İzmir’de referanduma ‘Hayır’ derler
19.03.2017 08:06 GÜNCEL
İzmir Haziran Hareketi üyeleri mahalle mahalle Hayır’ı anlatıyor. Hazirancılara İzmir’deki referandum havasını sorduk. Yanıtları “İzmir’de referanduma ‘Hayır’ derler” oldu

Birleşik Haziran Hareketi, referandumda Türkiye’nin dört bir yanında etkili bir kampanya yürütüyor. İzmir de bu dönemin ilgiyle izlenen noktalarından birisi. İzmir’de referandum havasını ve Haziran’ın çalışmalarını muhataplarıyla konuştuk. Haziran İzmir Sekretaryası Ozan Karaçanta, Gültepe’den Nuray Beyenç ve Karabağlar’dan Savaş Murat sorularımızı cevaplandırdı.

»Referandum kampanyasına başlanan günden bugüne gelinen aşamayı anlatır mısınız? Nasıl başladı, nasıl ilerliyor?

Ozan Karaçanta: ‘Hayır’ çalışması başlamadan önce hepimizin gözlemlediği durum şöyleydi; özellikle 10 Ekim sonrası bir korku duvarı vardı. Çalışmalar da bu korku duvarının gölgesinde devam ediyordu. Solun, toplumsal muhalefetin sözünün cılız kaldığı, adım atmaktan çekindiği bir dönem geçirdik. Fakat ‘Hayır’ çalışmalarına başladığımız zaman gördük ki muktedir bu ülkede gerçekten yalnız. Toplumun çok büyük bir kısmını, kendi tabanını bile evet demeye ikna edemedi. Hayır cephesi şunu gördü ki bu ülkede egemenler bu anlamda çok yalnızlar.

Geldikleri noktada patlayan bombalar, ekonomik çöküş, toplumsal huzurun kalmayışı, toplumda adalet duygusunun yitirilmesi, Hayır cephesine güçlü bir çıkış imkanı sağladı. Bu güçlü çıkışın da lokomotif gücü Haziran Hareketi oldu. Geçtiğimiz dönemdeki laik ve bilimsel eğitim çalışmalarında olduğu gibi Hayır'da da Haziran ciddi bir güç olarak sahneye çıktı. Bugün sokakta Haziran dışında Hayır’ın sesini bu kadar yüksek sesle söyleyebilen ve geniş kesime dokunan başka bir hareket yok. İzmir'de de çok farklı bir tablo yok. İzmir'de ‘Hayır’ çalışmasına başladığımızdan beri birçok meclis daha önceki hacimlerini ikiye katladı, çalışma olanaklarını genişletti, atıl kalan meclislerimiz mesafesini kapatarak çalışmalara katıldı. Güzel bir tabloyla karşı karşıyayız.

izmir-de-referanduma-hayir-derler-260542-1.

»Bundan önce yapılan seçimlerde, İzmir’e bakarak değerlendirme yapmanın yanlışlığından söz edilirdi. Bu, bugün de geçerli mi?

Ozan Karaçanta: İzmir ilericiliğin, aydınlanmacılığın bir düzeyde simgesi. Birçok noktada sözünü cesurca dile getirdi, bu yüzden de muktedir tarafından gavur olarak nitelendirildiği bir çok saldırıya maruz kaldı. Doğal olarak, ‘Hayır’ sesini de en güçlü söyleyen yerlerden birisi İzmir. Ancak bugün her yerde, ülke çapında Hayır’ın sesi çok güçlü. Deyim yerindeyse Türkiye İzmir’e benzedi.

Bugün, toplumsal muhalefet daha cesur, sokak çalışmalarında herhangi bir çekincesi yok, giremeyeceği yer kalmadı. Örneğin İzmir’de Karabağlar İzmir’in genel düzeydeki ilerici muhtevasını barındıran ancak gerici unsurların da yoğun olduğu yerlerden birisi. Biz, bu tür yerlerde ‘Hayır’ çalışmaları yürütüyoruz, bildiri dağıtıyoruz, kahve toplantıları yapıyoruz. Herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmadık. Zaten olası sıkıntılara bizden önce yurttaşlar, halk bizi korumak için refleks geliştiriyor. Bu önemli bir veri.

»Savaş, sen nasıl görüyorsun? Karabağlar’dan sizin çalışma yürüttüğünüz yerin toplumsal özelliklerinden bahseder misin?

Savaş Murat: Bizim çalışma yürüttüğümüz Karabağlar İzmir'in ortalamasını çok yansıtmayan bir yer. Kozmopolit bir birikim var, sınıfsal özellikleri farklı. Bir yandan İzmir'in kent yaşamına ayak uydurmaya çalışan, daha beyaz yakalı diye tarif edebileceğimiz bir topluluk var. Öte tarafta gecekondularda yoksullukla mücadele eden, dinsel, mezhepsel, etnik farklılıkları olan yurttaşların yaşadığı bir yer. Kürtlerin yoğun olduğu bölgeler var, Alevilerin yoğun olduğu bölgeler var. Orta Anadolu'dan gelen muhafazakâr kesimlerin olduğu bölgeler de var. Biz Karabağlar'da bir yurttaş inisiyatifi oluşturduk. Yürüttüğümüz çalışma hayır diyecek olan, kendisini bir yerin parçası olarak görmeyen birçok insana mecra oldu. Orada kendisini ifade etmesi ‘Hayır’ çalışmalarına katılması ülkenin geleceğine dair söz söylemesi insanların benimsediği sahiplendiği bir durum oldu. 70 yaşındaki emekli doktorlar, mühendisler yoksul mahallelerde ‘Hayır’ çalışmaları yapıyor. Bugün toplumda meşru olan, moralli olan ‘Hayır’ cephesi. İnsanların çok farklı “Hayır” deme gerekçeleri var fakat birleşen nokta, Türkiye'de bir padişahlık sisteminin istenmemesi, insanların kendi geleceklerine kendileri karar verme ihtiyacı. Birkaç gün önce bildiri dağıtırken pazar yerinde AKP’li 20 civarı kadın, arkalarında birkaç erkek korumayla geldiler. Esnafın tepki göstermesi, elimizdeki bildirileri alıp direklere yapıştırması sonucu 5 dakika dayanabildiler ve alanı terk ettiler. Bizim tepki vermemize gerek kalmaksızın halk tepki gösteriyor zaten bu da bir kırılma yaratıyor. Özellikle, muhafazakâr kesimin yaşadığı bölgelerde yaptığımız çalışmalardan görüyoruz ki oranın kafası karmakarışık, gelen durumun ne olduğunu bilmiyorlar. Erdoğan 15 Temmuz’un yarattığı rüzgârla, ‘evet’ çıkacakmış gibi bir iklim görüyordu, rüzgâr tam anlamıyla tersten esmeye başladı.

izmir-de-referanduma-hayir-derler-260543-1.

»Gelelim Gültepe’ye... Gültepe'de de AKP’ye yakın kesimlerin yoğun olduğu yerler var. Ve buralarda da bir çalışma yürütülüyor. Bu çalışmalardan bahseder misiniz?

Nuray Beyenç: Biz örgütler, partiler v.s üzerinden çağrı yapmamıştık. Kişisel ilişkilerimizle bir çağrı yaparak, bir araya gelerek ‘Hayır’ı örgütlemek, genişletmek için ne yapabiliriz diyerek yola çıktık. Gültepe geniş ve kozmopolit bir yapıda; Alevilerin, muhafazakârların v.s bir arada yaşadığı bir bölge. Düşük gelirli insanların, asgari ücretlilerin işsizlerin yoğun olduğu ‘Hayır’ çalışmasını başlatırken ilk toplantımız çok başarılı geçti, insanların çok duyarlı olduğunu gördük. ‘Hayır’ cephesinde ciddi bir moral var, bu moralle bugüne kadar seçim çalışmalarında gördüğümüz karşıtlık, örgütsel rekabet v.s gibi durumlara takılmadan insanların bir arada olabileceği bir zemin oluşturmaya gayret ettik. Devamında sokağa çıktık. Hangi kapıyı çalsak, hangi kahveye girsek, hangi yöre derneğine gittiysek biz de varız karşılığını aldık. Bu da orda çalışma yapmamızı kolaylaştırdı bizim için.

»Yoksul bir mahallede çalışma yapan bir kadın olarak, çalışmaları kadınlar açısından da değerlendirir misin?

Nuray Beyenç: Hayır’ın yarattığı moral-motivasyon kadınlara çok iyi geldi. Biz, Gültepe’de öncelikle benzer düşüncelere sahip olduğumuz kadın arkadaşlarla ilişkilendik. Hepsinin muhafazakâr bir komşusu var, oraya gelen özellikle kadınların siyasi bir bağlantısı olmadan, çay içtiği, kek yediği, gün yaptığı farklı kesimden insanlar olduğunu düşündük. Beni bir etkinlikten sonra güne çağırdılar. Gittiğimiz evde yalnızca iki kişi ‘Hayır’cıydı. Arkadaşlıkları ve dostlukları sıkı olan, mahalle kültürü olan bir yer ancak bugüne kadar siyaset konuşulmayan, bir durum vardı. Onların bile artık siyaset tartıştığını görüyoruz. Referandum kampanyamız bizi bu insanlarla buluşturdu.

Kadınlar referandumun uçurumdan önce son çıkış olduğunun, kazanılmış olan haklarını yitireceklerinin ciddi şekilde farkında vardı bu sebeple aktif olmak istiyorlar. Daha önce söylediğimiz gibi herkesin farklı ‘Hayır’ gerekçesi var ancak özellikle kadınların ‘Hayır’ için çok fazla gerekçesi var. Bu yüzden de sanırım, önceden etkinliklerde üçte iki erkek olan katılım oranı, bugün üçte ikinin kadın olduğunu bir tabloya dönüştü. Ayrıca ‘Hayır’cılara yapılan saldırıların videolarında da en önde tepki verenlerin kadınlar olduğunu görüyoruz.

izmir-de-referanduma-hayir-derler-260544-1.

»OHAL muhalefetteki olası dinamizmi engellemek için ilan edildi oysa tersi oldu. Bunu neye bağlıyorsun?

Ozan Karaçanta: Erdoğan ‘15 Temmuz bizim için bir lütuftur’ demişti. Referandum da Türkiye’deki muhalif milyonlar için bir lütuf aslında. Bütün imkanlarına karşın, topluma kendi siyasal programını anlatamayan, güçsüz bir akım var karşımızda. Toplumsal muhalefet son yıllarda bir ateş çemberinden geçti, patlayan bombalar, tutuklamalar ve operasyonlar yapıldı. Sadece kadınlar için değil herkes için kaybedilecek bir şey kalmadı. Arkadaşlarımız katledildi, tutuklandı, derneklerimiz kapatıldı, öğretmenlerimiz görevlerinden uzaklaştırıldı, darbe girişimi oldu. 7 Haziran sürecinden sonra bir fiili OHAL mevcuttu. Solun önünde iki yol vardı burada. Ya içine kapanacak ve bu süreci az yara alarak atlatacaktı ya da cüret edecek, bir adım daha öne çıkarak ‘Bu karanlığı yıkacağız’ diyecekti. Haziran, kendisi açısından tek yolu, ikinci yolu tercih etti.

izmir-de-referanduma-hayir-derler-260545-1.

»Bugünlerin popüler sorusunu soralım. Peki ya 17 Nisan?

Savaş Murat: AKP’nin en büyük kırılma anı bu referandum olabilir. Referandum iktidarın bugüne dek yaşadığı krizlerin toplamı olan bir durum. Hayır çıkınca ekonomik, siyasi, toplumsal krizler çözülmeyecek, fakat bu illetten bezmiş olan milyonlar için önemli bir moral ve enerji açığa çıkacak. Bizim oluşturduğumuz yurttaş inisiyatifinin temel parametresi de bu. 16 Nisan'a kadar hayır çalışması yürüteceğiz, sonrasında da ilerici, aydınlanmacı, özgürlükçü bir ülke için mücadele edeceğiz. Haziran bu anlayışı toplumsallaştırmak için var.

Nuray Beyenç: Biz 16 Nisan sonrasını şimdiden konuşup tartışmaya başladık. Yerel çalışmaları örgütlü mücadelenin ne kadar güçlendirdiğini görüyoruz. Halkın üzerinde yıllardır birikmiş kaybetme psikolojisi var, bir başarı hikayemiz yok. Referandum halkın başarı hikayesi olacak. Sokaklara çıktığımızda, çalışmalar yürüttüğümüzde talep ettiklerimizi alabileceğimizi, iktidarı devirebileceğimizi düşüneceklerini ve çalışmaların daha güçlü yürüyeceğini düşünüyorum. Fikirlerimizi yüksek sesle haykırdık, sayısız yeni insanla arkadaş olduk, birlikte yürüyoruz. Bu deneyim bizi 16 Nisan sonrasında daha güçlü çalışmalar yapmaya sevk edecek.

Ozan Karaçanta: Haziran meclislerimiz bulunduğu yerele kök salmaya gayret ediyor. Esnafını tanıyan, çevresini tanıyan bir örgütsel form taşıyor. Halk artık bizi karşılarken tanıyor, Hazirancı olduğumuzu biliyor. Onun dışında sosyal medya kullanımı gibi alternatif kanallarımız da mevcut. 17 Nisan’da devlet yine olduğu yerde duracak ancak bunun karşısında daha motivasyonlu, daha güçlü bir toplumsal muhalefet olacak. Evet, Haziran’ın büyük maddi imkanları yok ama inanç ve kararlılığımız var. Bizim en belirgin özelliğimiz, halkın kendi kendisini yönetmesini sağlayacak örgütlenmeler oluşturma hedefimiz. 16 Nisan’dan sonra da gücü burada yoğunlaştıracağız.