SÖYLEŞİLER
68 ÖĞRECİ HAREKETİNİN SEMBOL İSİMLERİNDEN DANİEL JOHN BENDİT:EKOLOJİK VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM MÜMKÜN
12:52 21 Mayıs 2009
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yaşanan küresel mali krizle birlikte toplumun bankacılara ve CEO’lara güveni azaldı, siyasetçilere olan güveni ise yeniden arttı. Siyasetçilere yönelik bir umut ve beklenti oluştu. Beklentilerin iyi değerlendirilerek oluşan güvenin karşılığının verilmesi gerek
68 öğrenci hareketinin sembol isimlerinden ve Cohn Bendit nam-ı diğer Kızıl Danny yaşanan küresel ekonomik krizi ve kriz karşısında alınması gereken tutumu açıkladı. Kızıl Danny önceleri kapitalist süzene karşıydı şimdi ise devletleştirmeye karşı.
Aynı zamanda Avrupa Parlamentosu (AP) Yeşiller grubu başkanı da olan Cohn Bendit, yaşanan mali krize karşı iki stratejisi var. Buna göre kısa vadede bir kurtarma planının açıklanması, uzun vadede ise mali finans sisteminin radikal bir şekilde yeniden yapılandırılması gerekiyor.
»Sayın Bendit, 68'de kapitalizmi devrimle yıkmak isteyen Paris’teki öğrenci hareketinin sembol ismiydiniz. ?u anda kapitalizm II.Dünya savaşından sonraki en derin krizini yaşıyor. Sizin yıkmak istediğiniz kapitalist düzen kendiliğinden yıkılmak üzere. Bu durumdan hoşnut musunuz?
Hayır. Keşke mutlu olmak bu kadar basit olsaydı. Bizler geçmişte  kapitalizmin mantığına karşıydık. Kapitalist sistemi yıkarak yerine daha dinamik aktörleri devreye sokmak istiyorduk. Sadece yıkmak çözüm değildi, alternatiflerini de ortaya seriyorduk.
»Devrimci olduğunuz dönemde 68’in büyük hareketliliği içinde, piyasaların sosyalleştirilmesini savunuyordunuz. Geçmişteki bu fikriniz günümüz küresel Turbo-Kapitalizmi’ne karşı iyi bir alternatif olamaz mı?
1930’lardaki büyük ekonomik buhran kapitalizmin sınırlarının zorlanmasının sonuçlarını bize en iyi şekilde gösterdi. Buhranın sonucu olarak Nazizm iktidara geldi, ikinci dünya savaşı başladı ve Holocost gerçekleşti. Krizler otomatik olarak bizlere gerçek reçeteyi sunmayabilirler. Bu nedenle aceleci olmamak gerek.
»Yaşanan mali krize karşı çok sayıda solcu eski reçetelere sarılıyor ve özel şirketlerin devletleştirilmesini savunuyor?
Bir devlet kapitalizmi olan sosyalist planlı ekonominin bütün Doğu Avrupa’da terk edildiğini unutmamak gerek. Dolayısıyla terk edilen bir sisteme yeniden başvurmanın bir manası yok.
»Hükümetlerin bankaları devletleştirmesini ve büyük işletmelere ortak olmasını hata olarak mı görüyorsunuz?
Devletleştirme kısa süreli bir önlem olarak anlamlı olabilir. Piyasa içinde işlem gören devlet bankaları özel bankalardan daha iyi değil. Devlet firmalarının yöneticileri hata yapmaz diye bir şey yok. Piyasa geleceği tanımaz. Piyasada siz anlık düşünmek zorundasınız buna karşılık politikacılar uzun vadeli düşünmek, geleceğe dair planlar yapmak zorunda.
»Politikacılar piyasanın düzenlenmesinin aktörleri olabilir mi? Politikacılar sorumluluğun bilinciyle hareket edbilir mi?
Sadece politikacılar yada devletin temsilcileri değil toplumun temsilcileri de piyasa üzerinde etkin olmalıdır. Sendikaların temsilcileri patron gibi hareket edebilir. Örneğin raylı ulaşım konusunda sendikaların temsilcilerinin söz sahibi olması gerekiyor. Bunu onlardan daha iyi bilen kimse olamazki.
»Serbest piyasa ekonomisi ile barıştınız mı?
Buna cevap vermek sorduğunuz soru kadar basit değil. Piyasa totaliterliğini arkamızda bırakmalıyız. Yeni bir orta yol bulmalıyız. Serbest piyasa ekolojik ve sosyal kriterler tarafından kontrol edilmeli ve düzenlenmeli. Bunun zor olduğunun farkındayım ve zor bir ödevle karşı karşıya olduğumuz söylenebilir.
»Söyledikleriniz biraz soyut sloganlarmış gibi algılanabilir. Söylediklerinizi günümüz krizi ile somutlaştırabilir misiniz?
Bankaların gizliliğinin kaldırılması gerektiğini söylüyorum. Sadece vergi cenneti ülkelerin denetlenmesi yetmez. Piyasaların ve piyasa hareketlerinin şeffaflaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Piyasalar sosyal aktörler tarafından denetlenmeye açık olmalı.
»Anlattıklarınız işlerini kaybetme korkusu yaşayan işçilere ne tür bir yarar sağlayacak?
Önerilerin çok somut yararlarından bahsedebiliriz. Örneğin çok zor durumdaki otomobil sektöründe çalışan işçilere yardım etmeliyiz. Fakat bu işçilere koşulların eskisi gibi olmayacağını anlatmalıyız onlarda bu gerçekliği kabul etmeli. Çelik sektörüne yaptığımız yatırımların aynısını otomotiv sektörüne de yapamayız. Gelecekte de arabalara ihtiyacımız olacak ama bugünkü gibi fazla sayıda değil. Çevreye duyarlı arabalar yapmak zorundayız.
»Alman Liberal Demokrat Parti (FDP) piyasanın daha da liberalleştirilmesini düşünüyor. Bu aşırı liberal söylemlere rağmen Almanya’da krizden en fazla karlı çıkan parti oldu. Bu paradoksal durumu nasıl açıklayacak sınız?
Almanya’da orta sınıf uzun zamandır bulunduğu konumunu kaybetme korkusu içinde yaşıyor. Orta sınıf bu nedenle egoistçe olaylara yaklaşıyor. Bunlar vergilerin indirilmesini istiyor ve kendi refahını kurtarma peşinde. FDP egositlerin partisi ve dolayısıyla kriz ortamında oylarını arttırması gayet doğal.
»Sosyal demokratlar kriz karşısında neden bir dayanışma örneği sergileyemiyor?
Sosyal demokratlar Gerhard Schröder önderliğinde ‘Ajanda 2010’u çıkardı. Piyasanın daha da serbestleştirilmesi, piyasa ekonomisinin daha da güçlenmesi için. Bu politikalar Almanya’da çalışanlar ve yoksullar üzeinde olumsuz sunuçlar doğurdu. SPD ile dayanışmanın birlikte hareket etmenin yolları tıkanmış oldu.
»CDU, FDP, Yeşiller hepsi bu ajandaya itiraz etmedi hatta destekledi. Sizin kardeş partileriniz bahsettiğiniz gelişmelere ortak oldu? Nasıl açıklayacak sınız?
Tabiiki haklısınız. Ama unutmayınız gazetecilerin ve basın sektörünün büyük kısmıda piyasaların serbestleştirilmesini istedi. Unutmayınız ki bu aşırı liberal politikaların uygulanma kararı alınması üzerinde kollektif bir konsensüs mevcuttu. Tabi siz bugün hiçbirini hatırlamak istemiyorsanız o başka. Basın kendisini masum göstermesin.
Sadece Die Linke (Sol parti) halkı uygulanmak istenen aşırı liberilizasyon politikalarına karşı uyardı. Dolayısıyla bugün yaşanan büyük kriz karşısında haklı olarak biz uyarmıştık diyebiliyorlar.
Ekonomik krizde kim geçmişte haklıydı vs çok da önemli değil. Önemli olan bugündür ve ne yapılması gerektiğidir. ?u an için kim ne öneriyor asıl önemli olan bu.
»Fransa’da yeni bir kitabınız yayınlandı: Ne oldu? yada Ne olmasını bekliyordunuz? şeklinde çevrilebilir. Siz ne olmasını bekliyordunuz ki?
(Kapitalizmin bilgiyi ve teknolojiyi teoride ve pratikte ekolojik ve sosyal bir piyasa için kullanmış olması çok iyi olurdu. Eskiden solcular devrim yapmak için devrimci durumun oluşmasını beklerlerdi. Çok sonra yeni bir toplum inşası için elimize fırsat ve güç geçmişti. Sosyal olaylarda böylesi bir zamanınız yada fırsatınız olabiliyor. Fakat iklim değişimi için bekleme fırsatımız yok. Yerküre yok oluşa doğru gidiyor. Durum çok çok ciddi.)
Benim için yazdıklarımın nasıl algılanacağı çok da fark etmez. Fakat ciddi bir krizle karşı karşıya bulunduğumuz bilinen bir gerçeklik. Güncel mali ve ekonomik kriz, her geçen gün artan iklim krizi, küreselleşme krizi, yoksullarla zenginler arasında artarak büyüyen uçurum tüm bunlar beraberinde demokrasinin de krize girmesine neden oluyor.
»Eğer durum sizin anlattığınız kadar ciddiyse Yeşillerin daha da radikalleşmesi gerekmiyor mu? Seçim programlarını yenilemeleri gerekmiyor mu?
Çok zor birisiniz. Siz gazeteciler ekonomik krizden daha fazla spekülatif açıklamalarla ilgileniyorsunuz. Biz Fransız Yeşilleri Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri için çalışmalara hız verdik. 5 yıl içinde milyarlarca avroluk kaynaklarını ekolojik sisteme aktarmak için çalışmalar yapacağımıza dair söz veriyoruz.  Beş yıl içinde evlerde enerji kullanımını yarıya indirmeyi başarmak istiyoruz. Buda milyonlarca çalışma alanı yaratmak demek.
»Enerji tasarrufu programını yıllardır dillendiriyorsunuz. Mali krize yönelik söyleyecek yeni sözleriniz açılımlarınız yokmuş gibi...?
Bu doğru değil. Biz Yeşiller ekonomik kalkınmayı başarabiliriz. Biz diğer muhalif hareketlerden farklıyız. ATTAC, Sendikalar ve solcular "Sizin krizinizi ödemiyoruz" diye büyük gösteriler düzenledi.Buda bir savunma biçimi fakat bize göre yeterli değil. Protesto etmek yetmiyor alternatifini de üretmek söylemek gerek.
»Sizin dile getirdiğiniz "Ekolojik dönüşüm" de maalesef yeterli değil ama...
Yeşiller her zaman büyük sorunlarla boğuşmak zorunda kaldı. Eğer insanlar samimiyse söylemek zorunda: biz toplumsal ve ekonomik yaşamı kökten değiştireceğiz diye. Tüm bunlar bedel ödemeden gerçekleşmez. Bir şeylerden feragat etmeden bunları gerçekleştiremezsiniz. Çoğu insan bir bedel ödemeden reformları gerçekleştirmek istiyor. Ekolojik dönüşüm bedel gerektiriyor ve bu nedenle zorlanıyoruz.
»Krizler korku yaratır, korkular ise insanların değiştirmeye korktuğu şeyleri yapmaya iter...
Korku ve kaygı tabi ki kötü şeyler. İnsanlar günümüz politikacılarından dolayı hayal kırıklığı içinde. ?imdi de bankalara ve CEO’ lara olan güvenlerini de kaybetti. Bu güven kaybından dolayı yeniden politikacılara yönelik bir beklenti oluştu. Umut ve beklenti arttı.
»Politikacılar kendilerine yönelik bu yeni beklenti ve umutları nasıl karşılayacak?
Biz politikacılar farklı şeyler yeni şeyler düşünmek zorundayız. Pragmatik olmak yetmiyor ne yazıkki. Yaratıcı yenilikçi olmalıyız.
Büyük entellektüel beklentilerle yüz yüze gelmeliyiz, toplum hangi beklentiler içinde bunları tespit etmeliyiz. Toplum bizi çağırmadan 60’lı yıllardaki gibi biz topluma gitmeliyiz. Krizden ancak birlikte mücadele edersek başa çıkabiliriz.
Obama bu mesajı vermişti. "Evet biz başarabiliriz"
Evet doğru. Avrupa ekolojik ve toplumsal dönüşümü sağlayabilir.
Çeviri: İbrahim Varlı
Kaynak: www.spiegel.de


Bu İçerik 907 Kez Görüntülendi
MAYIS 2009 SÖYLEŞİLER
SÖYLEŞİLER / 2009 ARŞİV