Karanlığa dair...
MURAT YAYKIN MURAT YAYKIN

Bob Marley barış için konsere çıkmaya hazırlanırken silahlı bir adam evine girip onu yaralar. Bu olayın üzerinden iki gün sonra sahneye çıkıp şarkı söyler.

Biri ona sorar, neden?

“Dünyayı daha kötü hale getirmeye çalışan insanlar bir gün bile tatil yapmıyor, ben nasıl yapayım?” der. “Karanlığa ışık tutun!”

Freud, Cinsellik Kuramı Üzerine Deneme’sinde çocukluk kaygılarının kökenlerini irdeler. İleri sürdüğü görüşlere örnek olarak bir gece kendisinin duymuş olduğu, üç yaşındaki bir çocukla teyzesi arasında geçen konuşmayı aktarır. Çocuk gece karanlıkta yattığı odadan “Teyzecim konuş benimle. Korkuyorum, çok karanlık,” diye seslenir. Teyzesi; “Ne faydası olacak,” der, “beni görmüyorsun ki.” “Olsun,” der çocuk, “biri konuşunca aydınlık oluyor.”

1977 kanlı 1 Mayıs Katliamı, Bahçelievler Katliamı, Sivas Katliamı, Maraş Katliamı, Hayata Dönüş Operasyonu, Uludere, Reyhanlı, Ankara, Suruç Katliamı gibi sayamayacağımız kadar çok olaylarla duyurmuştu adını; o faili meçhul (!) ‘karanlık.’ Bu durum böylece sürüp gitti günümüze kadar. Toplumun sol kesimi, duyarlı insanları ise katliamlara karşı yüzlerce eylem gerçekleştirdi.

Karanlık, yalnızca baskı ve şiddetin çıplak gerçekliğini anlatmaz. Mesele günümüzde artık baskı ve şiddetin gizli saklı değil, açık şekilde yapılması fakat yine de görünür olmamasıdır. Burada kastedilen karanlık; söylenmediği ve adlandırılmadığı ve gerçek failler yakalanmadığı için karanlıktır.

Sanat alanında da fiziki karanlık farklı şekillerde kullanıldı. Karanlığı ışıkla boyama tekniğini kullanarak yaratıcı fotoğraflar üreten sanatçılar var. Hannu Huhtamo gibi. Finlandiyalı sanatçı Hannu Huhtamo fotoğraf sanatında çeşitli ışık ve ışık araçlarını kullanarak, uzun pozlamalar ile tablolar yaratıyor. Huhtamo yaptığı ışıkla boyama işini “Karanlık benim tuvalim, ışık benim fırçam.” diyerek tanımlıyor.

Picasso’nun ışıkla boyama çalışmaları pek bilinmez. Fotoğrafçı Gjon Mili 1949 yılında Picasso’ya yaptığı ziyaretlerinden birinde sanatçıya patenlerinde minik ışıklar bağlanmış kayan buz patencilerinin uzun pozlanmış fotoğraflarını göstermiş. Fotoğraflardan çok etkilenen Picasso kendi ışıkla boyama çalışmalarını yapmış.

Ancak bu tip deneysel çalışmalarda içerik önemlidir, eserlerin çoğu karanlığın güzellemesidir.

Yönetmen Kazım Öz’ün 36. İstanbul Film Festivali’nde gerçekleşen filmi Zer’in Kültür Bakanlığı tarafından destek almasına rağmen sansürlenen sahnelerinde perdeyi karartarak sansürü protesto etmesi, kendi değişiyle bizzat kültür ve sanat alanında, özellikle sinemada karanlık dönemi işaret eder.

Karanlığı mermilerle, ambülans ve polis çakarlarıyla, bir gece ansızın patlatılan bombalarla da boyayanlar var. Düşmanının gizlendiği araziyi görünür kılmak için aydınlatma fişekleri atan militer güçler var. Bunlar da karanlığı boyarlar, ancak karanlıktan daha karanlık rejimler yaratırlar. Neyse ve henüz ki; -teşbihte hata olmazsa eğer- dünyanın en siyah maddesi karanlıktan da karanlık milyonlarca karbon nanotüple yapılan ‘Vantanblack’ adlı özel bir kaplama çeşidi gibi değiller. Dünyanın en siyah maddesi Vantablack’i artık materyalleri belirlemek için kullanılan spektrometreler dahi ölçemiyor, ancak tarihsel süreç içinde karanlık rejimlerin karanlığı çoktan analiz edildi. Mesele rejim karşıtı aydınların, sanatçıların, üretim güçlerini elinde bulunduranların karanlık rejimleri analiz etmelerinden ziyade ortak paydalarda toplumun her kesimiyle buluşup güç birliği oluşturmakta. “Bir mum, diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez,” der Mevlana. Güç birliğinde HAYIR vardır.

Biliyoruz ki; dünyadaki karanlıkların tümü, bir küçük mumun ışığını bile söndürmeye yetmez.

Konfüçyus; “Karanlığa küfredeceğine, bir mum yak,” derken kötü mü eylemiş. Ya da bir Afrika atasözü; “Ey beyaz adam, bize ışığı vaat ettin ama kendi karanlığını getirdin,” tesbiti yanlış mı?

Son sözü Giordano Bruno’ya vereyim; “Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar,” sözü karanlığın tarihsel yolculuğu gibidir.

Baskı, zulüm ve işkence görüp hapishanelerin karanlık hücrelerine kapatılan, düşüncelerinden, fikirlerinden, inandıklarından zerrece ödün vermeyen, karanlığın aydınlığa çıkması için kendini ateşe vermekten çekinmeyen insanlara saygıyla...