Boykotu büyüt yereli koru
21.04.2017 09:34 ÇEVRE
Pınar, Ülker, Yörsan, Sütaş ve bilumum büyük üretici köylünün elindekini çoğu kez ölü fiyattan alır, işçisi sendikalı oldu diye işten atar, sponsor olduğu ilçede ‘Hayır’ baskın çıktı diye sponsorluğu bırakma tehdidi yapar

MUSTAFA DERMANLI
[email protected]
@mustafadermanli

Referandumun şaibeye bulaşmış sonucu arasında içimize umut olan bazı şeyler de olmuyor değil. İki senedir Çanakkale ve Bozcaada’da oturan bir yurttaş olarak ilimizin 12 ilçesinin 10’unda ‘Hayır’ın önde çıkması, İstanbul ve Ankara gibi iki büyük kentte iktidarın kaybetmesi, bunca baskıya, medya kaynaklarının sınırsız kullanımına, hileli sandık oyunlarına karşın kılpayı elde edilen bir ‘Evet’in kafası önde başarısından değil, alnı ak, omzu dik, ilmek ilmek örülen ‘en az’ yüzde 49’luk ‘Hayır’ın gururunu taşıdığımız bir dönemdeyiz.

Buradan kendine pay biçenler, referandum sonucuna göre pozisyona alanlar, iktidara yanaşanları da görmek her dönem karşılaştığımız ve bizi şaşırtmayan diğer gerçekler. En son örneği de Yaşar Holding ‘patronu’ Selim Yaşar’ın yaptığı açıklama oldu. Grup, en bilinen markası Pınar’ın, son dönemin başarılı basketbol takımı Karşıyaka’ya yıllardır var olan sponsorluğunu, ilçede baskın çıkan ‘Hayır’ oylarından sonra gözden geçireceklerini açıklaması sonrasında yine bir boykot hamlesi gündeme geldi.

Bugün Pınar’a yapılan boykot hamlesinin benzerleri farklı sebeplerle yıllardır bazı büyük markalara yapılıyor. Sendikalaşan işçilerini işten çıkartan Sütaş’a ve Yörsan’a, referandumdan kısa bir süre önce yaptığı açıklamalar sebebiyle Ülker’e, ‘Hayır’ baskın çıktığı için yıllardır ekmek yediği toprakların basketbol takımından desteği çekmeyi gözden geçireceğini açıklayan Pınar’a ve buna benzer aklıma şu an gelmeyen birçok büyük markaya boykotu her dönem çok iyi başlattık. Ama devam ettirebildik mi, bu muamma.

boykotu-buyut-yereli-koru-276346-1.

Pınar, Ülker, Yörsan, Sütaş ve bilumum büyük üretici köylünün elindekini çoğu kez ölü fiyattan alır, işçisi sendikalı oldu diye işten atar, sponsor olduğu ilçede 'Hayır' baskın çıktı diye sponsorluğu bırakma tehdidi yapar. Tarih boyunca bu böyledir ve ne yazık ki böyle olmaya da devam edecektir.

Ne yapacağız?

Peki, “bu ürünleri boykot edeceğiz de biz ne yiyeceğiz,” diyenler olabilir. Cevap basit: Küçük ve yerel üreticiyi destekleyeceğiz.

Pazarlara gidin, mis gibi şarküteri reyonları var. Peynir, zeytin, tereyağınızı hatta yoğurdunuzu bile oradan alın. Sebzenizi koca koca marketlerin manav reyonlarından değil semt pazarlarından toplayın. Artık gittikçe çoğalan gıda topluluklarını destekleyin. Google’layarak topluluk destekli gıda toplulukları hakkında bilgi edinin, karşınıza çıkanları araştırın ve kendi ekonomizini yaratın.

Elli kuruş fazla verip daha parlak elmayı almak yerine, hem elli kuruş daha ucuza hem de sağlıklı olduğu için kurtlu olan, yamuk yumuk elmayı alın. Alın ki köylüyü ilaç kullanmaya itmemiş olun, tezgâhta ürünü kalmış şekilde evine dönmek zorunda bırakmayın, tercihinizle toprağını satmak zorunda bırakmayın.

‘Devrim insanın içinde başlar’

Tek başına boykot ne yazık ki ya güdük kalıyor ya da bir süre sonra etkisizleşiyor. Hem endüstriyel ürünü kullanıp, hem de yereli desteklemek ne yazık ki olmuyor. 68 İsyanı’nda Paris’in duvarlarına nakşedildiği söylenen, “Devrim insanın içinde başlar” sözü gıda konusunda da izimiz olmalı. Sağlıklı, küçüğün ve yerelin yanında olan, endüstriyele mümkün olduğunca bulaşmamış, bizler gibi düşünen insanların ürettiği, güvendiğin ve bildiğin ürünleri masamıza koyma vakti geldi de geçiyor. Bunu yapmalıyız. Boykot böyle olursa anlamlı. Yoksa balık hafızamız sebebiyle iki haftaya hepsini unutuyoruz zaten.