Hukuk ve Yaşam
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Anayasa yediğimiz ekmek, içtiğimiz su ve soluduğumuz hava kadar önemli... ‘Önce Demokrasi’ girişimi toplantılarında, anayasanın neden önemli olduğunu vurgulamak için sıkça dillendirdiğim sözlerden.

Ekmek kavgası

“Burada ekmek kavgası veriyoruz, bunu duymak zorundasınız” diyor Nuriye Gülmen. 6 Ocak 2017 tarihli OHAL KHK’si mağdurları sevgili meslektaşlarımız Gülmen ve Semih Özakça, iki ayı aşkın süredir açlık grevinde.

Ne var ki, bütün başvuru yollarını kilitleyen Hükümet, dört ayda bir İnceleme Komisyonu kuramadı.

OHAL İnceleme Komisyonu

23 Ocak günlü 685 sayılı ile KHK ile OHAL İnceleme Komisyonu kurulması kararı, KHK yoluyla neden olunan haksızlıkların 6 ay gecikme ile de olsa, itiraf edilmesi anlamına geliyordu.

22 Şubat günü, yani tam bir ay sonra, “ihraç listeleri” içeriğinden basın yoluyla haberdar olduklarını itiraf eden Başbakan’ın sözleri: “Kurunun yanında yaş da yanıyor; OHAL Denetleme Komisyonu kurduk; öğretim üyeleri gurur sorunu yapmasın, başvursunlar...”

Oysa, ortada komisyon yoktu: üyeleri ve çalışma esasları bile belirlenmiş değildi. Yani, kendi koydukları kurala bile uyma gereği duymuyordu. (Buna karşılık, Başbakan ve bakanlar, mesailerini, yetki dışı bir alana yönlendirmişti: hükümet düzenini ortadan kaldıracak Anayasa değişikliği...)

Nihayet, 17 Mayıs tarihli gazetelere İnceleme Komisyonu üyelerinin belirlendiği haberi yansıdı. Komisyonun çalışma esasları ve ne zaman göreve başlayacağı ise hala belli değil.

Anında infaz ve sorumluluktan kaçma

Gece yarılarında yayımlanan KHK uygulaması, saniyeler beklenilmeden anında yapılıyor. Tam tersine, aynı KHK hükümlerinin yapıcıları açısından uygulanması, aylara yayılabiliyor veya hiç yapılmıyor.

Muhataplarını yargısız infaza tabi tutuyor; ama kendi sorumluluklarının gündeme gelmemesi için, sürekli oyalama taktiği uyguluyor.

Çifte katliam...

Hukuka saygı ile yaşama saygı iç içe: Darbe adına; darbe, cemaat ve tarikatlar ile hiç bir ilişkisi olmayan; özgür birey temeline dayanan bütün ilişkileri, hukuk çerçevesinde ve saydam olan kişilerin maruz kaldığı işlem, tam bir “hukuk katliamı”.

Hukuk katliamı yoluyla, insanların ekmeksiz bırakılması ise, “yaşam katliamı”.

Hukuka inanç duymayanlar, insana da saygı duymaz. Hukuka ve insana inançsızlık ise, her türlü inanç söylemini sanal kılar; tıpkı KHK ek listelerinin sanal olması gibi altında imzası bulunan zevat açısından.

Kara ve kızıl ötesi…

Sanal listeler, gece yarısında çakma resmi gazetelerde yayımlanıyor ve anında “idam sehpaları” kuruluyordu; idam etmek için değil, hedef göstermek, rencide etmek; “yeminli iktidar yalakaları”nı üzerlerine salmak için... Bütün hak ve özgürlükleri ellerinden alınıyordu: Kurumsal internet adres ve iletişim bilgilerine erişim haklarının anında bloke edilmesinden, özlük ve sosyal güvenlik hakları bütününden yoksun kılınmalarının ötesinde, seyahat ve çalışma özgürlükleri de.

Bunlar ve diğerleri ne anlama geliyor yönetim tarzı bakımından? 20. yüzyılın ilk yarısında, hak ve özgürlükleri toptan denetim altına alan yönetimler, “totalitarist “ (veya totaliter/toptancı) olarak adlandırılıyordu. Bazı uzmanlar bunları, kara ( Hitler ve Musolini faşizmi) ve kızıl (Stalin diktatörlüğü) şeklinde ikiye ayırıyordu…

Gülmen ve Özakça’ya;

“Kurunun yanında yaş da yanıyor” ve “OHAL’de halkoylaması yapılmayacak” sözleri aynı kişinin: Başbakan Sn. Yıldırım.

OHAL süreci, Anayasa’yı yaktı; KHK’ler de suçsuzları yakmaya devam ediyor.

OHAL KHK metin ve eklerindeki isimler, iki kategori:

Adları, kararname metninde ve ek listelerde yer alanlar;

İlk kategori, kararname sahibi oldukları halde, ek listelerden haberdar olmadığını söylüyor.

İkinci kategori; adları ek listede yer aldığı halde listenin sahibi belli değil.

Belli olan ise, sorumluların kim olduğu ve hayatlarında cemaatlerle hiç tanışmamış olan kişilerin suçsuz olduğu.

Anayasayı iktidar aracı olarak görenlerden yaşam belgesi olarak görmeleri beklenmemeli…

O nedenle, sevgili Gülmen ve Özakça’ya sesleniyorum;

Yaşam hakkı kutsaldır; hukuka inanmayanlardan yaşama saygı göstermeleri beklenmemeli. Hukuk ve insana saygıdan yoksun kişilerin her türlü inanç söylemi de sanal.

Bu nedenle, biz mücadelemizi hukuk yoluyla ve yaşamın kutsallığı inancıyla dayanışma halkalarını genişleterek verelim; yargısız infaz faillerini sevindirmeyelim.

Bu aşamaya kadar bile vermiş olduğunuz bireysel mücadeleniz, çok onurlu; kitleselleşti ve hepimize güç vermekte.

Haydi birlikte, ele ele tutuşalım!