Trump, Erdoğan’ı neden kutladı?
21.04.2017 01:55 DÜNYA
Trump Erdoğan’ı neden aradı sorusunun tek bir yanıtı bulunmuyor lakin konunun düğümlendiği mesele NATO müttefiki olan Türkiye’nin Ortadoğu’da rol alıp almayacağı

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF - @omurkeyif
Washington

ABD Başkanı Donald Trump’ın 16 Nisan Referandumu sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tebrik telefonu açması, Amerikan basınının gündeminde. Türkiye’de kamudan yapılan tasfiyeler ve hapisteki gazetecileri hatırlatan Amerikan basını, Trump’ın neden demokrasi vurgusu yapmadığını soruyor. Basının merak konularından biri, Trump’ın telefon konuşması öncesi Dışişleri Bakanlığı’ndan, AGİT ön raporunda yer alan referandum usulsüzlüklerinin altını çizen, tebriksiz bir açıklama yapılmış olması.
Koltuğuna oturduğundan beri Beyaz Saray’ın altında ve pasif kalmakla eleştirilen Rex Tillerson’un Dışişleri Bakanlığı ile Beyaz Saray arasında bir anlaşmazlık mı var; soru bu.

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Sarah Huckabee Sanders’ın, gazetecilere, Trump-Erdoğan görüşmesindeki tek amacın kutlama olmadığına dair açıklaması da bu soru üzerine gelmişti.

Trump Erdoğan’ı iki nedenle aradı, dedi Sanders; “Bir, kutlamak için, iki, -ve bence daha büyük bir vurgu ve öncelik- NATO müttefiki ve bölgede bir partner olarak ortak çıkarları konuşmak için.”

Trump pişman değil
Sanders, başka bir soru üzerine ise, Başkan’ın öncelikli işinin Amerikalıların güvenliğini sağlamak olduğunu, söyledi. “Bunu yapmak için Türkiye ve diğerleri gibi ülkelerle çalışması gerekiyorsa… Kampanyası süresince odak noktası buydu, koltuğa oturduktan sonra da önceliği bu” dedi. Sanders, ayrı şekilde, CNN’in Trump’ın bu konuşmadan pişmanlık duyup duymadığıyla ilgili soruya ise, “Hayır” yanıtı verdi.

Dışişleri, Trump politikalarını temsil etmiyor
Dışişleri Bakanlığı’nda henüz Trump dönemi atamaları yapılmış değil. Söz konusu açıklamada imzası olan Sözcü Mark Toner dahil çok sayıda isim vekil durumunda. Dolayısıyla ilk etapta Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen açıklama Trump yönetimini değil profesyonel bürokrasiyi temsil ediyor.

Sanders’ın bahsettiği önceliğe dönecek olursak, Trump, ‘Önce Amerika’ sloganını ilk olarak 2016 Mart’ında, New York Times’a verdiği röportajda, “İzolasyonist değilim, ama ‘Önce Amerika’cıyım” şeklinde kullanmıştı. ABD’nin 2. Dünya Savaşı’na girmesine karşı çıkanların kullandığı bu söylem artık o dönemdeki gibi izolasyonu değil aksine dışa açılmayı ve işgali temsil ediyor.

Trump’ın ‘Önce Amerika’sı dışarıyı yönetmek anlamına geliyor. Trump yönetimi, Tillerson’un Senato’daki onay oturumunda da dediği üzere, demokrasi gibi ‘değerlere’ takılmadan, bu politikalarını destekleyecek müttefikleri benimsiyor. CNN’in ismini vermeyen bir yönetim yetkilisinden aktardığı ifadeler şöyle: “Eğer politikanız Önce Amerika ve Amerika’yı korumaksa, bazı mükemmel olmayan seçenekler arasından tercih yapmak durumunda kalacağınız zamanlar olur.” AKP yönetimi ABD için işte bu ‘mükemmel olmayan seçenekler’den biri. İlişkiyi kamuoyuna böyle anlatıyorlar.

Amerika’nın güvenliği
CNN’e konuşan yetkilinin Amerika’yı ‘korumak’ ifadesi, 9 bin kilometre ötede, Amerika’nın ‘çıkarlarını korumak’ şeklinde okunuyor. İncirlik Üssü çıkarı, bu anlamda, Türkiye’nin elinde önemli bir ‘koz’. Uzmanlar, 7 Haziran seçimleri sonrası, Obama yönetiminin Türkiye’deki demokrasi ya da hak ihlalleriyle ilgili ses çıkarmamasını örneğin, bu üssün ABD için önemiyle açıklıyordu. Türkiye’deki Amerikan askeri varlığının; İncirlik Üssü’nün, Trump’ın tebrik telefonunda da etkili olduğu belirtiliyor. Marxist Tarihçi Vijay Prashad, İncirlik’in ABD için önemini, referandum Obama yönetimine denk gelse, o da Erdoğan’ı arardı, diyerek anlatıyor.

Ortak çıkar kimin çıkarı?
Peki Beyaz Saray’dan Sanders’ın açıklamasındaki ‘ortak çıkar’dan kasıt ne? ABD yönetimi için müttefik, kendisine söylenenleri yapan ve Trump’ın adımlarını onaylayan anlamına geliyor. Trump, Suriye’yi Afganistan’ı vurduğunda, kendisini tebrik eden müttefik istiyor. Mesele, liderin çok güçlü olması değil ABD’nin otoritesini kabul etmesi. El Sisi’nin Beyaz Saray ziyaretinde de olan bu.

Yönetim, ‘müttefiklerinin’ ağzından, ABD’nin kendilerine söylediklerini duymak istiyor. Ancak bu müttefiklik ilişkisinin yolu iki şeritli değil, karşı tarafın Trump’a bir tavsiyede bulunmasının önü tıkalı.

AKP’ye tarihsel görev
Trump’ın dış politikasının alış veriş temelinde şekilleneceği ifade ediliyor. Peki Trump, bu desteğin karşılığında Türkiye’den ‘daha fazla’ ne isteyecek? Prashad’a göre ABD’nin AKP’den beklediği, ülkedeki milliyetçiliği yönetmesi... AKP’nin görevi tarihsel; anti emperyalizmle ‘mücadele’ için sağcı-dinci ideolojiyi pompalamak. “ABD için Türkiye sokaklarda bir iki Amerikan bayrağının yakılması da darbe girişimi sonrası İncirlik Üssü’ne yürünmesi de sorun değil” diyor Prashad. Çünkü bu eylemler kontrollü gerçekleşiyor. Sağın elindeki milliyetçiliğin, İncirlik’e kadar yürüyüp geri döneceğini biliyor ABD. İncirlik’e yürüyenlerin anti emperyalistler olması halinde ise oradan kolay kolay geri dönülmeyeceğini de… “Oysa AKP, taraftarlarına, ‘yürüyün ve dönün’ diyor.”

Prashad’a göre, Erdoğan Almanya’ya, Hollanda’ya kafa tutarak, zaman zaman ABD’yle zaman zaman Rusya’yla ters düşüyor görüntüsü vererek de ‘bağımsız’ olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Oysa önemli soru şu diyor Prashad, “Ülkede kimin üssü var?”

***

İstanbul’daki Trump Tower için

Kimilerine göre ise, Donald Trump Türkiye’de Amerikan çıkarlarını değil, kendi çıkarlarını koruyor. 1 Aralık 2015’te aşırı sağcı internet sitesi Breitbart’ta, daha sonra baş stratejisti olacak Steve Bannon’a konuşan Trump’ın Türkiye’yle ilgili ‘küçük bir çıkar çatışması’ içinde olduğuna dair ifadesi hatırlatılıyor. Trump “Küçük bir çıkar çatışmam var çünkü İstanbul’da büyük bir binam var. Son derece başarılı bir iş. Adı Trump Towers - tek değil iki kule, alışıldığı gibi değil, iki tane.”