Çokuluslu şirketlerin temsilcileri "AB'de de tohumculuk yasası var," diyor. Ama AB'de çiftçi örgütlenmesinin önü açık ve güçlü, onlara rağmen karar almak kolay değil. Ayrıca AB ülkeleri, ABD ve diğer birçok ülke ekoloji, tarım, sağlık, çevre gibi alanlarda GDO ile üretilmiş türlerden kaynaklanabilecek risklere karşı önlem mekanizmaları kurdu
Abdullah Aysu
Tohumculuk Yasası çokuluslu gıda ve tarım şirketleri için önemli kazanım çiftçiler için ise yıkımdır. Bu yasayla organik tarımcıları da zorluklar bekliyor. Çeşit karışımlarını satın alamayacaklar. Yukarıda belirttiğimiz gibi binlerce yıldır ıslah yapan köylüler özellikle kadınlar bu yasa ile tohumlukları üzerindeki bütün haklarını kaybedecekler.
Tayfun Özkaya, Tohumculuk Yasası ile ilgili olarak; "Büyük firmalar yasa çıkar çıkmaz büyük haklara sahip olacak ancak kanun gene de iki yıl boyunca bu hegemonyayı biraz gevşetmektedir. Geçici i. maddede "5. maddenin 1. fıkrası hükmü ile 7. maddenin 1. fıkrası hükmü kayıtlı çeşidi bulunmayan bitki türleri ile kayıtlı çeşidi bulunmakla beraber, Bakanlığın gerekli göreceği tohumluk çeşitleri hakkında bu kanunun yürürlüğe gireceği tarihten itibaren 2 yıl süre ile uygulanmaz" demektedir. İki yıl boyunca kanunun zararları hemen çiftçilerce anlaşılamayacak. Aynı Tarım Satış Kooperatifleri Yasası'nda olduğu gibi... Madde 7'de "yurt içinde sadece kayıt altına alınmış çeşitlere ait tohumlukların ticaretine izin verilir" denmektedir. Bununla ilgili olarak çiftçiye küçük bir hava alma penceresi açılmıştır. Madde 14'te istisnalar olarak "ticarete konu olmamak ve şahsi ihtiyaç miktarı ile sınırlı kalmak şartıyla, çiftçiler arasında tohumluk mübadeleleri" kanun dışında bırakılmıştır. Bu oldukça kısıtlayıcıdır. İyi tohuma sahip bir üretici, tohumluğunu köylülere para ile satarsa istisnadan yararlanamayacaktır.
Kanunda kamunun tohumluğun her alanından çekilerek bu alanı özel firmalara terk edeceği anlaşılmaktadır. Madde 15'te yetki devrinden söz edilmektedir. Kamu üretim, sertifikalandırma, ticaret ve denetimi pratikte özel sektöre, gerçekte ise büyük dünya tohum devlerine bırakabilecektir. Yasada sözü edilen birliklerin ve alt birliklerin kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu sayılacak olması ve bunlardan oluşacak olan birlik ve alt birliklere yetki devredilecek olması resmi tamamlamaktadır. Bu birliklerin oluşturacağı hakem kurullarının örneğin çiftçilerle şirketler arası anlaşmazlıklarda yetkili olacak olmaları tohum devlerinin hâkim koltuğuna da oturduğunun açık kanıtıdır." diyor.
Tayfun Özkaya'nın bu belirlemeleri için sadece beynine sağlık denir.
Çokuluslu şirketlerin Türkiyeli temsilcileri "AB'de de tohumculuk yasası var," diyorlar. Doğrudur. Ama AB'de çiftçi örgütlenmesinin önü açık ve güçlü, onlara rağmen karar almak ve uygulamak kolay değildir. Ayrıca AB ülkeleri, ABD ve diğer birçok ülke ekoloji, tarım, sağlık, çevre gibi birçok alanda biyoteknoloji teknikleri ile üretilmiş türlerden kaynaklanabilecek risk, tehlike ve tehditlere karşı önlem alan mekanizmalarını kurmuştur. Türkiye'de Biyogüvenlik Yasası çıkarılmadan ve başka türden mekanizmalar oluşturulmadan Tohumculuk Yasası'nı çıkarıvermenin getireceği zararların katlanacağı bir başka gerçek olarak orta yerde duruyor.
YASA ONUR KIRICIDIR
Bilindiği gibi Irak bütün dünyanın gözü önünde ABD tarafından işgal edilmiştir. ABD'nin işgal ettiği Irak için hazırladığı kanunlardan "Karar 8ı'in 51-79 arası maddeleri Irak'ta yapılacak tarımla/tohumculukla ilgili düzenlemeleri içermektedir. Karar 8ı'in tohumculukla ilgili kısımları incelendiğinde, ülkemizde Meclis'e sunulan Tohumculuk Kanun Taslağı ile benzer olduğu görülecektir.
Evet, dünya tohum tekelleri iki elin parmaklarını geçmiyor. Ama onların kurdukları lobiler yoluyla kendi çıkarlarına hizmet edecek yasalar çıkarttırdıkları yaygın bir kanı. Irak savaş ortamında olduğundan Karar 8ı'i reddetmeyi başaramamıştır. Genetiği değiştirilmiş tohum ihalesi Monsanto firmasına verilmiştir. Savaş ile birlikte Irak'a kabul ettirilen bir yasanın benzerinin bağımsız TBMM tarafından çıkarılıyor olması üzücü olduğu kadar onur kırıcıdır da.
Tohumculuk Yasası ayrıca baştan sona haksızlık içermektedir. Çiftçiler açısından bakıldığında adalet duygularından yoksun, eşitlik ilkesine aykırı, özgürleştirici olmaktan uzak, tam tersi çiftçileri şirketlere bağımlı kılıcıdır.
Türkiye'li çiftçiler bu konuda Meclis'e duygu ve düşüncelerini içeren bir mektup iletmişlerdir. TBMM'deki tüm milletvekillerine gönderilen mektup aşağıdadır.
Köleleştirici yasa çıkarmanın utancına ortak olmayın!
Sayın Milletvekili;
Tohum, tarım için önemli ve zorunlu, tarımsal üretimin olmazsa olmazıdır. Çünkü toprağa gübre saçmazsanız, bitkiye veya böceğe ilaç atmazsanız az ürün alabilirsiniz ama sonuçta bir miktar ürün alabilirsiniz. Ama toprağa tohum atmazsanız, ürün elde edemezsiniz. Tarımsal üretim sürecinde çiftçiyi kendi ürettiği üründen tohumluğunu ayırıp kullanmaktan alıkoyarsanız, işte o zaman çiftçiyi, çiftçi olmaktan çıkarırsınız. Tohuma kimi sahip kılar iseniz, onu çiftçiye de sahip kılarsınız yani çiftçiyi ona bağımlı kılmış olursunuz. Peki, birini bir diğerine sahip kılmak için yasa çıkarılabilir mi? "Sen ürettiğinden tohumunu ayırma ve kullanma, tohumu üretecek şirkete para ver ondan satın al" yaptırımı için yasa çıkarmak ne kadar meşru? Adalet ölçüleriyle nasıl ve ne oranda örtüşmekte-dir/bağdaşmaktadır?
Evet, sayın milletvekilleri,
Bu soruları vicdanınıza seslenmek için sormuyoruz. Vicdan kişinin kendi sorumluluğu ve hesaplaşma alanı içerisindedir. Biz çiftçiler kişi ile vicdanı arasına girmeyi o kişiye saygısızlık sayarız. Bunu asla yapmayız.
Ama çıkaracağınız Tohumculuk Yasası ile şirketler tohumun sahibi kılınıyor. Bu da, tarımın şirketlerin eline geçmesi anlamına gelmektedir. Bir mesleğin yürütücülerini birileri para kazansın diye diğerine mahkûm etmeyi adaletli, eşitlikçi ve özgürleştirici düşüncelerle bağdaştırıyor musunuz, bunu soruyoruz. Çünkü sizler adaleti, eşitliği, özgürleştirmeyi sağlayacak bir çatının altında görev yürütmektesiniz. Tohumu ele geçiren şirketler sadece tarıma değil gıdaya da egemen olur. Bunu bildiğinizi düşünüyoruz. Gıdaya bir avuç şirketin sahip olmasının doğuracağı sonuçları bilerek bu yasaya evet diyorsanız bu bizi sadece üzmüyor, korkutuyor da. Bunu bilmenizi istiyoruz.
Dünya tohum tekelleri iki elin parmaklarını geçmiyor. Onlar kurdukları lobilerle kendi çıkarlarına hizmet edecek yasalar çıkarttırdıkları yaygın bir kanı. Çokuluslu iki elin parmakları kadar sayıdaki şirketlerin çıkarttırmak istedikleri yasalara dünya ölçeğinde 3 milyarı aşkın çiftçi karşı. Onların isteği de şunlardır.
TOHUMCULUK VE TARIM HAKLARI:
Köylü kadınlar, erkekler ve aileleri;
» Yetiştirmek istedikleri bitki çeşitlerini belirleme hakları vardır.
» İktisadi, ekolojik ve kültürel açıdan tehlike arz eden bitki çeşitlerini reddetme hakkı vardır.
» Yapmak istedikleri çiftçiliğin şekil ve istemine karar verme hakkı vardır.
» Tarımdaki yerel bilgilerini koruma ve geliştirme hakkı vardır.
» Tarım tesislerini kullanma hakkı vardır.
» Kendi ürünlerini, çeşitlerini, miktarını, niteliğini ve yetiştirme şeklini demokratik bir şekilde bireysel veya kolektif olarak seçme hakkı vardır.
» Kendi teknolojileri veya insan sağlığını ve çevreyi koruma esasına dayalı olarak kendi seçtikleri teknolojiyle çiftçilik ve yetiştiricilik yapma hakkı vardır.
» Kendi yerel çeşitlerini yetiştirme ve geliştirme hakları vardır.
Tohum şirketlerinin isteği üzerine çıkaracağınız yasa sizin önünüzde/elinizde bir karşılaştırma yapın. Biz çiftçilere göre, çıkaracağınız yasa deve misali olduğu için yasanın şu maddesini bu maddesini düzeltin şöyle çıkarın demiyor; geri çekmenizi istiyoruz. Kimden yana kimler için yasa çıkardığınızı bir kez daha gözden geçirin. Bakmayın siz bizdeki yerli birkaç tohum firmasının çıkardığı çatlak sese. Yasa çıktıktan 5 yıl sonra onları da şirketlerini de dünya devleri satın alır. Türkiye tarihinden siler. Onlar, Türkiye toplumunun tüketicilerinin ve üreticisi olan çiftçileri bağımlı kılmada yaptıkları ittifak utancıyla baş başa kalırlar...
Evet, sayın milletvekilleri gelin güzel ülkemizi çokuluslu şirketlerin deneme tahtası yapmayın. Çiftçiler için kuyu kazmaktan vazgeçin. Çiftçilerin evrensel düzeyde sahip oldukları tohumculuk ve tarım haklarına tüm milletvekilleri olarak Tohumculuk Yasası'nı geri çekerek saygı gösterin. 21 yüzyılda köleleştirici yasa çıkarmanın utancına ortak olmayın.
Abdullah AYSU
Türkiye Çiftçi Sendikaları Konfederasyonlaşma Platform Sözcüsü
Avrupalı çiftçiler de TBMM'ye mektup gönderdiler.
Türkiye gibi bir ülkeye ihtiyacımız var!
Sayın Bayanlar ve Baylar, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin değerli milletvekilleri;
Tarımsal üretimde kullanılan tohumlarla ilgili bir yasayı oylamak üzere olduğunuzu öğrenmiş bulunuyoruz.
Bu yasa taslağı çiftçilerin kendi tohumlarını ellerinden alacaktır.
Biz Avrupalı küçük çiftçiler, benzer yasalardan çok çektik, hâlâ da çekiyoruz: tarımsal üretimimiz, her geçen gün çokuluslu şirketlere, onların tohumlarına ve tarım ilaçlarına daha fazla bağımlı hale geliyor.
Avrupa Birliği'nin tercih ettiği yoğunlaşmış tarım modeli bizi çok ağır sorunlarla yüz yüze getiriyor, topraklarımızı harap ediyor, petrol kaynaklı gübreler ve tarım ilaçlarıyla sularımızı kirletiyor, sürekli olarak daha fazla yenile-nemez maddeleri tüketiyor.
Avrupa Birliği, milyonlarca küçük tarım işletmesinin ve ancak onlarla birlikte gelişebilen bütün bir biyolojik çeşitliliğin yok oluşuna izin verdi. Binlerce bitki çeşidi yitirilmiş ve onlarla birlikte yüzlerce hayvan ırkı tarihe karışmış oldu.
Siz aynı hatayı yapmayın!
Bir Akdeniz ülkesinin hala bu kadar geniş bir tarımsal nüfusu barındırabiliyor ve sizinki gibi zengin çeşitliliğe sahip bir tarımsal üretimi sürdürebiliyor olması bizim için bir gurur kaynağıdır.
Sizden elinizden geleni yapmanızı rica ediyoruz. Böylelikle bu yasa ile;
» Bütün çiftçiler kendi tohumlarını ve başka çiftçilerin tohumlarını ekme haklarını sürdürsün. » Var olan bioçeşitlilik güvencede olmalıdır, böylelikle Türkiye'de çok olan küçük çiftçiler bundan yararlanabilir. Biliyoruz ki Türkiye uzun tarım tarihi ile devasa bir biyolojik çeşitlilik deposudur. Bu korunması gereken bir hazinedir. » Küçük çiftçiye hiç bir mali veya idari kısıtlama getirilmemelidir. » Tarım ürünleriniz, GDO'lardan (Genetik Olarak Değiştirilmiş Organizmalar) kaynaklı her türlü bulaşmadan korunmalıdır. » Türkiye'nin kendi nüfusunu besleyen ve hatta ihraç edebilmesini sağlayan küçük çiftçi kuşaklarının çabalarının tam değeri korunmalıdır. » Ülkenizde yerel tohumlarını kullanan, geleneksel ve yerel çeşitleri korumak için çalışan bütün çiftçilere yardım edilmelidir. Yeni bir yol açması için yakınımızda Türkiye gibi bir ülkeye ihtiyacımız var, Avrupa'nın bütün küçük çiftçileri için ve düşük kaliteli standardize edilmiş ürünlere boğulmuş tüketicileri için bir ümit yolunu açacak bir Türkiye'ye. Geniş küçük çiftçi nüfusu ve biyoçeşitliliğin-deki zenginliğiyle Türkiye bu çiftçilere yardım etmek ve tarımsal mirasını korumak ve güvenliğini sağlamak için elinden geleni yapmak zorundadır.
Size ihtiyacımız var! Türk halkının temsilcilerine en derin saygılarımızla,
CPE - Coordination Paysanne Europeenne Plataforma Rural Alianzas por un Mundo Rural Vivo
CIFAES - Universidad Rural Paulo Freire Reseau Semences paysannes France Nature & Progres GM Free Cymru.Wales, UK Asociaciön EntrepueblosEspaha Arche Noah - Austrian Seed Savers Organisation
GM-free Ireland Network Fundacja ICPPC - International Poland Interkulturelle GaertenWurzelWerk Austria
CISAS - Centro de Informaciön y Servicio de Asesoria en Salud Nicaragua
A SEED EuropeLinda Coenen /coordinator GMO The Netherlands CPON
The Greens Movement of Georgia / FoE-Georgia
BİTTİ