Kamu emekçileri sendikacılığı için düşünme vakti
AZİZ ÇELİK AZİZ ÇELİK
Tablonun vahametini geçiştirmeden ve bahane üretmeden, KESK için şapkayı öne koyup düşünme zamanıdır. Kamu çalışanlarının sendikal mücadele deneyimi, bu zorlukları aşmaya yetecek güçtedir

2017 yılı kamu görevlileri (memur) sendikaları istatistikleri 5 Temmuz 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Sendikalı memur sayısı 2016 yılına göre 73 bin azalarak 1 milyon 757 binden 1 milyon 684 bine düştü. 2005 yılından bugüne her yıl artış gösteren sendikalı memur sayısı ilk kez düşüş yaşıyor. 2016’da yüzde 72 olan memur sendikalaşma oranı ise yüzde 69’a geriledi.

Düşüşte en büyük pay KESK’in. 2016 yılında 221 bin olan KESK’in toplam üye sayısı 54 bin kişilik azalışla 167 bine geriledi. Türkiye Kamu-Sen’in üye sayısı ise 24 bin kişilik azalışla 420 binden 396 bine geriledi. Birleşik Kamu-İş 64 bin olan üye sayısını korurken, üye sayısı artan tek konfederasyon beklendiği gibi Memur-Sen oldu. Memur-Sen’in üye sayısı 41 bin artarak 956 binden 997 bine yükseldi. 2016 istatistiklerinde 22 bin üyesi olan Cihan-Sen ise 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle KHK ile kapatıldığı için 2017 istatistiğinde yer almadı.

Şaşırtmayan Memur-Sen mucizesi!
Memur konfederasyonlarının uzun dönemli üye sayısına bakıldığında ise daha çarpıcı sonuçlar ortaya çıkıyor. 2002’den bu yana yayımlanan memur sendikaları istatistiklerine göre, Memur-Sen üye sayısını 42 binden 997 bine yükseltti. Bu yüzde 2274’lük bir artış anlamına geliyor. 2002’de sendikalı memurların sadece yüzde 6,5’unu temsil eden Memur-Sen, 2017 istatistiğine göre sendika üyesi memurların yüzde 59’undan fazlasını temsil ediyor. Memur-Sen AKP’li yıllarda 955 bin yeni üye kaydetmiş.

Yüzde 2274’lük üye artışının bir sendikal “mucize” olduğu tartışma götürmez. Bu artışın nedenleri üzerinde iyi düşünülmesi gerekiyor. Bu artışın bir bölümünü dönem boyunca kamuya yeni giren 1 milyondan fazla memur oluşturabilir. Gerek kamuda mülakat yoluyla liyakatin ortadan kaldırılması, gerekse aday memurluk döneminde Memur-Sen’e üye olma yönündeki baskılar, üye artışında önemli bir faktördür. Asıl etken ise, 2002 yılına kadar silik bir konfederasyon olan Memur-Sen’in AKP döneminde iktidar partisi ile yakın ilişkileri ve aldığı siyasal destekle büyümesidir. Diğer bir ifadeyle “yandaş” sendikacılık veya vesayet sendikacılığı mucizenin asıl sebebidir.

Bugün Memur-Sen’in kamu bürokrasisinde nasıl örgütlendiği sır değil. Hemen her kurumda amirlerin Memur-Sen’i işaret ettiği ve yükselme, sürülme ve sicil kaygısı ve korkusuyla memurların Memur-Sen’e üye kaydedildiği biliniyor. Öte yandan Memur-Sen fiilen pek çok kamu kurumunda atama ve yükselmeleri bizzat belirlemektedir. Bu nedenle “işini bilen” memurların iktidara yakınlığı nedeniyle Memur-Sen’i bir “korunak” olarak gördüğü anlaşılıyor. Aslında 1950 ve 60’lı yıllarda kamu işletmelerinden ve genel olarak belediyelerden bildiğimiz örgütlenme tarzı Memur-Sen tarafından da sıkı sıkıya uygulanıyor. Bir diğer faktör ise devlet tarafından sendikalı memurların maaşlarına eklenen “toplu sözleşme primi” adı altında sendika aidatı tutarındaki ek ödemedir. Böylece sendikaya üye olan memur maddi hiçbir fedakârlıkta bulunmuyor. Sendikacılık devlet kesesinden yapılıyor.

Kamu-Sen de zayıflıyor
Türkiye Kamu-Sen ise AKP döneminde üye kaybeden ve temsil gücü azalan konfederasyonlar arasında yer alıyor. 2002 yılına göre üye sayısını 329 binden 395 bine çıkarmasına ve 2014’e kadar üye sayısını artırmasına rağmen, Kamu-Sen son üç yılda 53 bin üye kaybetti. 2014’te 448 bin olan üye sayısı 395 bine geriledi. Kamu-Sen temsil gücü açısından ise daha büyük bir erozyon yaşadı. 2002’de sendikalı memurların yüzde 51’ini temsil ederken, 2017’de temsil oranı yüzde 23,5’e geriledi.

Kamu-Sen 2010 yılına kadar en büyük memur konfederasyonu olma özelliğini korudu. Ancak 2010’dan başlayarak birinciliği Memur-Sen’e kaptırdı. Kamu-Sen 2010’lu yıllarda üye sayısını artırsa da Memur-Sen’in artış hızının gerisinde kaldı. 2014 sonrasında ise Kamu-Sen’in üye sayısında azalma başladı. Kamu-Sen’in üye sayısında yaşanan azalma kamuda sendikalaşma konusunda yaşanan partizanlığın en önemli göstergesidir. Kamu görevlileri içinde rahatlıkla örgütlenebilecek bir konfederasyon olan Kamu-Sen’in de üye sayısının gerilemesi tablonun vahameti açısından önemlidir. Memur-Sen’e sağlanan koruma ve kollama, Kamu-Sen’in doğal örgütlenme hacmini önemli ölçüde daraltıyor. Bu daralma önümüzdeki dönemde de devam edebilir.

KESK için düşünme zamanı
KESK ise gerek mutlak gerekse oransal açıdan tarihindeki en büyük erozyonla karşı karşıya. 2003-2004 yıllarında üye sayısı 300 bine yaklaşan KESK, tepe noktasına (2004) göre 130 bin üye kaybederek, 297 binden 167 bine geriledi. KESK’in sendikalı memurlar arasındaki temsil oranı 2002 yılında yüzde 40,3 iken 2017 yılında yüzde 9,9’a geriledi. 2005-2006 yıllarında keskin bir düşüşle 297 binden önce 267 bine, sonra da 234 bine gerileyen KESK, 2006’dan bu yana 220-240 bin bandında dalgalı bir seyir izledi. 2017’de ise 2005-2006 yıllarına benzer sert bir düşüş yaşandı. Başta Eğitim Sen olmak üzere KESK’in lokomotif sendikalarında benzer bir eğilimin yaşandığı görülüyor. KESK’in sendikalı memur içindeki temsil oranının düzenli olarak gerilediğini söylemek mümkün.
kamu-emekcileri-sendikaciligi-icin-dusunme-vakti-317517-1.
Türkiye’de kamu görevlileri sendikacılığının öncüsü olan, 1990’lı yıllarda fiili ve meşru bir sendikacılık hattıyla kamu çalışanları sendikacılığında belirleyici bir etkiye sahip olan KESK’te yaşanan erozyonun bütün boyutlarıyla tartışılması gerekiyor. 2000’lerin başlarında hem nicel hem de nitel olarak çok güçlü bir konfederasyon olan KESK’in erimesinin nedenleri iyi irdelenmelidir. KESK üyelerine yönelik sistematik baskı, yıldırma ve mobbing sır değil. Kamuda sendikal baskı ve ayrımcılıktan en büyük payı KESK üyelerinin aldığı biliniyor. Son 15 yılın siyasal iklimi ve kamuda tırmanan yandaş sendikacılık KESK’in güç kaybetmesinde önemli rol oynadı. Kuşkusuz son bir yılda yaşanan düşüşte OHAL’ın ve 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasındaki gelişmelerin belirleyici olduğunu söylemek mümkün. Son bir yılda Kamu-Sen’in de üye kaybetmesi ve toplam sendikalı memur sayısının azalması, siyasal iktidarın yedeğine girmeyen sendikaların cezalandırıldığını gösteriyor. Kısaca dışsal koşullar KESK’in zayıflamasında önemli bir rol oynadı.

Ancak dışsal koşulların vahameti resmin tamamını izah etmekten uzak. Sadece dışsal koşulların etkisi ile yaşanan büyük erozyonu ve başarısızlığı açıklamak mümkün değil. Hiçbir sendikal başarısızlık sadece dışsal faktörlerle açıklanamaz. 10 yılda 130 bin üye kaybedilmesi ciddi bir sendikal aidiyet sorunu olduğunu gösteriyor. Şu an 167 bin üyesi olan KESK, şimdiki üye sayısının yüzde 78’ini son 10 yılda kaybetti. Bunun ciddi bir örgütsel başarısızlık olduğunu kabul etmeden, nedenleri üzerinde düşünmeden ve farklı politikalar oluşturmadan gidişatı tersine çevirmek mümkün değil.

KESK’in zayıflamasına yol açan içsel faktörlere de en az dışsal faktörler kadar önem vermek gerekiyor. Bu faktörlerin tartışılması bir köşe yazısına sığmayacak kadar kapsamlı ve çetrefil. Ancak bugüne kadar yapılanları yapmaya devam ederek gidişatı tersine çevirmek mümkün değil. Tablonun vahametini geçiştirmeden ve bahane üretmeden, KESK için şapkayı öne koyup düşünme zamanıdır. Kamu çalışanlarının 1960’lardan bu yana biriktirdiği sendikal mücadele deneyimi bu zor koşulları aşmaya yetecek güçtedir.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız