Sporda geldiğimiz noktadan kesit
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Şimdi yazacaklarım aslında basit gözükebilir ama Türkiye açısından önem arz ediyor: Kulüp başkanlarının yapıları, meslekleri ve bu doğrultuda edindikleri kültürel yapılarının karar alma mekanizmasındaki aksaklıklara nasıl yansıdığı hâlâ ciddi bir tartışma konusudur.

İşte buna çok iyi bir örnek olacağı için kendi başımdan geçen bir olayı aksettirmek istiyorum.

Kendi birimimde çalışan çok değerli mesai arkadaşımı başka bir alanda, çok pasif olan bir alanda görevlendirme süreciyle ortaya çıkan gelişmeler ve istifa etmemin neticesinde kulüp başkanının göndermiş olduğu cevap yazısıyla ortaya çıkan resim çok önemlidir.

Şimdi aşağıdaki benim istifa dilekçemi lütfen iyi analiz edin:

“TED Spor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanlığına,

Yönetim Kuruluna 3 Ağustos 2017 tarihli gönderdiğim yazının cevabı olumsuz olarak tarafıma bildirilmiş bulunmaktadır.

Spor Müdürü olarak benim iradem dışında, müdürlükte çalıştığım mesai arkadaşımın başka bir alana transfer edilmesini meslek ahlakı açısından kabul etmem mümkün değildir.

İki yıl boyunca beraber çalıştığım ve gelişimi için emek sarf ettiğim çok değerli ve gelecekte üst düzey yönetici vasıfları oluşabilecek altyapıya sahip bir insanın, pasifize edilmesi kurumun geleceği açısından ciddi bir handikaptır.

Bir insana değer vermenin ve emek vermenin kıyaslanabilecek karşılığı olamaz.

Değişim ve gelişim her kurum için zorlu bir süreci içinde barındırır. Buna en çok karşı çıkanlar statükoyu kurup bunun sayesinde yetersizliklerini saklamaya çalışanlardır ve bu maalesef Türkiye’nin kaderidir.

TED Spor Kulübü de bu statüko içinde sıkışıp kalmış bir durumdadır.

Gelişen olaylar karşısında, yönetim kurulunun almış olduğu karar çerçevesinde hiyerarşi kuralı gereği benim görevimi bırakmam gerekmektedir.

Yıllık iznimi kullanacağımdan dolayı, 5. 9. 2017 tarihinden itibaren görevimi bırakacağımı belirtip istifamın kabulünü rica ederim.

Saygılarımla.”

Şimdi bu istifa dilekçesinin cevabına bakalım:

“Müslüm Hoca bu yazınızı ve istifa mektubunuzu ileri derecede saygısız buldum. Böyle bir yazıyı yazan birinin istifasını kabul ediyorum. TED Kulübünü, üyelerinin seçtiği yönetim kurulu idare eder. Bir daha karşılaşmamak dileği ile.”

Şimdi lütfen istifa yazısı ile cevap yazısını tekrar okuyun.

Bunu yazan Prof. Dr. Mehmet Tınaz ve TED Spor Kulübü Başkanı. Profesör ve doktor...

Saygısızlık ve ahlaksızlık kavramı Mehmet Bey için ne ifade ediyor anlamak mümkün değil.

Prensipli olmak mı, idealist olmak mı? Ne?..

Algıdaki deformasyonun içeriğinin bu kadar boş olmasının nedeni ne olabilir, çok merak ediyorum.

Türkiye’de başkanları eleştirirken, bu kadar büyük beklentinin olduğu yapının içinin de dolu olmaması, geldiğimiz nokta için daha vahim durum içeriyor.

İstifayı kendi kabul ediyor ama kulübü yönetim kurulu idare ediyor çelişkiye bakar mısınız?

Kurumlar kurallar ve prensiplerle yönetilir, egolarla değil...

Bu donanımda olan bir insanın, sporun içinde böyle bir ego kodlamasını kullanması sadece ve sadece kulübe ve spora zarar verir. Bu kodlama yüzünden, alan içindeki donanımlı tüm insanların bertarafı ile statüko içinde kalmayı sağlayacak nöbetçiler sayesinde, kulüp kısır döngü içine sıkışıp kalır. Ne yıldız sporcu, ne başarı, ne küresel değerler hepsinin içi boşaltılır.

İşte size Türkiye gerçeği.