Satranç mekruh mu?
08.01.2017 10:55 BİRGÜN PAZAR
Bağnazlık ve yobazlık tarihte zaman zaman ortaya çıksa da, bu oyunun sevilmesini ve gelişmesini engelleyememiş ve günümüzde satranç dünyada popülerliğini korumaktadır

ILGAZ GÜMÜŞTAŞ - Satranç Öğretmeni

Satrançta bu yılki olimpiyatta tarihimizdeki en iyi dereceyi alarak dünya altıncısı olduk ama bundan bahsetmeyeceğim. Ülkemizde 15 bin satranç sınıfını açtık ve bir milyondan fazla öğrenci satranç eğitimi alıyor. Hayır, hayır bundan da bahsetmeyeceğim. Bu, son günlerde gündemi değiştirmek için ortaya atılan satrancın günah olduğu safsatasına dair bir yazı olacak. O yüzden satrancın tarihinden başlamak gerekiyor.

Satranç bundan dört bin yıl kadar önce bulunmuş bir oyundur. Mısır’da Nefertiti’ye ait piramitlerdeki kabartmalarda görülen satranç oyunu, M.S. 3. yüzyılda Hindistan’da Çaturanga adıyla oynanır.

Eski bir inanışa göre, Brahman Sissa adında bir bilge, boş zamanlarını tavla oynamakla geçiren hükümdarı Balhait’i hem eğitmek hem de eğlendirmek için bir savaş oyunu buldu (M.S.5.yy). O zamanlar Hint ordusu 4 kısımdan oluşuyordu:

1-Filler

2-Atlılar

3-Savaş arabaları

4-Yayalar

Brahman Sissa, Sankrit dilinde “4” demek olan (çatur) sözcüğüyle “kısım” anlamına gelen (anga) sözcüğünü birleştirerek yeni bulduğu savaş oyununun adını koydu:Çaturanga.

Satrançla ilgili bulunan ilk yazılı belgelere M.S. 3. yüzyılda, Hint hükümdarı II. Chandragupta zamanında ve “Çaturanga” adlı Sanskritçe oyunda rastlanmaktadır. Bu dönemde yaşayan İran Şahı I. Hüsrev’e satranç takımı hediye edilmiştir ve satranç daha sonra İran’da Çatrang (shatraranj) adıyla tanınmıştır . Ülkemizde ilk önce Şatranç ve sonrasında Satranç adını almıştır.
İlk satranç problemi Bağdat'ta Halife Muttasım Billah tarafından hazırlanmıştır.(834-842)

Arap İslam tarihçisi Mesudi (ö: 957), yedinci Abbasi Halifesi Harun Reşid’in (yön. 786-809), satranç oynayan ilk halife olduğunu söyler. “Eğlenmeden yaşamak olası değildir. Bir hükümdar için de eğlencelerin en güzeli satrançtır” sözü Harun Reşid’e aittir.

İlk Satranç Kitabı
İslam dünyasında satranç oyununa gösterilen geniş ilgi onu özel çalışmaların konusu yapmış ve birçok ünlü usta, satranç hakkında kitap, risâle, tezkire yazmıştır. Bu konuda telifte bulunan müelliflerden bazısını İbnü’n-Nedîm “Şatranciyyûn” başlığı altında tanıtmıştır. Eseri günümüze ulaşmamış olsa da satrançla ilgili ilk telifi Halîl b. Ahmed’in (ö. 175/791) yaptığı bilinmektedir. Câhiz’in de en-Nerd ve’ş-şaŧranc adıyla bir kitap kaleme aldığı belirtilir (Yâkūt, IV, 496; Tarâbîşî, XLV/2 [1990], s. 293, 303). Ancak teknik anlamda ilk satranç monografisini yaklaşık 240’lı (854) yıllarda Kitâbü’ş-Şaŧranc adıyla Ebü’l-Abbas Ahmed el-Adlî’nin yazdığı anlaşılmaktadır. Onu “Şatrancî” diye tanınan Râzî takip etmiştir.

10.yüzyılda İslam coğrafyasında bulunduğu çağın en güçlü satranççısı olarak Ebubekir Bin Yahya Assuli kabul edilmektedir ve dünyada yazılan ilk satranç kitabının Bağdat’ta yazıldığı ve( yabancı kaynaklarda “Kitab al-shatranj”) bu kişiye ait olduğu bilinir. Kitap Süleymaniye Kütüphanesi’nde el yazması olarak bulunmaktadır. Bunun yanında Keykâvus b. İskender ve Râvendî de satranç ilgili bilgiler verir. Ayrıca “Edebü’ş-şatranc” adıyla müstakil eserler yazılmıştır. 7. yüzyılda birçok sahâbînin doğrudan veya dolaylı biçimde satrançla ilgisinin olduğu kaynaklarda belirtilir. Nitekim Ebû Hüreyre’nin, kölesini çağırıp onunla satranç oynadığı (Adlî - Ebû Bekir es-Sûlî v.dğr., s. 14-15; Züheyr Ahmed el-Kaysî, s. 80; M. Murâd es-Sükker, XV/127-130 [1989], s. 74), sahâbe ve tâbiînden birçoklarının ve savaşla ilgili bir oyun olduğu gerekçesiyle Hz. Ömer’in buna izin verdiği (Adlî - Ebû Bekir es-Sûlî v.dğr., s. 12, 14-23; Safedî, II, 89; Züheyr Ahmed el-Kaysî, s. 152-153, 156-162, 176-177) anlaşılmaktadır. Kralların oyunu sayılan satranç her dönemde Müslüman devlet adamları, ulemâ, üdebâ ve halk tarafından oynanmıştır.

satranc-mekruh-mu-231048-1.

İran’lı büyük şair Firdevsi, ünlü ”Şahname” adlı eserinde, komşu Hint hükümdarının İran Şahı'na kıymetli bir satranç takımı hediye ettiğini ve çözülmesi zor bir satranç problemi sorduğunu İranlı bilginlerin bu problemi kısa bir sürede başarı ile çözdüklerini överek anlatır (Şehname veya Şahname, Firdevsi’nin eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum destanıdır. İran edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir. 977 ila 1010 arasında yazılmıştır).

satranc-mekruh-mu-231049-1.

Endülüs’te ve Avrupa’da Satranç
Klasik söyleme göre, satranç, Hindistan, İran ve Arap (Emevi) – İslam yoluyla Afrika üzerinden 711’de İspanya’ya ulaşacak ve burada kurulan Müslüman Endülüs devletinde kendine sağlam bir yer edinecektir. Endülüs’te kadınların da satranç oynadığı, resmedilmiştir.

Kilise Tarafından Yasaklanan Oyun
Avrupalı kralların Katolik Papa önderliğinde, önce 1063’te Endülüs’e ve daha sonra 1096 yılından itibaren Ortadoğu’ya (Kudüs) başlattığı Haçlı Seferleri dolayısıyla buradaki halklarla 200 yıldan fazla süren çatışma ve etkileşimin bir sonucu olarak, kültürel birikimle ülkelerine dönen şövalyeler, satranç oyununu Avrupa’ya taşımışlar ve satranç Avrupa’da hızla yaygınlaşmıştır.

Kilise, satrancı İslam kültürünün bir parçası olarak ilan etmiş ve oynayanları aforoz etmiştir.1475’te ise Avrupa’da oyunun içine Kraliçe (Vezir) ve Papaz (Fil) dönüşümü yapılarak, oyunun üstünde bulunan İslam kültürünün bir parçası olma gerekçesi ve dolayısıyla da aforoz edilme tehlikesi ortadan kaldırılmıştır.

Timur (1336 – 1405) ve Satranç
Timur bildik satrancı kibirine yediremediği için, bunun yerine büyük satranç oyununu oynamıştır. Tahta, 10×11 kareden oluşur; iki deve, iki zürafa, iki bekçi, iki kale, bir vezir ve birkaç fazla taş daha ilave edilirdi ve Timurlenk Satrancı olarak bilinirdi.
1510:

Yavuz Sultan Selim şehzade iken, sivil kıyafetle Safevi Devleti’nin başındaki Şah İsmail ile ünlü satranç karşılaşmasını yaptı. Yavuz Sultan Selim, 1514’te Safevi Devleti’ni devirdiğinde, elde edilen ganimetler arasında 8 bin adet satranç takımının bulunduğu arşivlerde yer almaktadır.

Günümüzde Yasaklar
Satranç oyunu, İslam Devrimi'nden sonra 1988’e kadar İran’da da ‘haram’ olarak kabul edildiği için yasaklanmıştır ama yasak kalktıktan sonra İranlı satranç sporcuları dünyada iyi noktalara hemen ulaşmışlardır.
Geçen yıl (2016) Suudi Arabistan Başmüftüsü Şeyh Abdülaziz, verdiği fetvada, satrancın İslam dinine uygun olmadığı ve kumarı teşvik ettiği gerekçesiyle yasaklanması gerektiğini söylemiştir.

Sonuç
Bağnazlık ve yobazlık tarihte zaman zaman ortaya çıksa da, bu oyunun sevilmesini ve gelişmesini engelleyememiş ve günümüzde satranç dünyada popülerliğini korumaktadır. İslam coğrafyasında da satranç büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Düşünmeyi ve zekayı ilerleten satranç insanın bulduğu en güzel oyunlardan biridir. Yazıyı Stefan Zweig’in otoriterliğe karşı insanın mücadelesini anlatmış olduğu “Satranç” adlı kitaptaki betimlemeyle bitirelim.

“Hem çok eski hem de yepyeni, düzeneği hem mekanik hem hayal gücüne bağlı, hem sabit geometrik bir alanla sınırlı hem de bileşenleri sınırsız, hem sürekli gelişen hem de kısır, hiçbir şeye götürmeyen bir düşünme, hiçbir şeyi hesaplamayan bir matematik, yapıtları olmayan bir sanat, maddesi olmayan bir mimari, bununla birlikte varlığıyla bütün kitap ve yapıtlardan daha dayanıklı olduğu su götürmez, bütün halklara ve bütün zamanlara ait tek oyun.”