Venezuela’da yaşanan açık bir sınıf savaşıdır
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Venezuela’da neler oluyor? Yaşananların arka planında ne var? Neler olup bittiğine dair yaşanan bilgi kirliliğiyle gerçeklerin üstü örtülmeye çalışılsa da Latin Amerika’nın petrol zengini ülkesi Venezuela’da yaşanan açık bir sınıf savaşıdır. Bir tarafta oligarşinin öte tarafta Bolivarcı sol iktidarın yer aldığı bu savaş, son 10 yılda Honduras’la başlayan Paraguay ve Brezilya ile devam eden Latin Amerika’daki solcu iktidarlara karşı gerçekleştirilen ABD destekli sağcı kalkışmanın son halkasıdır. Petrol gelirleri başta olmak üzere ülke zenginliğinin nasıl ve kimler arasında ne şekilde bölüşüleceğine dair yaşanan kavga, sağ muhalefet tarafından bir özgürlük ve demokrasi kavgası şeklinde yansıtılmak isteniyor.

Venezuela’da yaşananlara dair yalanlar ve gerçekler;

1- Muhalefet özgürlük ve demokrasi mi istiyor?
Ukrayna’da, Suriye’de tekrarlanan senaryonun bir başka versiyonu da Venezuela’da sahnelenmek isteniyor. Sorun ABD emperyalizminin desteğini arkasına alan sağcı muhalefetin iddia ettiği üzere bir “özgürlük ve demokrasi” sorunu değil. Venezuela’da yaşanan açık bir sınıf savaşıdır. Chavez’in temelini attığı 21. Yüzyıl Sosyalizmi’ne karşı ABD destekli Venezuela oligarşisinin Katolik Kilisesi’ni, tüccarları, büyük toprak sahiplerini ve sağcı muhalefeti yanına alarak kalkıştığı bir karşı devrim başkaldırısıdır.

2- Olayların nedeni Maduro’nun tek adam yönetimi mi?
Venezuela’da yaşananlar yeni değil ve Maduro’nun işbaşına gelmesiyle de başlamadı. Krizin evveliyatı var. Olaylar Chavez’in işbaşına geldiği andan itibaren başladı. Daha Chavez’in işbaşına geldiği ilk dönemde, 11 Nisan 2002’de, benzer bir darbe girişiminde bulunulmuş, halkın kararlı duruşu sayesinde Chavez iki gün süren darbenin ardından yeniden görevine dönmüştü. 2002’deki darbe girişiminde başarısız olan muhalefetin ısrarlı girişimi 6 Ağustos 2017 Pazar günü kendisini bir kez daha askeri müdahale olarak gösterdi.

3- Kalkışma bir halk isyanı mı?

Hayır. Ülke zenginliğini kimselerle paylaşmak istemeyen bir avuç sömürücü oligarşik gücün arkasına sağ muhalefeti de takarak sokağa çıkmasıdır. Muhalefetin talepleri arasında halkın, ezilenlerin yararına bir tek talep yok. Muhalefete liderlik yapanlar Capriles gibi oligarklar var. ABD tarafından muhalefet liderlerinin Washington’da ağırlanması kalkışmanın neden bir halk isyanı olmadığını gözler önüne seriyor. Washington’da ağırlanan her seferinde dış müdahale çağrısında bulunan muhalefetten Venezuela’ya bir fayda gelmez.

4- Her sokak hareketi desteklenir mi?
Hayır, yakın siyasi tarih de göstermiştir ki her sokağa çıkan desteklenmez. Bir hareketin desteklenmesi için o hareketin amaçlarına, taleplerine, ittifak yapısına, kimlerle iş tuttuğuna, emperyalizmle kurduğu ilişkiye bakılır. Vakti zamanında Şili’de sosyalist Allende yönetimini devirenler de, Polonya’da “reel sosyalist” yönetime karşı ayaklananlar da muhalifti! Venezuela’daki sağ-faşist muhalefet bloku fena halde Ukrayna’da Maidan Meydanı’nı işgal eden Sağ Sektör hareketine benziyor. Kiev’de “demokrasi” adına kurulan çadırlardan, Suriye’de “özgürlük adına” yapılan eylemlerden ne tür bir “demokrasi” çıktığı ortada. Ukrayna tipi faşist bir darbe şimdi de Venezuela’da tezgâhlanıyor.

5- ABD emperyalizmi krizin neresinde?
Chavez’e karşı girişilen darbede olduğu gibi Maduro yönetimine karşı yapılan kalkışmanın merkezinde de ABD var. ABD’nin “Arka Bahçe”deki Bolivarcı yönetimin halkçı, kamucu, solcu politikaları Washington’da rahatsızlık nedeni. Hükümeti ele geçirme meselesi, ABD emperyalizmi için giderek daha acil bir ihtiyaç haline geliyor. Krizi kullanan ve zaman zaman sokak şiddetini de kışkırtarak büyüten ABD destekli sağ liberal muhalefet Washington’un dümenine su taşıyor. Brezilya’da ABD destekli eylemlerin ardından yapılan meclis darbesiyle görevden alınan Rousseff’in yerine, Washington destekli Temer’in getirilmesi gibi benzer bir süreç burada da hayata geçirilmek isteniyor.

6- Venezuela neden önemli, düşerse ne olur?
Venezuela düşerse Latin Amerika’daki solcu iktidarlar kuşağı ağır bir darbe almış olur. Hem ekonomik hem de siyasi olarak Küba, Bolivya ve Ekvator gibi kıtanın bir avuç kalmış solcu iktidarlarının en büyük dayanaklarından birisi Venezuela. Karakas yönetimi ucuz petrol dahil birçok konuda bu ülkeleri destekliyor. Maduro’nun ‘düşmesi’ ve ABD destekli neoliberal bir hükümetin kurulması demek, Latin Amerika’da bir süredir sol/ sosyal demokrat hükümetlerin ittifakıyla sarsılan ABD’nin çıkarlarını yeniden ve daha güçlü tesis etmesi demek.

7- Venezuela küresel hegemonya savaşının neresinde?
Venezuela’daki sınıf savaşının üzerinden sürdürülen bir hegemonya ve paylaşım savaşı da var. ABD, Latin Amerika’daki sol/sosyalist yönetimleri devirerek bölge ülkelerini sömürgeleştirme arayışında. Venezuela sadece ekonomik olarak değil siyasi olarak da ABD’nin önünde bir tehdit. Samir Amin’in ifadesiyle “Kürenin emek gücünü aşırı derecede sömürmeye devam eden tarihsel emperyalist güçlerin (Amerika, Avrupa ve Japonya) niyeti ‘tarihsel ayrıcalıklarını’ sürdürmek ve hükmedilen çevre ülkelerin mevcut statülerinden sıyrılmalarını engellemek.” Yeniden sömürgeleştirme hamlesinin odak noktalarından birisi de Venezuela. Ve ABD arkasına dizdiği Kolombiya, Şili, Guatemala, Meksika, Panama, Peru gibi ülkelerdeki sağcı iktidarlarla kurucu Meclis seçimlerini kabul etmedi.

8- Ne yapmalı?
Hegemonya, paylaşım ve yeniden sömürgeleştirme savaşları kızışırken yapılması gerekenleri yine Samir Amin’in ifadeleriyle özetlersek, “Tüm dünyadaki işçiler ve halklardan oluşan bir enternasyonal cephe inşa etmek, günümüz emperyalist kapitalizminin yayılan saldırısına karşı koyabilecek bir mücadelenin ana hedefi olmak zorundadır.” Çünkü emperyalist güçlerin, küçük ya da büyük hiçbir çevre ülkesinin bu boyunduruk altından kendini kurtarmasına müsaade etmeye niyeti yok.