Musul IŞİD’den temizlendi ama gerçekten kurtuldu mu?
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Ülkeyi işgal eden ABD ile müttefiklerinin Sünni Araplar için de bir “çözüm”leri mevcut: Kürtlerinkine benzer bir Sünni Bölge oluşturmak. Bu konu ABD’nin eski BM Büyükelçisi John Bolton tarafından da dile getirilmişti.

Haziran 2014’ten beri IŞİD’in elinde bulunan Irak’ın en büyük ikinci kenti Musul’un IŞİD’den 265 gün süren bir operasyonla kurtarılması son derece ani oldu. ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerince aylar önce başlatılan, ancak bir süre sonra nedense yavaşlayan operasyon neredeyse unutulmaya yüz tutmuştu ki, önceki gün Musul’un Irak Ordusu’nca IŞİD’in elinden kurtarıldığı haberi geldi.


Operasyon neden yavaşlatıldı, sonra birden ne oldu da hızlandı bunları zamanla anlayacağız ama görülen o ki operasyona karar verenler Musul’da söz sahibi olan aktörlerle bazı konularda görüş birliği içinde değillerdi. IŞİD’in kentten atılması konusunda elbette mutabıktılar ama IŞİD sonrası ne olacağı sorusuna farklı yanıtlar verildiği de bir gerçek. Bu yanıtlar çerçevesinde koalisyona katılacak olan yerel güçlerin kimi çekinceleri operasyona katılımı da etkilemiş olmalı. O nedenle Musul’un IŞİD’in elinden koalisyon güçlerince değil Irak Ordusu’nca kurtarıldığı özellikle duyuruldu. Musul herşeyden önce Irak Merkezi Hükümeti için önemliydi. IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi’nin “hilafeti” ilan ettiği caminin ele geçirilmesinin sembolik bir de anlamı vardı.

Koalisyon güçlerinin operasyona karar vermesinden önce de sorulan soru “IŞİD’den sonra ne olacak?” sorusuydu. Tabii şimdi “zafer”den sonra da bu sorunun sorulması daha da önem kazanıyor.

Musul’da IŞİD’den sonra ne olacak?
Öncelikle sorulması gereken belki de şu: Kent yeniden istikrara kavuşabilir mi? Çünkü IŞİD bu kentte Taliban’ın Afganistan’daki ilk yıllarını anımsatan vahşilikler yaptı. Ezidi kadınları kaçırdı, tecavüz etti, “köle pazarları”nda sattı. Saldığı korku müthişti. Musul’u terk edip başka yerlere göç edenler kentlerine dönerler mi? Irak’ta üç milyon yerinden edilmiş insan var, birçoğu Kürt bölgelerinde yaşıyor. Bu mülteciler, Ramadi, Fallujah, Musul gibi yerlerden kaçtılar.
İran, Türkiye, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IBKY) gelişmeden nasıl etkilenir? 2003’ten beri Musul’da istikrarsızlık egemendi. Bu 2004, 2007, 2014 yıllarında üç kez cihatçı saldırısına uğramasına yol açtı. Bu, Bağdat’a çok uzak olan, merkezi hükümetin denetiminin pek de bulunmadığı Musul’da yeniden yaşanabilir.


musul-isid-den-temizlendi-ama-gercekten-kurtuldu-mu-318096-1.


Sünni Arapların durumu
Ülkenin ABD tarafından işgalinden bu yana bozulan sadece Irak’ın siyasi sistemi değildi. Sünni Arapların da ciddi bir mevzi kaybı oldu. Bürokraside, orduda, siyasette eski etkinliklerinden eser yok yıllardır. Musul’da da Şiilerin etkin duruma gelmelerinden, Kürtlerin güç kazanmasından ötürü derin endişeleri var. Ülkeyi işgal eden ABD ile müttefiklerinin bu nedenle Sünni Araplar için de bir “çözüm”leri mevcut. Burada Kürtlerinkine benzer bir Sünni Bölge oluşturmak. Bu konu dile getirilmişti de, ABD’nin eski BM Büyükelçisi John Bolton, bunu açıkça söyleeyen en üst düzey Amerikalı örneğin.

Kürdistan’ın bağımsızlığı
IBKY Başkanı Mesud Barzani, Irak Merkezi Hükümetinin, dolayısıyla Irak Devleti’nin çöktüğünü, IŞİD yenilgiye uğratıldıktan sonra Kürt bölgelerinin bağımsızlığını talep edeceklerini sık sık dile getirmişti. IBKY milletvekili, aynı zamanda bir peşmerge komutanı olan Kemal Kirkuki, Haziran 2016’da Rudaw televizyonuna “Irak’ın üç bağımsız ülke olmasını umuyoruz; Kürdistan, Şiîstan ve Sünnistan. İyi komşular olacağız” demişti. Bu istek gerçeğe dönüştüğünde Musul, kurulacak olan Sünnistan’ın başkenti olacak elbette. Bu, Sünni politikacıların özerklik isteklerine uygun. Kürt yönetiminin Musul’un batısındaki Şii milislerden şikayetçi olduğunu da biliyoruz. İran’ın bu grupları desteklemesi de, bağımsız bir Kürdistan’a karşı olduğu anımsanırsa İran için değişmez bir politka olarak kalacak. Bu nedenle Musul’da IŞİD sonrası bir durumda IBKY, Şiilerin herhangi bir rol üstlenmelerini istiyor değil.

Kürtler açısından
Hem 90’larda hem de 2003’te Kürt güçlerinin Musul’a ilişkin talepleri ısrarlı biçimde dile getirildi. Türkiye’nin uyarıları, daha sonra Türkiye ile Irak Kürtleri arasında (Kürtlerin Türkiye tarafından uluslararası alanda korunmasına dayalı) sıkı işbirliği Musul’a ilişkin Kürt taleplerini erteletti.


musul-isid-den-temizlendi-ama-gercekten-kurtuldu-mu-318097-1.


Irak ile Erbil arasında yapılan görüşmelerden (Türkiye’nin uyarısı da dikkate alınarak) Irak Ordusu’nun Peşmerge’den destek almadan Musul’a operasyon yapması kararı çıktı. Ancak peşmergelerin iki kilometre uzunluğundaki cephe boyunca iki yıl süreyle IŞİD’le savaşan, birçok bölgeyi de onlardan kurtaran güçler olduğu unutulmamalı. Kürtler için, Musul’un kurtuluşu IBKY’nin batı bölgesinin güvenliğinin sağlanması demek. Ayrıca Kürt güçleri Başika’da kalma konusunda da ısrarlılar.

Geçen yıldan başlayarak hem IBKY ile Irak Merkezi Hükümeti arasında hem de Peşmerge ile Irak Ordusu arasında yakın işbirliği gerçekleşti. Bağdat ile Erbil, IŞID sonrası Musul için bir de ortak komite kurmuşlardı. Barzani’nin, “intikamcı olmayacağız, Musul vatandaşı güvende olsun” açıklaması IŞİD sonrası Musul’da Kürt gücünün etkin olacağının da bir işareti sayılmalı.

İran faktörü
Başından beri bağımsız bir Kürdistan’a karşı olan İran’ın Musul’un IŞİD’in elinden alınmasından sonra da politikasında bir değişiklik olacak değil. Musul’un inşasıyla, yeniden onarımıyla ilgilenmiyor İran. Kolay anlaşılamayan bir ilişkiler ağı var Tahran’ın Irak’ın genelinde. Barzani ile bölgesel Kürt hükümetine karşı ancak IBKY’de faaliyet gösteren Goran Hareketi ile Kürdistan Yurtsever Birliği’yle (KYB) yakın ilişki içinde.

İran’ın amaçlarından biri Bağdat’ta bulunan Şii topluluklarını Telafer’e bağlamak. Telafer nüfusunun dörte biri Şii Türkmeni bilindiği gibi. Ninova’da da Şii topluluklar mevcut. İran bu grupları hem korumak hem de bu gruplar aracılığıyla Sünni taleplerini geriletmek istiyor. Çünkü en büyük korkusu Musul’un bir Sünni cihatçı merkeze dönüşmesi. Bunu engellemek için yerel Şii politikacılarla sıkı işbirliğini sürdürüyor. Bu IŞİD’den sonra daha da yoğunlaşacak haliyle.
İstikrar nasıl gelir?

ABD öncülüğündeki koalisyonun her ne kadar sonradan bir hayli yavaşlatmış da olsa IŞİD’e yönelik operasyonuna uluslararası destek tamdı. Ancak bu destekçiler Musul’un inşası konusunda çok da istekli olmadılar. Donald Trump’ın ABD Başkanı olması ABD’nin Irak’a daha frazla asker yerleştirmeyeceği anlamına geliyor Obama’dan farklşı olarak. Trump, Musul konusunda Ankara’ya daha yakın düşünüyor ancak IBKY’ ye de büyük destek veriyor.

Bu ülkedeki yerel güçleri büyük aktörlerden bağımsız hale getirmek demek. 2014’te de Musul’un IŞİD tarafından ele geçirilmesine yol açan koşulların aynısı bu. Buradan kişisel olarak büyük aktörler yeresel güçleri yalnız bırakmasınlar dediğim yok, sadece durumu açıklamaya çalışıyorum. Yerel Sünni güçler asla IŞİD’e karşı ciddi bir eğitim almadılar. IŞİD’e karşı çatışmalarda yer aldıkları da söylenemez.

Irak’ı dahas doğrusu Irak Merkezi Hükümeti’ni bu yıl bekleyen en büyük tehlike bütçe krizi. Hükümet zaman zaman çalışanlarına maaş ödeyemiyor. 19 milyar dolarlık bir açık vermesi bekleniyor bütçenin. Petrol fiyatlarının yükselmesi iyi gibi görünse de bu soruna kesin bir çözüm getirecek düzeyde değil. Bu durum merkezi hükümetin Musul’da başarılı icraatlar yapacağı konusunda kuşku uyandırıyor. Kentteki siyasetin parçalanmışlığı soruna İran ile Türkiye’nin de müdahil olmasına yol açabilir.

Bu yeni ayaklanmalara yol açmayacak mı? Bu sürekli bir istikrarsızlık değil mi? Şimdi üçe bölünme senaryolarının konuşulduğu Irak’ta Musul’da istikrarın sağlanması önemli. Musul’un bir anlamda “güvence” altına alınması gerekiyor. Musul barajı, yollar, enerji hatları güçlendirilmek zorunda. Bunun için de İran, Türkiye, IBKY ile Irak Merkezi Hükümeti arasında işbirliği kurulması elzemdir. ABD ile müttefiklerini işe karıştırmadan tabii.
Musul gerçek anlamda o zaman kurtulur.