De Boer, Terim’i ti’ye aldı
09.01.2017 10:00 SPOR
Hollandalı Teknik Direktör Frank de Boer verdiği bir röportajda Fatih Terim hakkında çarpıcı ifadeler kullandı. De Boer: “Terim’den futbolun nasıl oynanmaması gerektiğini öğrendim”

Galatasaray’ın eski futbolcularından Frank de Boer, sarı-kırmızılılarda oynadığı dönemde takımın başında bulunan Fatih Terim hakkında çok konuşulacak açıklamalarda bulundu. Hollandalı teknik adam verdiği özel bir röportaj esnasında, “Hiddink, Rijkaard, Advocaat bunlardan bir şeyler öğrendim. Fatih Terim’den de bir şeyler öğrendim. Futbolun nasıl oynanmaması gerektiğini öğrendim. O da bir nevi öğrenmek sayılır” ifadelerini kullandı.

‘Tam bir megolamandı’
Frank de Boer, önceki yıllarda yaptığı bir açıklamada yine Terim’i eleştirmişti. De Boer, eski teknik direktörü için “Kendisi futboldan çok dış görüntüsüyle ilgilenirdi. Benim hiçbir yerde görmediğim bir şeydi. Yarım sezonluk bir dönemde aynı kıyafetle diğer antrenmana çıktığını görmedim. Bu gerçekten inanılmazdı. Tam anlamıyla gerçek bir megolamandı” demişti.

Pirlo da eleştirmişti
De Boer’un yanı sıra bir dönem Terim ile çalışan İtalyan futbol efsanesi Andrea Pirlo da otobiyografisinde Terim’in taktik bilgisinin yetersiz olduğundan bahsetmişti. Pirlo kitabında Terim için şu ifadeleri kullanmıştı: “ Berlusconi ve Ancelotti arasında karşılıklı sevgiye dayanan, oldukça sağlam bir ilişli vardı. Fakat bunun Milan’ı çalıştıran herkes için geçerli olduğunu söyleyemem, örneğin Fatih Terim... Fatih oldukça dikkat çekici ve kurallara alerjisi varmış gibi görünen garip bir insandı. Daha en başından Milan’da uzun süre görev yapamayacağı oldukça belliydi ve kısa bir süre sonra da kovuldu. Özellikle göreve başladığı ilk günlerde yaptığı takım toplantıları ise unutulmazdı. Terim eline bir tebeşir alıp taktik tahtasına 11 daire çizerdi. Tahtadaki her daire sahaya çıkacak bir oyuncuyu temsil ederdi. Ancak konuşmanın ortasında taktik tahtası çizdiği oklardan ve karalamalardan öyle bir hale gelirdi ki, hangi dairenin kimi işaret ettiğini anlamak imkansızlaşırdı. Taktik tahtası, oyuncuları ve mevkileri birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı karmakarışık bir hal alırdı. Kısacası tam bir kaos... Sadece kalecinin kendi pozisyonundan emin olabildiği bir kaos...”