olarak bulunur!

Berber Hayri’nin “itibarlı” günleri böylece başlar!

Kendisine yapılanları başkalarına yapmaz ve yatırmaz. Hapishanelerin adalet dağıtan efsanesi haline gelir.

Çok sevilir, sayılır!

Ancak hakkında verilen idam kararı bürokratik aşamaları yavaş yavaş tamamlamaktadır. En son Meclis onayı da çıkınca, Berber Hayri için yolu sonu gelmiştir.

Aziz Ağabey kendisinin de tanık olduğu “ibret alınması” için yapılan halka açık idamları anlatır.

Halk geceden Sultanahmet Meydanındaki “Kanlı Çınar”ın etrafını doldururdu. Şilteler serilir, bir gün önceden yapılmış zeytinyağlı dolmalar tencereler içinde yanlarında olurdu.

Sabaha karşı idamlık mahkûm meydana getirilirdi.

Berber Hayri de benzer bir ortamda yağlı urganın altına alındı. Son sigarası yakıldı. Boynuna idam hükmü asıldı. Sehpaya çıkartılmadan önce “son sözü” soruldu. Cezaevlerinde 15 yıl geçirdikten sonra olgun bir adam haline gelen Berber Hayri, etrafına şöyle bir bakıp acı bir tebessümle der ki:

-Siz başka birini asıyorsunuz!

baska-birini-asiyorsunuz-144965-1.