Prof. Dr. Günday: 30 yıl önce gördük, aldatmacadan ibaret
16.02.2017 22:46 GÜNCEL

İdare hukukçusu Prof. Dr. Metin Günday, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile çıkarılan OHAL Komisyonu'nun aldatmacadan ibaret olduğunu söyledi. Doç. Dr. Devrim Güngör, komisyondaki üyelerin karara karşı çıktığında “terörle ilişki” olarak gösterilme baskısı yüzünden gerçek bir değerlendirme yapılamayacağını ifade etti. Doç. Dr. Kerem Altıparmak da bir sonraki KHK ile ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’nin hedef alınacağını söyledi.

dihaber'de yer alan habere göre, Ankara Yasa İzleme Enstitüsü tarafından "685 Sayılı KHK Kapsamında Kurulan OHAL Komisyonu" adında panel gerçekleştirildi. Ankara Barosu Avukat Rahmi Mağat Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin kolaylaştırıcılığını avukat Hikmet İşler yaparken, konuşmacılar ise Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Günday, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Altıparmak ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devrim Güngör oldu.

"30 yıl önce gördük, aldatmacadan ibaret"

Metin Günday, KHK ile getirilen OHAL Komisyonu ile 12 Eylül darbesi dönemindeki komisyonlardan daha geri bir yerde durduğunu söylerken şunları ifade etti:

"Biz bu filmi 30 yıl önce de gördük, şimdi bunun başka bir versiyonunu görüyoruz. 12 Eylül askeri rejimde kamudan ihraç edilenlere yönelik sakıncalı olup olmadığına dair bir değerlendirme yapılırdı ve sakıncasız olanlar, tüm haklarını alarak geri işlerine dönebilirlerdi. Bu Komisyon ise 12 Eylül'deki uygulamadan daha vahimdir. O zaman hiç olmazsa sakıncasız olmayanlar işlerine alındılar. Bu dönemde olan ihraçların sonuçlanması 3 yıl ve daha fazla sürer. Bu bir aldatmacadan ibaret çözümdür."

“Devletin gizliliği meselesi soruşturmanın eksik yürütülmesine neden olur”

Günday, soruşturmanın sağlıksız ve eksik yürütüleceğine de dikkat çekerek, KHK ile soruşturmanın önündeki en büyük engellerden birisinin "İstenen bilgi ve belgelerin devletin gizliliği ile ilgili ise verilmez" mantığının olduğu hatırlattı.

Günday şunları kaydetti:

"Belki istenen bilgi ve belgelerde bunun aslının olmadığı anlaşılacak. Dolayısıyla etkili bir inceleme olmayacak. Mevcut davalar reddedilmeye mahkum, bundan sonra da bu yolu takip edecekler. Zaten KHK'lar bunun denetim dışı olduğunu ifade ediyor."

Altıparmak: Sonraki KHK ile ODTÜ ve Boğaziçi hedef alınacaktır

Doç. Dr. Kerem Altıparmak da OHAL'in bir bütün olarak anayasayı değiştirme süreci olduğunu belirterek şunları söyledi:

"GATA kapatıldı, Harbiye yeniden yapılandırılıyor, Mülkiye ise çökertilmeye çalışıldığı ortada. Barış İçin Akademisyenler olmasaydı bunu başka türlü yapacaklardı. KHK'lar bitmiş değildir, bir sonraki KHK ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi hedef alınacaktır. Bakanlar Kurulu, 191 maddeyi, 13 tane listeyi, 2 çizelgeyi bir gün içerisinde, 7 saatte çıkarmıştır. Bakanlar Kurulu bunu bir ortak irade ile yapmıştır. Bu yeniden dizayndır, OHAL işte bunun için 'Allahın lütfu’dur.”

“Hukukçuların dahi nereye başvuracakları konusunda fikri yok”

Altıparmak, hukukçuların dahi nereye ve nasıl başvuracaklarına dair bir fikirlerinin olmadığını ifade ederek, KHK ile Anayasa Mahkemesi'nin dahi kapatılacağını, oluşturulan komisyonun etkili bir hukuk yolu olmadığını söyledi.

“Komisyon üyeleri baskı altında”

Doç. Dr. Devrim Güngör de, 7 kişilik OHAL komisyonunda yer alan herhangi bir üyenin alınan kararlara karşı çıkması halinde, "terörle ilişkili" olarak gösterilerek görevine son verileceği, dolayısıyla insanların üzerinde bir baskı kuracağı ve gerçek anlamda bir değerlendirme yapılamayacağını ifade etti.

“KHK’lardaki terimlerin hukukla ilişkisi yok”

Güngör son olarak, kamudan ihraçların ancak Ceza Kanunu’nda öngörülen "Terör örgütü üyesi" sıfatıyla işlem görebileceği, KHK'ler ile suç olarak nitelendirilen, "İltisak, mensubiyet ve irtibat" kavramlarının muallak olduğunu bunun kamudan ihraç edilmesi için kullanılmasının hukuki bir yanının olmadığına dikkat çekti. Güngör, "Diyor ki 'Terör örgütlerine veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunulduğuna karar verilen yapı, oluşum ve guruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı veya bunlarla irtibatı olan kişiler'. Burada üyelik kavramı dışındaki hiç bir kavram hukuki olarak bir anlam ifade etmiyor. Bunun dışındaki terimler hukuk terimi değil dolayısıyla bunlara dayanarak, bu kavramları kullanarak, temel hak ve özgürlüklere ilişkin kalıcı etki doğuran bir takım kararların alınması hukuka aykırıdır."