Doktor kandan, gazeteci baskıdan korkmaz
16.07.2017 09:33 BİRGÜN PAZAR
“Bugün ana akım medyada hiç kimse işini gerektiği gibi yapamıyor. Bir haberi gerektiği gibi yapmak ateşle oynamak haline geldi”

BURAK [email protected]

FOTOĞRAFLAR: Ali Can Altunbaş

Mirgün Cabas herkes tarafından tanınan başarılı bir gazeteci ve televizyoncu. Doğuş Yayın Grubu‘nda 15 sene çalışan Mirgün Cabas, Temmuz 2013 tarihinde istifa etti. Mirgün Cabas, Doğuş Grubu'ndaki 15 yılında editörlükten haber müdürlüğüne, haber koordinatörlüğünden birçok farklı görevde çalıştı. Sonrasında ise CNNTürk’te ‘Her Şey’ adlı programı hazırlayıp sunan Cabas’ın görevine Mart 2016’da son verildi. Kendisini mesleksiz bırakılan bir gazeteci olarak tanımlayan Mirgün Cabas, mesleksiz kaldığı bu süre zarfında çalışmalarını yaptığı “2001: Eski Türkiye’nin Son Yılı” adlı kitabını geçtiğimiz haftalarda Can Yayınları etiketiyle okurla buluşturdu.

Cabas, ‘AKP’siz son yıl’ olarak tanımladığı 2001 yılına dair olan olayları 31 farklı başlıkta toplayarak çok kapsamlı bir inceleme kitabı armağan etti. Ekonomik, politik, kültürel ve medyatik çok sayıda olayı yan yana okuduğumuzda ‘2001’ kitabı bizlere geçmişe dair yaşanılanları hatırlama imkânı sunuyor.
doktor-kandan-gazeteci-baskidan-korkmaz-320855-1.
Kitabı okurken, günümüzde çokça dillendirilen Eski Türkiye-Yeni Türkiye ayrımında çoğu zaman Eski Türkiye’yi görüp nefes alabilirken, çokça bölümde de “olup bitenler ne kadar saçmaymış!” diyebiliyorsunuz. Mirgün Cabas’la kitabı konuşmak üzere bir araya geldiğimizde de benzer bir sözü dillendirdi ve “Okur, Eski Türkiye’nin bazı alanlarda pek parlak bir yer olmadığını ama bazı açılardan da o kadar kötü bir yer olmadığını” bulacak değerlendirmesinde bulundu.
2001 doğumlu bir kişinin 2019 seçimlerinde oy kullanacağını düşündüğümüzde kitabın anlatıcı, hatırlatıcı ve aydınlatıcı yönleriyle 3 temel görevinin olduğunu söylemek mümkün. Cabas’ın dönemin aktörleriyle yaptığı röportajlar kitabın belgesel yönünü de fazlasıyla belirginleştiriyor.

Merkez sağın yok olduğu, ekonominin yerle bir olduğu ve de en önemlisi AKP’nin ortaya çıktığı o yıla dair bilmediklerinizi görmek, bildiklerinizi de hatırlamak üzerine Cabas herkese şahane bir fırsat sunuyor. Cabas’la bir araya geldik ve kitabı 2001’i konuştuk.

» Türkiye’de gazetecilik yapmak… Siz bunu nasıl tanımlıyorsunuz?
Gazeteciliği hakkını vererek yapmak her yerde zordur. Bazı yerlerde daha zordur. Türkiye’de de her zaman zordu. Ama böylesi bir kıyıcılıkla daha önce karşılaşmamıştık.

» Bir İtalyan gazeteciyle Türkiye’de gazeteciliği konuştuğumuzda bana ‘Bunca baskıya rağmen ısrarı nasıl sürdürebiliyorsunuz?’ diye sormuştu. Bunca ısrar etmeyi nasıl başarabiliyoruz?
Çünkü işin doğası bunu gerektiriyor. Kan görünce bayılan doktor olamayacağına göre, baskıdan kaçan gazeteci de olamaz, olmamalı. Gazetecilik dediğiniz şey temelde, sizin ulaşmak istediğiniz şeye ulaşamamanız, duyurmak istediğiniz şeyi duyuramamanız için iktidar sahiplerinin ellerinden geleni yaptığı bir meslek. Kimi ülkelerde bu engellemeler yasal ve meşru zeminde kalıyor, bizimki gibi ülkelerde ise hukuk dışı ve gayri meşru yöntemler, fiziki engellemeler, tehditler de devreye giriyor. Baskı arttıkça, bundan yılgınlık gösterenler de artıyor elbette. Ama geriye kalanların da kararlılığı artıyor bu arada.

» Siz yazarken neler hissettiniz? O dönem gazetecilik yapabildiğinizden dolayı mutlu musunuz? Malum, bu yıllarda çok kolay yapılabilen bir iş değil.
O döneme tanık olduğum, o dönemde gazetecilik yaptığım için memnunum. Kitapta da anlattığım gibi o dönem de pek çok kısıtlamalar vardı. Ama her şeye rağmen bugünkünden daha rahat gazetecilik yaptığımız bir dönemdi.

doktor-kandan-gazeteci-baskidan-korkmaz-320857-1.» Kitabın oluşum sürecinden bahsedecek olursak, ‘AKP’siz son 1 yıl’ fikri nasıl doğdu?
2001 yılının birçok kırılmaya, dönüşüme zemin hazırlayan bir yıl olduğunun farkındaydım. AKP’nin kurulduğu, ekonomik kriz, yolsuzluklar gibi sebeplerle dönemin siyasal partilerinin itibar kaybedip sahneden silinmeye başladığı bir yıl. Dönüp yılın bütün olaylarına baktığınız zaman AKP’nin hangi koşullarda kurulup iktidara geldiğini gözlemlemek mümkün. Üstelik sadece siyasi anlamda değil, farklı alanlarda da birbirinden ilginç olguların hâkim olduğu bir dönem. Bugünden bambaşka bir ortam. Bunun bu perspektiften ilgi çekici olacağını düşündüm. Nitekim çalışırken ortaya çıkan her şey, o dönemi gazeteci olarak yaşamış olan beni bile tekrar şaşırttı. “Bu da mı olmuştu, bu da mı 2001’deydi” diye hayret ettim bir sürü şeye. Ve itiraf edeyim, ilginç bir yıl olduğunu biliyordum ama kitap bitince içeriğine ve hacmine ben bile şaşırdım

» Ne kadar sürede hazırladınız?
Fikrin ortaya çıkmasıyla kitabın yayımlanması arasında yaklaşık iki yıl var. Ama son bir yıl hemen her gün bunun üzerinde çalıştım.

» Bunca veriyi bir araya getirmek güçlü bir hafızadan daha fazlasını beraberinde getirmeli. Siz kitabı yazarken nasıl bir metoda sahiptiniz?
Gazete arşivlerini taradım. İlgimi çeken tüm haberleri kopyaladım. Sonra bunları 30 ayrı başlık altında sınıflandırdım. Farklı kaynaklardan teyit ettim. Dönemin anı ve inceleme kitaplarını taradım. Sonra yazmaya başladım. Bu arada olayların aktörleri ve tanıklarıyla da röportajlar yaptım. Epey meşgul eden ama benim için tatmin edici ve zevkli bir süreç oldu.

» Ülkede pek çok şey oluyor. Ve bir şekilde olanı biteni unutuyoruz. Aklıma ilk gelenler Hrant Dink öldürüldü, 17-25 Aralık patlak verdi, darbe oldu ve siyasi ayağına dair tek kelime edilmedi… Toplum olarak artık ‘bizim bu iş ne oldu?’ diye soramıyor muyuz?
Çünkü bazı konuları istediğiniz kadar takip edin, kimse kendini size hesap vermek zorunda hissetmiyor. Siyasetçiler, kamu yöneticileri, bürokrasi el ele verip birbirlerini kollayan, hesap vermeyen, sorumluluk üstlenmeyen bir çember kurmuşlar. Kimse yaptığı işin sorumluluğunu taşımıyor. Öyle olunca da siz istediğiniz kadar fikri takip yapın, olayları unutmayın, yine de sonucu değiştiremiyorsunuz.

doktor-kandan-gazeteci-baskidan-korkmaz-320859-1.

» Bu soruyu sorup sormamak noktasında medya rolünü kayıp mı ediyor?
Kaybediyor tabii. Bugün ana akım medyada hiç kimse işini gerektiği gibi yapamıyor. Bir haberi gerektiği gibi yapmak ateşle oynamak haline geldi.

Soru sormak, perde arkasına bakmak, demeçlerin ötesine geçmeye çalışmak… Bunlar gazeteciliği gazetecilik yapan şeyler. Ama bütün bunlar artık gazeteciler için “başını garantili derde sokma yolları” haline geldi…

» 90 nesli için ben bu kitabı önemsiyorum. Sizce onlara hitap edebilir mi?
Kitabın iki temel amacı var. İlki o dönemi yaşamış olanlara yeni bir perspektiften o günleri hatırlatmak… Biz buraya nerden geldik sorusunun cevabını vermek. İkincisi de bu dönemi yaşamamış olanlara bu dönemi anlatmak. Aradan 15 yıl geçti ve o dönemi ancak hayal meyal hatırlayan ya da bölük pörçük okumuş ciddi bir genç kitle var. Bu yaş grubu buraya nereden geldiğimiz anlasın istedim. Okuyanların gözünde de sadece siyaset sahnesi değil, magaziniyle, futboluyla, fantastik gündemiyle, her şeyiyle bir Türkiye canlansın diye uğraştım.

» 90 nesli gençler ya da 2001’i bizzat yaşamış insanlar… Sizce okur kitapla beraber neleri hissedecek?
Eski Türkiye’nin bazı alanlarda pek parlak bir yer olmadığını ama bazı açılardan da o kadar kötü bir yer olmadığını… Ama her halükarda çok kutuplu, daha canlı ve ilginç bir yer olduğunu düşünecekler. Ben gazetecilik yapma koşulları açısından daha renkli bir yer olduğunu hatırladım o yılların.
doktor-kandan-gazeteci-baskidan-korkmaz-320858-1.
» Kitabın girişinde böyle bir kitabın 15 yıl sonra bugün için yazılması güçlüğünden bahsediyorsunuz. Neden zor olsun?
Zor, çünkü ben bu kitabı gazete arşivlerinden yazdım. Ve o gün olan biten her şeyin net bir resmi vardı o arşivlerde. Bugün basın üzerindeki engellemeler ve otosansür olan biten her şeyin eksiksiz bir resmini görmemizi engelliyor. Geleceğe de bu eksik resim kalacak maalesef. O resme bakarak Türkiye’yi anlamak da çok mümkün olmayacak. Başka tanıklıklara ihtiyaç duyacağız.

» Kitapta Mesut Yılmaz’ın dönemi siyasetçileriyle yüzleştiği sorular soruyorsunuz? Acaba 15 yıl sonra böyle bir kitap yazılsa bugünün siyasetçileri diğerleriyle yüzleşebilir mi?
Kimle yüzleşirler bilmem. Ama hesap verecekleri bir yüzleşme olmasını isterim.