Kömür, çölleşme ve enerji…
KAMURAN KIZLAK KAMURAN KIZLAK

Çin, birkaç ay önce yirmi beş termik santralını kapatma kararı aldı ve çoğunu kısa sürede kapattı. Böylece, 2020’deki karbon salımı 2005’e göre yüzde 40-45 azalmış olacak. Kapatma nedeni olarak, “Çin’in Küresel Isınmayla ilgili anlaşmalara karşı sorumluluğu” açıklaması yapıldı. Bu “sorumluluk açıklaması” büyük ölçüde doğru sayılır. Fakat bir başka (bence asıl) neden daha var: Yayılan kuraklık ve onun yol açtığı çölleşme nedeniyle Pekin’i ve çevresini boğan toz (ve duman) bulutu.

Çin’in kömür yatakları ve termik santralleri ülkenin kuzey bölgesinde (Gobi Çölü çevresi) bulunuyor. Yani neredeyse akarsuyu olmayan, su yoksulu bölgede. Oysa kömür yakıtlı enerji üretimi çok su gerektiriyor. Bu bölgede kurulu santraller su ihtiyacını yeraltı suyundan karşılamış. Sonuç, yeraltı suyunun çok daha derine çekilmesi olmuş. Bunun çok belirgin iki sonucu görülmüş: (1) Civardaki göl ve akarsu kaynaklarının kuruması. (2) Yeraltı suyundan beslenemeyen bitki örtüsünün kurumasıyla çölleşmenin çevreye yayılması, toprağın hızla tozlaşması ve oluşan ince tozun Pekin ve çevresini toza boğması.

Yenilenebilir enerji kaynakları projesinde görevli bir akademisyen kömür santralleri konusunda şunları söylüyor: “En fazla elli yıl sonra dünyanın en stratejik kaynağı su olacaktır. Su zengini olmayan ülkelerin termik santral kurması büyük bir hatadır. Bu hatayı görmemek veya yatırımda ısrar etmek ise ahmaklıktır. Üstelik sadece su kaynaklarını kurutmak ve kirletmekle kalmaz, aynı zamanda, küresel ısınmanın da başlıca sorumlularındandır. Su zengini olmayan ülkelerin en öncelikli sorunu, su kaynaklarını titizlikle korumak ve nüfus artış hızını durdurmaktır”. Yani “En az üç çocuk için önce içecek su bul... ‘Allah verir’ demekle veya yağmur duasıyla su sorunu çözülmez” diyor…

Çölleşme
Kömür santralleri ve kömür çıkarmanın yol açtığı çölleşmenin ıslahı için hazırlanan proje birkaç ay önce uygulamaya konuldu. İlk olarak, Pekin ile bu bölge arasına beş milyon adet ağaç dikildi. Bu sayı her yıl artacak. Çinliler “Kendi kendine büyür” diyecek kadar lakayt olmadıkları için otomatik sulama sistemi kurulmuş.

Memlekette aç gözlü arkaik İslamcılar HES vs gibi talan projeleriyle ülkeyi çöle çevirirken, burada insanlar çölü tarım arazisine dönüştürmek için çaba sarf ediyorlar. Kısaca iki öykü aktarmak istiyorum:

Yirmi beş yıl içinde çölün yirmi hektarlık kısmını kendi çabalarıyla ağaçlandıran bir köylünün buradaki itibarını “hasbelkader zengin olan” Almanya bile kıskanabilir. Ağaçlandırmanın oluşturduğu mikro iklim değişikliği ile çölde arıcılık bile yapılabilecek yeni bitki örtüsü oluşmuş. Dolayısıyla, köylüler yeni bir gelire kavuşmuş. Bu naif ama anlamlı çabayı ÇKP, o fedakâr köylüyü onurlandırarak, “Yoksullukla mücadele programı” kapsamına aldı.

Gobi Çölünde Çin’in en önemli tarım ürünlerinden olan kırmızı darı yetiştirme çalışmaları yaklaşık bir yıldır devam ediyor. Çölde tarım yapmak…hayal gibi; ama gerçek. Birkaç yıllık araştırma sonucunda, Çinli bilim insanları çölde yetişen darı türü geliştirmeyi başardılar ve insanlığa armağan ettiler. On yıl içinde çöl bir darı çiftliğine dönebilir.

Enerji (ve balık)
Yapılan açıklamaya göre, Çin artık kömür santrali kurmayacak ve yenilenebilir ve “temiz enerji”ye yatırım yapacak. Ülkenin uygun olan her yerine güneş panelleri ve rüzgâr türbinleri yerleştiriliyor. Güneş açısından zengin bir bölgede yer alan Cixi baraj gölü enerji üretimi açısından türünün tek örneği. Zemine çakılan yüksek ayaklar üzerine kurulan platform aracılığıyla gölün yüzeyi güneş panelleriyle kaplanmış. Yani bir hidroelektrik santrali aynı zamanda güneş enerjisiyle de üretim yapıyor. Bu göl çevre köylülerin balıkçılık yaptıkları geçim kaynağı. Yükseltici ayaklar köylülerin geçim kaynağına –balıkçılığa- zarar vermemek için çakılmış. Yapılan anlaşmaya göre, bu panellere karşılık köylüler artık göl için kira ödemiyorlar.


Bahsettiğim projeler memlekette ancak ülkenin ve insanlığın kaderini dert edinen uygar insanların duyarlılığı olabilir; fakat sonu iyi olmazdı. Örn. şu Cixi baraj gölü projesi Türkiye’de olsa, din eğitimiyle aklı hadım edilmiş arkaik İslamcılar o baraj gölünü kurutur ve ortasına da bir cami dikerdi. Yeter ki modern insanın aklına ve değerlerine düşmanlık etmek olsun… İnsanlığa önerebilecek hiçbir şeyi olmayan bu kötüler güruhu, insanı insan yapan değerleri ve güzel olan her şeyi de yok ederek var olmaya çalışıyorlar…