2010 Dünya Kupası Eleme grubu kuraları çekildiğinde Ermenistan ile Türkiye aynı gruba düşmüşlerdi. Kimi çevrelerce iki ülke arasındaki yıllara dayanan gerginliğin aşılması adına mutedil bir rüzgar esecek, kimilerine göre ise çeşitli "hesaplar" sorulacaktı. Bir kez daha anlaşıldı ki futbol da asla sadece futbol değil işte. Eşleşmeye yüklenen anlamları, çıkarılacak sonuçları hesabettikçe bunu bir kez daha anlıyoruz. Yazı boyunca da benzer şeyler çağrıştırmış tehlikeli eşleşmelerin en çarpıcılarını hatırlayacağız.
Futbol tarihinde bunun gibi eşleşmelerle pek çok kez karşılaşıyoruz. Böylesi karşılaşmalar, ezeli rekabetten ziyade politik muhtevası ön planda olan eşleşmelerdir diyebiliriz. Dünya Kupası söz konusu olduğunda elzem olan, ulusları karşı karşıya getiren duygu yoğunluğu futbolun bir parçası durumundadır. Bu durum Benedict Anderson"un "hayali cemaatler" kavramıyla da ifade edilebilir. Anderson göre, "Çok değil yalnızca 150 yıl önce bugün varolan ulusal devletlerin yarısı bile henüz ortada yoktu. Son iki yüz yıldır milyonlarca insan, kendi uluslarına olan bağlılıkları nedeniyle, başkalarına kin ve düşmanlık besledi... Uluslar aslında hayal edilmiş cemaatlerdir". Birbirini hiç görmemiş, varlıklarından bile haberdar olmadıkları insanlarla aynı duyguları paylaşması; hemde ölümüne paylaşması Anderson tarafından bu şekilde ifade ediliyor.
Bu durumun Milli takım karılaşmalarında olduğu gibi kulüp takımlarına da sirayet ettiğini söylemek mümkün. Futbol tarihi boyunca renklerin, formaların, bayrakların yarattığı karşıtlığın hezeyana dönüştüğü çokça görülmüştür. Ancak bazı ülkeler ve takımlar vardır ki bu hezeyanın şahikası yaşanır. Açığa çıkan düşmanlığı, nefreti ve gerilimi açıklamak için milliyetçilik, sınıfsal konum ya da dinsel farklılık ile gibi kavramlara yönelebiliriz. Örneğin söz konusu "El Classico" olarak adlandırılan Real Madrid - Barcelona karşılaşması ise gerilimin kaynağı milliyetçiliktir. İspanya"nın faşist diktatörü Franco"nun takımı Real Madrid ile özerkliğine son verdiği ve halkına karşı baskı uyguladığı Katalunya"nın takımı Barcelona arasındaki husumet oldukça bilindiktir. Barcelona kulübü işi oldukça ilerletip, menülerinde Katalanca kullanılmadığı için Air Berlin isimli havayolu şirketiyle uçmayı reddetmişti! Ulusal takımlar bağlamında Türkiye"nin rakibi olduğu zaman çok şey konuşulan ülkelerden birisi de Yunanistan. Tar ih derslerinden öğrendiğimiz gibi tarihsel bir gıcık vardır iki ülke arasında; tabi birde o ders kitaplarına girememiş Eftelya... 14 Kasım 2002"de Fenerbahçe ile Yunanistan temsilcisi Panathinaikos arasında Kadiköy"de oynanan UEFA Kupası maçında, İstanbul"un fethine göndermede bulunulan "since 1453" yazılı bir pankartın açılması, Milli marşlar çalınırken yapılanlar tehlikeli eşleşmelere iyi bir örnek teşkil eder.
Fransa"da düzenlenen 1998 Dünya Kupası"nda, aralarındaki gerginliğin herkesin malumu olduğu iki ülke; ABD ile İran, F grubunda rakip olmuşlardı. İki takımda maç öncesi sahada dostane ve de hayırhah görüntüler sergilese de, bu kimseye inandırıcı gelmemişti. Ellerinde birer demet çiçekle sahaya çıkan ve bu çiçekleri birbirlerine takdim eden takım kaptanları, yanı sıra, ilk on birlerin el ele verip tribünleri selamlaması sanki organizasyona halel gelmesin için yapılmıştı.
FUTBOL BAHANE
Kuşkusuz, tehlikeli eşleşmelerin en bilineni ve hafızalara kazınanı Honduras & El Salvador eşleşmesidir. Gerilimin hat safhaya ulaşmasından daha da öte, eşleşme kahhar bir vaziyet almıştı. 1970 Dünya Kupası"nın elemelerinde karşı karşıya gelen iki ülke, fiili bir savaşa girişmek için sanki bu maçı beklemişler gibidir olay. Orta Amerika"nın, ekonomisi tarıma dayalı olan, yüz ölçümü küçük olmasına karşın nüfusu büyük ülkesi El Salvador"un yoksul köylüleri, yüz ölçümü El Salvador"un birkaç katı olan ve nüfusu da yarısı kadar olan komşu ülke Honduras"a, geçimlerini sağlayabilecek topraklar bulmak umuduyla göç ediyorlar. Ancak Honduras Hükümeti göçmenlerin yerleştiği toprakları yine Honduraslı köylülere verecek olan bir dizi önlem alıyor. El Salvador ise ülkesinde çıkabilecek bir köylü ayaklanmasından çekindiği için bu önlemleri kabul edilemez buluyor. İşte, iki hükümet arasındaki husumet bu şekilde zuhur ediyor. 8 Haziran 1969"da Honduras"ın başkentinde oynanan ilk karşılaşmayı ev sahibi son dakika golüyle kazanmayı başarıyor. El Salvador"da, evinde, maçı izleyen 18 yaşındaki Amelia Bolanos mağlubiyet yüzünden babasına ait tabancayı kalbine dayayarak ateşliyor... Amelia nın intiharı ve sebebi duyulunca El Salvador halkının kin ve öfkesi katmerlenerek artıyor haliyle. Gazeteler "Genç kız ülkesinin yıkılışını görmeye katlanamadı" minvalinde manşetler atıyorlar. Bolanos"un cenazesi devlet törenine dönüşüyor. Tabutu, El Salvador bayrağına sarılı Bolanos, o günden sonra Honduras"a karşı duyulan öfkenin sembolü oluyor.
İkinci maç işte böyle bir atmosferde oynanıyor. El Salvador, rövanşı 3-1 kazandığında Honduras teknik direktörü "kaybettiğimiz için çok şanslıyız" diyiveriyor. Maçtan sonra çıkan olaylar ilişkileri iyice geriyor. El Salvador sokaklarında görülen Honduras plakalı araçlar ateşe veriliyor, Honduraslılar hastanelik ediliyorlar. Sınırın diğer tarafında da durum farklı değil. Göçmenlere yönelik şiddet gittikçe tırmanıyor. 14 Temmuz günü ise El Salvador uçakları, Honduras"ın başkentini bombalıyor ve iki ülke arasında 4 gün sürecek olan savaş başlıyor. Savaşın bilançosu ağır oluyor: yaklaşık 4 bin ölü, 12 bin yaralı ve sınır bölgelerinde evsiz barksız kalmış 10 binlerce insan...
TANRININ ELİ
Arjantin"in güneyinde yer alan Falkland Adaları üzerindeki egemenlik sorunu İngiltere ve Arjantin arasında bir savaşa neden olmuştu. Arjantin, hem coğrafi yakınlığı hem de İspanya"nın halefi olduğunu ileri sürmesi nedeniyle hak iddia ediyor, İngiltere ise Kolonyal döneminden kalma hükümranlığını kaybetmek istemiyordu. İki ülke arasında Nisan 1982"de fiili savaşa geçildi. Savaş hiçbir şeyi değiştirmemiş, Adaların kontrolü İngiltere"de kalmış, Arjantin ise hak iddia etmekten vazgeçmemiştir. Ancak resmi kayıtlara göre 250 İngiliz askerine karşın 649 Arjantin askeri ölmüştü. Meksika"da düzenlenen 1986 Dünya Kupası"nda henüz yankıları dinmeyen savaşın tarafları çeyrek finalde karşı karşıya gelmiş ve konu yeniden gündeme oturmuştur. O yıllarda İngiltere"nin Tottenham Hotspur takımında forma giyen Ardiles"in de oynadığı çeyrek final maçını Arjantin efsane kaptanı Maradona"nın golüyle kazanır ve yarı finale yükselir. -Turnuvada şampiyonluğu da Arjantin kazanmıştır- Ancak o gol tarihe geçmiştir çünkü Maradona topu eliyle ağlara göndermiştir. Karşılaşmayı yöneten Faslı hakem vaziyeti çakmamış ve golü vermiştir. Maçtan sonruki basın toplantısında, Maradona"ya galibiyetin hiçde adil olmadığı hatırlatılınca golü eliyle attığını kabul etmemiş ve "sadece zor bir pozisyondu ve golü atmak için Tanrı"nın yardımına ihtiyacım vardı" demiştir. Ancak "o, Tanrı"nın eliydi" diyerek Falkland Savaşı"na bir gönderme yapmıştır.