'Esad'a inanmıyorum'

|

A

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, daha birkaç ay öncesine kadar müttefiklerinden biri olan Suriye lideri Beşar Esad’ın vaat ettiği reformları gerçekleştirmediğini belirterek, “Suriye halkı Esad'a inanmıyor. Ben de inanmıyorum" dedi.

Ortadoğu gezisinin ilk durağı olan Mısır’ın Kahire Üniversitesi İktisat ve Siyasi Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen Uluslararası Hukuk Forumu'nda konuşan Erdoğan Suriye lideri Beşar Esad’a yüklendi.

Suriye liderinin reformlar konusunda verdiği sözleri tutmadığını, Suriye halkının artık Esad’a inanmadığını söyleyen Erdoğan şunları kaydetti:

"Biz Suriye Devlet Başkanı Sayın Esad'a başından beri her türlü yardımı önerdik. Suriye halkının meşru istekleri doğrultusunda gerekli reformları hızla uygulamaya koymasını telkin ettik. Ancak, gelinen aşamada sivil ölümler her geçen gün artarken, yapılması gereken reformların bir türlü gerçekleşmediğini görüyoruz. Esad doğru konuşmadı ve Suriye halkı şu anda Esad'a inanmıyor. Ben de inanmıyorum, biz de inanmıyoruz."

Erdoğan konuşmasının devamında Suriye’nin toprak bütünlüğünün önemli olduğunu söyledi. Erdoğan’ın bu sözleri Suriye’de olası yönetim değişikliğinde Kürtlerin geniş haklar elde etmelerine karşı duracakları şeklinde yorumlandı. Erdoğan’ın Esad için “ben de inanmıyorum” sözleri Suriye’ye yönelik askeri müdahale ihtimalini güçlendirdi

'SURİYE'DE İÇ SAVAŞ ÇIKMASINDAN KORKUYORUM'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mısır basınına açıklamalarda bulundu.

Suriye'deki gelişmeleri değerlendiren Başbakan Erdoğan, "Suriye'de Aleviler ile Sünniler arasında bir iç savaş çıkmasından korktuğunu" söyledi.

"Alevilerin rejim içinde ve güvenlik birimlerinde önemli pozisyonlarda olduğuna" işaret eden Erdoğan "Halkın öfkesi de onlara yönelik" dedi.

Eylemcilerin ölümünden sorumlu tutulan bir grup hükümet yanlısı milisin de Alevi mezhebinden olduğunu belirten Erdoğan, bunun da Alevilerle Sünni çoğunluk arasındaki anlaşmazlığı derinleştirdiğini dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, Suriye’deki gelişmelerle ilgili olarak İran ile temas halinde oldunduğunu ifade etti.

Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da yakında tahran'a gideceğini kaydetti.
 
Gazze'ye gitmekten niçin vazgeçti?
Başbakan'ın Gazze'yi ziyaret edeceğine ilişkin ifadeler, bölge halkında büyük beklenti yaratmıştı. Uzmanlara göre, İsrail'in istemediği bu ziyaretten son anda vazgeçilmesinin nedeni bölgedeki dönüşüm sürecine katkı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Mısır, Tunus ve  Libya turu önceki gece başladı. Erdoğan ilk olarak Mısır'a gitti. Erdoğan'ın Mısır sınırında olan Gazze'ye de geçmesi bekleniyordu. Ancak Gazze ziyareti gerçekleştirilmedi.
Başbakan Erdoğan, Mısır ziyareti öncesinde Gazze'ye gidebileceği yönünde ifadeler kullanmış ve büyük beklenti yaratmıştı. Bu beklenti, başta Filistinliler olmak üzere,  bölgede Erdoğan sempatisini daha da güçlendirmişti.
Uzmanlar, böyle bir ziyaretin Arap dünyasında büyük etkiye neden olacağını ancak Batı'yla ilişkileri gerebileceğini belirtiyorlardı. İsrail'in ise ABD'yle temasa geçerek Başbakan'ın Gazze ziyaretinin engellenmesini istediği biliniyordu. Önceki gece Mısır'a giden Başbakan Erdoğan, Gazze'ye geçmeyeceğini açıkladı. Erdoğan, "Şuanda Gazze ile ilgili ziyaretim söz konusu değil. Fakat Gazze ile ilgili ziyaret özlemimin olduğunu da açıkça söylemek isterim. En kısa zamanda da Gazze’yi ziyaret etmemin hasreti içerisindeyim" dedi.

DÜNYA NEDEN BU ZİYARETİ İZLİYOR?

Yaklaşık bir yıldır bölgede büyük bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Eski iktidarların bazıları halk ayaklanmaları yoluyla, bazıları ise NATO destekli operasyonlarla devriliyor. Tüm yeni iktidarların ortak özelliği ise, "liberal İslam" formunda olmaları. Uzmanlar, emperyalist cephenin de bu dönüşümden dolayı duydukları mutluluğun altını çiziyor ve bölgede hem İslamcı hem de Batı'yla iyi ilişkiler kurabilen, AKP benzeri yapıların teşvik edildiği analizinde bulunuyorlar. Dönüşüm yaşanan ülkelerdeki yeni iktidarlar AKP'yi örnek aldıklarına ilişkin açıklamalarda bulunmuşlardı. Başbakan Erdoğan'ın ziyareti de bu kapsamda önemli olarak değerlendiriliyor.

ERDOĞAN NİÇİN BÖLGEDE?

Erdoğan'ın bölgede yeni kurulan hükümetleri ziyaret ederek güç kazanmayı amaçladığı belirtiliyor. İngilterede yayımlanan Independent, "Erdoğan Arap dünyasının lideri olmak için yola çıktı" yorumunu yaptı. Yazıda, "Arap Baharı, Türkiye'nin işine yaradı çünkü öncekilerle iyi ilişkileri olmasına karşın, büyük ihtimalle yeni demokratik hükümetlerle uyum içinde olacak" ifadesine yer verildi.
Guardian da, dönüşüm süreciyle birlikte Türkiye'nin Ortadoğu ve Avrupa'yı birbirine bağladığını ve bunun önemini "Şu anda bölgede tanık olduklarımız, Ortadoğu'yu Avrupa'ya bağlayan stratejik bir güç olarak Türkiye'nin çağının gelişine işaret ediyor" sözleriyle vurguladı.

DÖNÜŞÜMDE ABD PARMAĞI

Bu arada ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, "otoriter rejimlerin pençesinden kurtulan Ortadoğu ülkelerinde köktendinci terörizmin zemin kazanmasını engellemek" için “Küresel Terörizmle Mücade Forumu” adlı yeni bir girişim olduğunu açıklamıştı. Clinton bu girişimin eşbaşkanının Türkiye olacağını bildirmilşti. Girişim, Tunus, Mısır ve Libya gibi ülkelere, "terörizm tehditlerine" karşı zaafiyetlerinin tespitinde yardımcı olacak, yeri geldiğinde istihbarat ve kaynak desteğinde bulunacak. Forum ayrıca söz koknusu ülkelere yeni terörle mücadele yasalarının hazırlanmasına yardım edecek; yasaların uygulanması için polis, savcı ve yargıçların eğitimine katkıda bulunacak. ABD yönetimine yakın kaynaklara göre ABD’nin Türkiye’yi yardımcı seçmesinin en önemli nedeni, Türkiye'nin bölgedeki etkinliği ve Arap dünyasındaki dönüşüm sırasında iki ülke arasında iyi düzeyde yürütülen işbirliği.


Arap dünyasına seslendi
Erdoğan, Mısır'da Arap Birliği toplantısında da bir konuşma yaptı. Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

- Türkler ve Araplar olarak yüzyıllardır dostluk bağlarına sahibiz. Gazze'de ağlayan Filistinli bir çocuk Ankara’daki bir annenin yüreğini sızlatır. Bizler aynı bedenin ve aynı ruhun unsurlarıyız. Bizler büyük ve köklü bir aileyiz. Tarihi bir dönemeçteyiz. Birbirimizi her zamankinden daha iyi anlıyor, daha iyi tanıyoruz. İstikbale umutla ve güvenle bakıyoruz.

- Daha fazla demokrasi, insan hakları hepimizin ortak şiarı olmalıdır. Halklarımızın meşru taleplerini meşru yollarla karşılamaya mecburuz. Gayrımeşru yöntemlerle güç kullanarak bastırmaya çalışanlar bugün değilse yarın büyük bir yanılgı içinde olduklarını anlayacaktır.

- Siyasi, ekonomik ve sosyal reformların gerçekleştirilmesi elzemdir. Tarihin yeniden eğildiği bir dönemde kardeş Arap halklarının bu vakur duruşunu saygıyla selamlıyorum.

- Kardeşlerimin onurlu bir geleceğe sahip olması için bu değişimi gerçekleştirilmesini istiyorum.

- Bazıları gibi Libya’nın yeraltı zenginliklerine bakarak değil, sadece Libya halkını sevdiğim için konuşuyorum.

- Yüzyıllarca bilimden edebiyata, sanattan felsefeye gelişmelere imza atmış bölge insanı bugün olması gereken yerde değildir.

- Libya halkının özgürlük mücadelesini zaferle sonuçlandırımlası memnuniyet verecidir.

- Ortadoğu’daki gelişmelere kayıtsız kalmamız düşünülemez. Sadece bölgede bulunduğumuz için değil, buna ebedi kardeşliğimizi dikkate alarak söylüyorum.

- Ortadoğu’daki değişim sürecinde ihtiyacı olan herkese dostluk elimizi uzattık. Elimizi havada bırakanlar oldu. Dostane telkinlerimizi ısrarla dile getirmeye devam ettik.

- İsrail kendi meşruiyetini sarsan sorumsuz adımlar atmaya devam etmektedir. İsrail yardım gemisine uluslararası sularda saldırı düzenleyecek kadar şirazesinden çıkmıştır. İsrail hükümeti tarafından İsrail halkı ablukaya alınmıştır. Özür ve tazminat talebine kulaklarını tıkamaktadır.

- Hazırlanan rapor, Arapça keenlem yekündür (Yok hükmünde). Gazze ablukasını tanımadığımızı ilan ediyorum.

- İsrail makul, sorumlu, ciddi insan hakkına sağlıklı normal devlet olarak davranırsa içine düştüğü yalnızlıktan kurtulacaktır. İsrail özür dilemedikçe, tazminat ödemedikçe, Gazze ablukası kalkmadıkça ilişkiler normalleşmez.

- Türkiye İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı tanımamaktadır.

- Hiçbir ülke uluslararası hukukun üzerinde değildir. Devletler de işledikleri cinayetlerin bedelini ödemelidirler. Daha adil bir dünya için devletler de terör suçlarının bedelini ödemek zorundadır.

- Bu dava Filistin’in değil, adalet ve hukuktan yana olanların ortak davasıdır. İsrail-Filistin meselesi bir insanlık meselesidir. Gazze bu durumda oldukça uluslararası alanda hak ve hukukun ne olduğu konusunda kaos devam edecektir. Zulüm üzerinden siyaset yapanlar mutlaka kaybedeceklerdir. Filistinli kardeşlerim özlemini çektikleri devletlerine kavuşmalıdırlar.

- Gelin Filistin bayrağını göndere çekelim. Barış ve adaletin simgesi olsun.