Haymana skandalında soruşturma da eksik!
17.02.2017 01:18 GÜNCEL
Savcılığın cinsel istismar iddialarında okul müdürü S.K.’nin telefon kayıtlarını incelememesi, kadın öğretmenlerin ifadelerini almaması ve sadece 4-5 öğrencinin ifadesine başvurması eleştiriliyor

SERBAY MANSUROĞLU - @serbaymansur -

[email protected]

Haymana’da Nuri Bektaş Anadolu Lisesi’nde okul müdürü S.K.’nin erkek öğrencilere cinsel istismar iddialarına karşı gözaltına alınıp serbest bırakılması dosyanın üstünün örtülmek istendiğine dair kuşkuları artırdı. “Haymana’nın namus meselesi, Haymanalılık zarar görüyor” diyenler iddiaya göre ilçe genelinde ‘lobi ve baskı’ faaliyeti yürütüyor. En önemli argümanları ise muhalif ve bir yıl önce okuldan sürgün edilen bir öğretmenin iftira attığı yönünde. Okul müdürü S.K. ifadesinde de kendisine iftira atıldığını savundu. Ancak dün S.K.’nin eski görev yeri Edirne’de bir öğrenciye cinsel istismardan aldığı kınama cezasıyla ilgili belgenin savcılığa ulaşması soruşturma sürecinin yönünü değiştirebilir.

‘Kasabanın sırrı’
Haymana’da sokakta yürürken kime sorsanız herkesin bir şekilde duyduğu, kısmen bildiği ancak sır gibi sakladığı bir hale gelmiş istismar iddiaları. Akrabalık ilişkileri, hemşerilik ve muhafazakar kimlik bir araya gelince istismarın gündeme taşınmasını istemeyen insan azımsanmayacak sayıda. Bu konuda konuşmak isteyenler de, “Burası küçük yer. Şimdi ne anlatsak bizim dediğimiz anlaşılır” diyor.
Gizlilik kararı baskıya önlem mi?

İlçe genelinde olayı sümenaltı etme çabalarına karşı şimdilik adli ve idari soruşturma devam ediyor. Adli soruşturmayı 5 ay gibi kısa süre önce ilçeye atanan Rıdvan Özkan isimli savcı yürütüyor.

Genç savcının okul müdürü S.K. hakkında önce gözaltı kararı vermesi ardından ‘birden fazla çocuğa cinsel istismar şüphesinden’ tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etmesi işleri ciddi boyuta taşıdı. Savcının dosyadan el çektirilmesi için birtakım girişimlerde bulunulabileceği öne sürüldü. Savcının dosyada gizlilik kararı aldırmasının bu baskı karşısında önlem olarak değerlendiriliyor. Ayrıca Savcılığın okul müdürü S.K.’nin telefon kayıtlarını incelememesi, kadın öğretmenlerin ifadelerine başvurmaması ve sadece şikayeti tespit edilen 4-5 öğrencinin ifadesini alması eleştiriliyor.

Savcılığın tutuklama talebine karşılık salı gecesi nöbetçi mahkeme, “İddialarla ilgili yeterli somut delilin olmadığı’ gerekçesiyle yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla S.K.’nin tutuksuz yargılanmasına karar verdi.

haymana-skandalinda-sorusturma-da-eksik-246405-1.

Suçluyu müdür yapan sistem sorgulanmalı
Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nden Avukat Seda Köse, “Müdürün fiili katalog suçlar kapsamında değerlendirilerek okul müdürünün tutuklanması gerekirdi. Ancak burada tek mesele okul müdürünün tutuklanması değil. Daha önce aldığı cezaya rağmen onu buraya okul müdürü olarak atayan sistemin sorgulanması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘Okulda baskı kuruluyor’
BirGün’e konuşan bir veli, “Yarıyıl tatilinin ardından okulda patlak veren olayla birlikte çocuklar üzerinde baskı kurulmaya çalışılıyor. Çocuğum her gün bana şikayetlerle geliyor. Bazı öğretmenler yaşananları anlatmaya cesaret edemiyor. Müdürün efendi ve dini bütün olduğu konuşuluyor. Bu doğrudur. Ancak söz konusu iddiaları yapmamış denemez” dedi.

***

'Pervasızlığı adalet ile yenebiliriz'
Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, Haymana’ya gelerek bilgi aldı. Sürecin takipçisi olan Nazlıaka, iddia ve beraberinde yaşanan sürecin kamuoyu vicdanını derinden sarstığını ve yaraladığını dile getirdi. Konunun basına yansıdığı andan itibaren konuyu büyük bir hassasiyetle takip ettiğini söyleyen Nazlıaka, "Haymana’ya giderek yetkililerle görüştüm, bilgi aldım. Savcı’nın soruşturmayı ilerletmeye çalıştığını gördüm. Önemli olan soruşturma sürecinde çocuklarımızın, velilerin ve öğretmenlerin baskı altında olmadan sürece dahil olmalarıdır. Yaşanan olayların üstünün örtülmeye çalışılması yeni mağduriyetler yaratacaktır" ifadelerine yer verdi.
Bu ve benzeri olayların bir daha yaşanmaması için gerçeklerin ortaya çıkması gerektiğine de vurgu yapan Nazlıaka sözlerine şöyle devam etti:

"Bu çocukların yarasını sarmak, yaşadıkları travmayı atlatması için destek vermek hepimizin görevidir. Bu tür olaylara toplum olarak gösterdiğimiz tepki ve duyarlılığın büyüklüğü ve adaletin yerini bulması benzeri olayları da önleyecektir.Ensar Vakfı olayında hükümetin tutumu, dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın “Bir kereden bir şey olmaz açıklaması” belki de bugün yaşanılanların nedenlerinden biridir.Kötülüğün pervasızlığını ancak toplumun duyarlılığı ve adaletin tarafsızlığıyla kırabiliriz."