Savcı, gazetecilere dağıtacak örgüt bırakmadı: Gazeteci Kanaat’in payına FETÖ düştü!
19.01.2017 07:47 GÜNCEL
Günlerce gözaltında tutulan gazeteciler Mahir Kanaat, Tunca Öğreten ve Ömer Çelik tutuklandı. Metin Yoksu, Derya Okatan ve Eray Sargın ise serbest bırakıldı

‘RedHack algı ekibi’ iddiasıyla hukuksuz bir şekilde 24 gündür gözaltında tutulan gazeteciler Mahir Kanaat, Tunca Öğreten ve Ömer Çelik önceki gece tutuklandı; Metin Yoksu, Derya Okatan ve Eray Saygın adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
BirGün çalışanı Mahir Kanaat, Diken’in eski Editörü Tunca Öğreten, kapatılan Dicle Haber Ajansı(DİHA) Haber Müdürü Ömer Çelik ve İstanbul muhabiri Metin Yoksun, Etkin Haber Ajansı (ETHA) Sorumlu Müdürü Derya Okatan ile Yolculuk Gazetesi İmtiyaz Sahibi Eray Sargın önceki gece tutuklama talebiyle gazeteci Ahmet Şık’ı da tutuklayan 8. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Soruşturma savcısı Hasan Yılmaz, gazetecilerin DHKP-C, PKK, FETÖ/PDY ve MLKP örgütlerinin üyesi ve propagandası yaptıklarını öne sürerek gazetecilerin tutuklanmalarını istedi. Hâkim sorgusunda gazeteciler, kendilerine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi.

‘ÖDP üyesiyim’
FETÖ üyeliğiyle suçlanan Mahir Kanaat, savunmasında suçlamaları reddederek, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) üyesi olduğunu, kendisinin ve ailesinden hiç kimsenin Gülencilerle ilgisinin bulunmadığını vurguladı. Gazetede yönetici değil, redaktör olduğunu belirten Kanaat, “Bana telefonumda 17-25 Aralık fezlekelerine ilişkin kayıtların olduğu söylendi. Benim bilgisayarımda bu yönde bir veri bulunmamaktadır. Bir gazeteci olduğum için 17-25 Aralık sürecinden sonra telefonuma bu fezlekeleri indirmiş olabilirim. Ancak operasyonlar yapılmadan önce bu verileri temin etmem ve bulundurmam söz konusu değildir. Cemaatle uzaktan yakından alakam yoktur. Cemaatten herhangi biriyle, ‘merhabam’ bile yoktur ve ailemde de Cemaat ve Cemaat’e yakın, görüşen kimseler yoktur” dedi.

Milyonlarca insan tehlikede!
BirGün çalışanı Mahir Kanaat’in, 17-25 Aralık 2013’te yapılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarına ait fezlekeleri önceden indirdiği yönündeki iddia avukatlar tarafından çürütüldü. Türkiye’de milyonlarca yurttaşın bu soruşturmalara ait fezlekeleri bilgisayarına indirdiğini belirten BirGün avukatlarından Ali Deniz Ceylan, dosyaların indirildiği tarihin değil, oluşturulduğu tarihin bilgisayarlarda göründüğünü belirtti. BirGün avukatları milyonlarca yurttaşın aynı tehlikeyle karşı karşıya olduğunu ve savcılar tarafından FETÖ üyeliğiyle suçlanabileceğini kaydetti.

Herkes deneyebilir
“Savcılığın sevk yazısı, hukuki niteliği olmayan bir belgedir” diyen Av. Ali Deniz Ceylan, delil olarak belirtilen verinin internetten elde edilemeyeceğinin ifade edilmesine rağmen, bu verilerin internetten rahatlıkla elde edilebileceğini belirtti. Ceylan, “Bugün dahi bu dosyaları internet ortamından indirdiğinizde tarih olarak 9 Eylül 2013 tarihli belge tarihi olarak görülecektir. Google arama çubuğuna ‘17-25 Aralık fezlekesi. doc’ yazıldığında ilk sırada adalet.biz sitesi çıkmaktadır. Bu siteden belgeler kısmından bu fezlekeye ulaşıp indirme yapıldığında 9 Eylül 2013 tarihi ve 22 Eylül 2013 tarihlerinin çıktığı görülecektir. Bu da bu operasyonlar yapılmadan önce bu verilere gazeteciler tarafından ulaşıldığı iddiasını çürütmektedir. Bunun dışından da herhangi bir delil bulunmamaktadır” diye konuştu.

Öğreten: Suçsuzum
Tunca Öğreten, isteği dışında bir gruba üye yapıldığını aktararak, suçsuz olduğunu ifade etti. Öğreten, “Ben hayatımda örgüt propagandası sayılacak herhangi bir paylaşım yapmadım” dedi. Ömer Çelik ise “Albayrak’ın maillerin paylaşıldığı Twitter grubuna gazeteci olmam nedeniyle bilgim dışında eklendim” dedi. Metin Yoksu savcılık ifadesinde, “Bana suçlamaya dair okumuş olduğunuz tespit tutanağında, e-mail ve Twitter ile suçluyorsunuz. Benim terör propagandası yapmam söz konusu değildir” ifadesinde bulundu. Derya Okatan ise “Yayın politikamızın temelini halkın haber alma hakkı oluşturur. Bugüne kadar hiçbir haberimize kuşku düşmedi” dedi.

Kanaat’in avukatlarından Atilla Bahçıvan, Emniyet ve savcılıkta sorulan sorular ile tutukluluğa sevk yazısındaki isnatların birbirinden farklı olduğunun altını çizdi. Bahçıvan, Kanaat’in gözaltındayken bebeğinin olduğunu ifade ederek, “Çocuğunu görememesi bile işkencedir” dedi. Bahçıvan’ın savunması şöyle: “KHK’ler FETÖ ile mücadele için çıkarılmıştır. Gözaltı süresi uzadığından gözaltını hukuka uygun hale getirmek için müvekkilimim FETÖ üyeliği ile suçlandığını düşünüyorum. Sırf bu hukuka aykırı durumu gidermek için savcı, ‘gazetecilerin içlerinden birini FETÖ/PDY’ye bağlayayım’ demiştir. O yüzden müvekkilim şimdiye kadar karşı olduğu bir örgütün üyeliğiyle suçlanıyor.”

Kararın ardından Mahir Kanaat, Tunca Öğreten ve Ömer Çelik’in lk olarak Metris Cezaevi’ne götürüldüğü sonrasında da Silivri’ye sevk edildiği öğrenildi.

***

Gazetecilikte daha da kararlıyız

Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan ETHA Sorumlu Müdürü Derya Okatan, kapatılan Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA) Muhabiri Metin Yoksu ve Gazete Yolculuk İmtiyaz Sahibi Eray Sargın Çağlayan Adliyesi’nin önünde alkışlarla karşılandı. Meslektaşları Mahir Kanaat, Ömer Çelik ve Tunca Öğreten’in tutuklanmasından dolayı buruk bir sevinç yaşayan gazeteciler, haberciliği daha da kararlı bir şekilde sürdüreceklerini vurguladı. Yaşanan gözaltları protesto etmek için açlık grevi yapan Okatan, gözaltındaki koşulların cezaevi koşullarından çok daha ağır olduğuna dikkat çekti. Metin Yoksu ise “Polisler bizi gözaltına aldıklarında ellerinde hiçbir soruşturma dosyası yoktu. Biz gözaltındayken bu dosyayı doldurmaya çalıştılar ancak bir şey bulamayınca da bu kez örgüt kılıfına sokmaya çalıştılar” dedi. Zeynep Kuray