Macera dolu turnuva
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT
Dünya Kupası önceki gün FIFA’nın aldığı kararla 2026’dan itibaren 48 takımla düzenlenecek. 1930’da ilki düzenlenen futbolun en büyük organizasyonunun bilinmeyenleri...

Fotoğraf: 1930 Dünya Kupası'na katılan takımları Uruguay'a götüren Conte Verde gemisi.

Beklenen oldu, 2026'dan itibaren Dünya Kupası'na 48 takımın katılacağı açıklandı. FIFA'nın bu tarihi kararı, şüphesiz daha fazla maç, reklam ve para demek. Beklentiler yeni formatın televizyon, sponsorluk ve bilet satışından yaklaşık 1 milyar dolar daha fazla getireceği yönünde. Grup aşamasında varsın bir çerez olsun; kimi bozar değil mi...

Yeni statüye göre üçer takımlı 16 grup yeryüzünün milli takımlar düzeyindeki en büyük organizasyonunda buluşacak. İlk iki yoluna devam edecek. Bugün itibarı ile 211 üyesi olan FIFA'nın mensuplarının yaklaşık yüzde 23'ü turnuvada sahne alacak.

Bir zamanlar temsilcilerimizin Avrupa'daki kura çekimlerinin değişmez siması olan bugünün FIFA Başkanı Gianni Infantino, ajandasındaki ilk maddeyi böylece hayata geçiriyor. Oysa her şey bambaşka bir şekilde başlamıştı. Müsaadenizle...

İlk Avrupa Futbol Şampiyonası, Dünya Kupası'ndan 30 yıl sonra düzenlense de fikri aslında daha önce ortaya atılmıştı. 1927'de Fransız Futbol Federasyonu Başkanı Henri Delaunay, Güney Amerika'dan esinleniyor, 'Yaşlı Kıta'nın da kendisine ait bir turnuvası olması gerektiğini savunuyordu.

O tarihte daha UEFA kurulmamış; Dünya Kupası'nın temeli atılmamıştı.

FIFA teklifi elinin tersiyle iterken, kendi organizasyonunun peşine düşüyordu. Başkan Jules Rimet, henüz emekleme dönemindeki oyunu Olimpiyatlarla sınırlamanın anlamsız olduğuna inanıyordu.

Tehlikenin farkında mısınız, o yıl Dünya Kupası senesi. Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz...

28 Mayıs 1928'deki FIFA Kongresi'nde ilk Dünya Kupası'nın 1930'da düzenlenmesine karar veriliyor, son iki Olimpiyat'ya altın madalya kazanan Uruguay'a ilk turnuvayı düzenleme onuru bahşediliyordu. Güney Amerika'nın sevimli ülkesinin bağımsızlığının 100. yılı böylece taçlandırılmıştı.

Her şey iyi güzeldi de o tarihlerde oraya ulaşmak çok zordu. Başta yaşanan heyecan çabuk sönüyordu. Avrupalılar Uruguay'ın yolunu tutmak istemiyordu. Rimet'nin çabalarıyla o zamanların ünlü gemisi Conte Verde demir alıyor; turnuvaya katılacak ülkeleri adeta değişik limanlardan topluyordu. Belçika, Fransa ve Romanya organizasyonun bu şekilde parçası olabilmişti.

15 günlük uzun seyahatten istifade etmeye çalışan futbolcular, güvertede antrenman yaparak şampiyonaya hazırlanmıştı. Sadece onlar mı? FIFA Başkanı, onun adıyla anılan ve 1970'te daimi olarak Brezilya'ya verilen Jules Rimet Kupası ve ilk finali yöneten Belçikalı John Langenus'un da içlerinde bulduğu hakemler hepsi o gemideydi. Conte Verde son olarak Brezilya'ya uğrayıp Sambacıları almıştı.

İkinci Dünya Savaşı'nda Japonlar tarafından ele geçirilen gemi, Amerikalılar tarafından batırılmıştı. O olmasa, ilk Dünya Kupası 13 takımla oynanmayacaktı.
Bir sonraki turnuva İtalya'daydı. 1934'te 16 takım yeryüzünün en büyüğü olmak için kozlarını paylaşmıştı. 1938'de ise Avusturya Almanya tarafından ilhak edilince katılımcı sayısı 15'e düşmüştü. FIFA onların yerine bir başka ülkeyi düşünmemişti. Nazi ideologlarının bulduğu 6+5 formülüyle altı Alman, beş Avusturyalı'dan mürekkep ilk 11, beklentilerin aksine İsviçre'ye yenilip elenmişti. Aynı şampiyonada ayrıca futbol literatüründe adı hiç olmayan bir takım tarih yazmıştı. O zamanlar Hollanda sömürgesi olan bugünün Endonezyası yine gemiyle 22 günde gelmiş, Fransa'dan evlerine altı haftada dönebilmişti. Onlar sadece Dünya Kupası'nda boy gösteren ilk Asya temsilcisi değiller aynı zamanda bu uğurda en uzun yolculuğu yapan ekipler.

Savaş sonrası ilk heyecan 1950'de Brezilya'daydı. Çekilen çekileneydi. İçlerinde Türkiye'nin de olduğu birçok ülke değişik sebeplerle turnuvaya katılmıyordu. Hava yolu birçokları için dertlere derman olmuştu. Bir yıl önce dağa çakılan yenilmez armada Torino'nun anıları çok taze olduğundan İtalya denizden Güney Amerika'nın yolunu tutmuş; oyuncuların çoğu uçakla dönmüştü. “Ben uçmam” diyen Benito Lorenzi denizden bir ayda Çizme'ye gidebilmişti.

1954'ten itibaren katılımcı sayısı 16'ydı. Türkiye'nin ilk Dünya Kupası macerasında paramparça ettiği Güney Kore toplam 65 saat uçarak organizasyona katılabilmişti. Zaten kötü olan takım, üstüne üstelik yorgunluktan bitap düşmüş durumdaydı. Kore demişken, onları yenerek üçüncü olduğumuz 2002 Dünya Kupası'nda Hollanda sahne alsa kim bilir bu yazıdaki bazı detayları birçok yerde okuyacaktınız. Malum biricik Dennis Bergkamp uçak korkusu nedeniyle deplasmanlara tren veya karayoluyla gidiyordu. Onun olası uzun yolculuğu tarih kitaplarının tozlu sayfalarının açılmasına neden olabilirdi.

1982 Dünya Kupası'nda ilk kez 24 takım boy göstermişti. İşte onlardan biri olan Yeni Zelanda, elemelerde tam 60 bin kilometre yol kat edip turnuvada oynama hakkını elde etmişti. Söylemeye gerek yok, onlar bu uğurda en çok mesafe kat eden ekipler.

1998'den bu yana yeryüzünün en büyük futbol organizasyonuna 32 ülke katılıyor. 2026'da bu sayı 48 olacak, kim bilir bu hızla elemeler unutulacak, FIFA'nın belki de her üyesi Dünya Kupası heyecanıyla tanışacak. Ben herhalde göremem de dünya futbolunun patronu 2054'te 150. yaşını kutlayacak. Tehlikenin farkında mısınız, o yıl Dünya Kupası senesi. Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.