Ortak geleceği birlikte kurmak için hayır!
20.03.2017 09:15 GÜNCEL

Aydın Selcen - Diplomat, eski Erbil Başkonsolosu

Evlerinizden çıkmayın diyorlar. Etliye, sütlüye karışmayın diyorlar. Biz, sizden iyi biliriz, siz kafanızı yormayın bu işlere diyorlar. Ne olur, olmaz, başınıza bir iş gelmesin diyerek, ikiyüzlü gülüşleriyle, dişlerini göstererek ihtar ediyorlar.

Ben Müslümanım, sen değilsin diyorlar. Ben Türküm, sen değilsin diyorlar. Ben erkeğim, sen değilsin diyorlar. Anayasal yurttaşlık nedir anlamazdan geliyorlar. Yeri gelirse, anayasayı tanımayıveririz diyorlar. Sen pek insandan da sayılmazsın demeye getiriyorlar.

Senin işin çağrılınca gelmek, ben söyleyince el kaldırmak diyorlar. İtiraz hakkın yok, zaten buna gerek de yok diyorlar. Size bir bahçe verdim, oradan çıkmayın, ötede orman var diyorlar. Dört bir yanda tehlike var, siz çocuksunuz, biz yetişkiniz diyorlar.

Ekonomi bizim işimiz, savaş bizim işimiz, size burada artık iş de, ekmek de yok diyorlar. Hesap vermeyiz, bizi ancak Allah hesaba çeker diyorlar. Siyasi sorumluluk almayız, zeytinyağı gibi hep üste çıkarız diyorlar.
Rezalet çıkarırız, siz hep beraber rezil olursunuz, biz olmayız diyorlar. Bizim boş kağıtlara imza attığımız gibi, demokrasi de ancak sizin dört yılda bir sandığa gitmenizden ibarettir diyorlar. Meclis’i askıya alıverelim, tek adam yönetimi pratikliktir, sürattir diyorlar.

Hukuka ne gerek var, hoşgörü nene yetmiyor diye soruyorlar. Bizim paramızla, ödevleri olan hizmetleri yerine getirmeyi lütuf, ulufe dağıtmak sayıyorlar. Demokrasinin temeli laikliği, kamu düzeninin ladini olmasını, ibadet özgürlüğünün kısıtlanması diye çarpıtıyorlar.

Siz kendi kendinizi yönetemezsiniz, ilelebet biz sizi yöneteceğiz diyorlar. Gelip sen de şarkıya katılamazsın, besteyi de güfteyi de biz yapıyoruz, sizin sesiniz çatlak çıkıyor diyorlar. Özgürlük nedir, düzen önemlidir, düzen bozulursa bak hiç duramazsın diye tehdit ediyorlar.

Siyaset iktidara gelmekten ibarettir, gerisi teferruattır diyorlar. Katılımcılık, çoğulculuk değil gücün tek merkezde toplanmasıdır iyi yönetim diyorlar. Rengarenk bir çiçek bahçesini değil, monokrom bir mermer sathı arzu ediyorlar.

Ha üniversite, ha meslek yüksekokulu diyorlar. Ancak devlet indinde makbul addedilen iyi sanattır, gerisi çöptür diyorlar. Çocuklarınızı nasıl yetiştireceğinizi de biz belirleriz, onları bize teslim edeceksiniz diyorlar.
Yol kenarlarına çiçek dikmeyi çevrecilik diye pazarlıyorlar. Planlamacılık, bürokrasi sırtında yüktür diyorlar. Hayır işi varken, dayanışmaya gerek yoktur diyorlar. Karlılık esastır, ama bütçenin denetlenmesine de, saydamlığa da gerek yok diyorlar. Sorunca itibardan tasarruf olmaz diyorlar.

Biz de diyoruz ki, her karanlık gecenin evelallah bir sabahı vardır. Biz sizin misafiriniz değil, mülkün sahibiyiz, bir yere de gitmiyoruz diyoruz. Yorulduk ama maçı bırakmadık diyoruz. Umudumuz da tükenmedi, inadımız da var diyoruz.

Onun için, reddetmek hakkımıza sahip çıkarak HAYIR diyoruz. Yan yana değil, iç içe yaşayabilmek için HAYIR diyoruz. Uçurumun kenarındayız, aşağı yuvarlanmayalım diye HAYIR diyoruz. Ortak geleceğimizi hep birlikte, kamu yararına kurmak için HAYIR diyoruz.

Sağduyu adına HAYIR diyoruz. Birbirimizi sevelim, nefreti lugatımızdan ilelebet çıkaralım diye HAYIR diyoruz. Türkiye özünde güzel bir projedir, gelin bu projeyi birlikte yaşatalım, köküne kibrit suyu dökmeyelim diye HAYIR diyoruz.