ARAŞTIRMA DOSYALARI
Türkiye solunun son otuz yıllık arayış serüveninin son dönem tartışmalarına ayna tutmak amacıyla ‘Sol ne yapmalı’ sorusunu muhataplarına sorduk. Solun çıkış yolunu ve geleceğini arayan sorularımızın muhatapları farklı yanıtlarla tartışmaları zenginleştirdi

Bir adım daha… dediğimiz  dönemin ilk çalışması, ilk yazı dizimiz ‘Sol ne yapmalı’ ile birlikte Türkiye solunun son otuz yıldır içinde bulunduğu arayışın son dönem tartışmalarına ayna tutuyoruz.   Türkiye solu son otuz yıldır 12 Eylül yenilgisinin izlerini silip çıkış yolu bulmaya çalışırken bölüne bölüne çoğaldı. Birleşme arayışlarının geldiği nokta hep ayrışmalar oldu. Bir zamanlar yolu sol’a düşmüş, yolu sol’dan geçmiş insanlarla ne zaman sokakta karşılaşsak, ‘sol birleşse ne güzel olur’ hayıflanmalarına hepimiz tanık olduk. Biraz daha ileri gidip “sol önce CHP’ye destek olmalı, sosyal demokrasi gelirse sosyalizm de gelir” diyenlere kızdık.  Sol’un kendi arayışı da çoğu zaman yan yana dizilmek halinde oldu.  İki binli yılların başından itibaren, çoğu seçim döneminde,  Çatı Partisi’ni tartıştık. En son geçen yıl referandum sürecinin solda taşları yeniden belirlemesinin hemen ardından TKP’nin  sol için ‘cephe’ önerisi geldi. Ardından 12 Haziran seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte BDP’nin öncülüğünde Türkiyeli devrimci, demokrat, aydın ve ilerici insanların desteklediği ve içinde olduğu  Emek, Demokrasi ve Özgürlük Blok’u oluşturuldu. Blok’un seçim kazanımının ardından sonra Çatı Partisi olarak başlayan tartışmalar Kongre hareketine dönüştü.  Toplumsal muhalefetin her rengini  ve siyasi partileri yan yana getirmeyi hedefleyen Kongre ile Çatı Partisi  tartışmalarının yanına ÖDP’nin ‘devrimci merkez’ çağrısı eklendi. 
Yukarıda bugüne kadar solun ne yapmaya çalıştığını özetlemeye çalıştık. Sol asıl bundan sonra ne yapacak? Cephe,  Kongre, Çatı Partisi, Devrimci Merkez çağrıları nereye tekabül edecek. ‘Sol ne yapmalı’ sorusunun yanıtı için sözü muhataplarına bırakıyoruz…
 
 
SERBAY MANSUROĞLU-BURCU BİNGÖL

Başlarken...
Alevilik inancı toplumsal dayanışma, paylaşım ve toplumun derdini dert edinme felsefesi gereği tarihinin hiçbir döneminde siyasetten uzak olmadı.
•••
ABF Genel Başkanı Ali Balkız’ın, Milliyet’ten Devrim Sevimay’a verdiği röportaj ‘Aleviler yeni solun peşinde’ başlığı ile verildi. Alevi ve demokrat kamuoyu bunu “Aleviler parti” kuruyor biçimiyle algıladı.
Heyecanla yaklaşanlarda oldu, itiraz edenlerde… İlk günlerde yükselen itirazlar, iç tartışmalara yöneldi.   “Nasıl Bir Türkiye İstiyoruz” çalışma grubunda yer alan Ali Balkız ve Fevzi Gümüş gibi Alevi kurum temsilcileri, bunun bir alevi partisi olmayacağını açıklasalar da, alevi ve demokrat kamuoyunda, “Aleviler yeni sol parti kuruyor…” olarak algılandı ve tartışma yarattı.  Tartışmalar, ABF içinde ki 19 Alevi kurumunun karşı açıklamasıyla da tırmandı ve demokrat alevi kurumlarını ikiye böldü.
•••
Demokratik alevi kurumları olarak söz ettiğimiz kurumlar, büyük çoğunluğu ABF çatısı altında birleşen, siyasal olarak solda yer alan, genel olarak siyasal taleplerini ortaklaştırabilen kurumlardır. İşte itirazın bu kurumlardan çıkması daha dikkat çekicidir.
•••
Biz de bu yazı dizisinde; Alevilerin inançsal olarak en üst düzeyde temsilcisi Postnişin Veliyittin Ulusoy’dan başlayarak, Alevilik mücadelesinin önde gelen Demokratik Alevi kurum temsilcilerine, “Aleviler ve parti tartışmalarını” soralım istedik…
•••
Demokratik alevi kurumları, inançsal temelde bir partinin kurulmasına şiddetle karşı çıkıyor. Ayrıca büyük çoğunluğu bu bir Sol parti bile olsa, Alevilerin kurumsal olarak yer almasının Alevilere zarar vereceğini düşünüyor.
Alevilerin Türkiye siyasi arenasında yeterince temsil edilmediklerini düşünenler ise Alevilerin Türkiye’de siyasi çözümün bir parçası olmasını istiyor ve arayışlar heyecanlandırıyor.
Aslına bakarsanız, bu durum isteyenlerde de istemeyenlerde de ikili bir ruh hali yaratıyor…