Bazı araştırmacılar, haksızlığa karşı hissedilen tiksinme duygusunun bir yüz ifadesini tetiklediği ve ‘kötü tatların ve hastalık sebeplerinin yarattığı aynı tiksinme duygusunu ortaya çıkardığını’ öne sürüyor
‘İğrenç’ kelimesi, kötü tatlar, böcekler, ensest ilişki ve adaletsiz bir paylaşımı nitelemek için kullanılabilir. O halde bu tür farklı durumlar karşında verilen duygusal yanıt aynı mıdır? Chapman ve arkadaşları, haksızlığa karşı hissedilen tiksinme duygusunun bir yüz ifadesini tetiklediği ve “kötü tatların ve hastalık sebeplerinin yarattığı aynı tiksinme duygusunu ortaya çıkardığını” iddia etmektedir. Bir dereceye kadar tüm bu olaylar “tiksinme değerlendirme sistemi” denilen bir dizi mental aktiviteyi harekete geçirir ve kontaminasyon (bulaşma) düşüncelerini ortaya çıkarır. Bulaşma, tiksindirici bir nesnenin normalde tiksindirici olmayan bir nesneye dokunması ile tiksinme duygularının yeni nesneye aktarılması olarak açıklanmıştır (örneğin sterilize edilmiş bir hamamböceği bir bardak suya batırılırsa su da iğrenme duygusu uyandırmaya başlar).
TAT ALMANIN EVRİMİ
Uyum ilkesine göre, bir amaç için evrim geçiren bir sistem, daha sonra başka bir amaç için kullanılır. Bu açıdan bakıldığında tiksinme memelilerde acı tatları reddetme sisteminden köken almıştır. İnsan evrimi sırasında tiksinme sistemi sadece basit uyaranlar (acı tatlar) için değil daha karmaşık bilişsel değerlendirmeler için de kullanılmaya başlanmıştır. Değerlendirme sistemi başlangıçta sadece yeme reddi davranışı ile ilişkili iken, sonradan bazı biyolojik ve kültürel değerlendirmelerin birleşimi ile kapsamı genişlemiştir. Bu sürecin uyuma yönelik bir yanı vardır çünkü bazı nesneleri ya da düşünceleri iğrenç bulmak, bir kültürün onlardan uzak durmasını sağlayabilmektedir.
Richard Shweder’e göre tiksinme değerlendirme sistemi ayrıca, saflığın ve kutsallığın bozulmasının yarattığı duygular gibi bazı ahlaki tiksinme duygularını da içerecek şekilde genişlemiştir. Ancak yakın zamanda elde edilen deliller bunların dışında adaletsizliğin de iğrenç olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.
Tiksinme analizlerinin olası üç katmanlı şemasına göre, insandaki tiksinme programının başlaması üç yolla olmaktadır. Ana yol bir dizi tiksinme değerlendirmelerinin yapılmasını sağlamaktadır (ön değerlendirme, duygular, bulaşma düşünceleri).
‘ORALDAN MORALE GEÇİŞ’
Peki ensest ve haksızlığı içeren yollar nasıl çalışmaktadır? Ensest ve diğer bedensel/cismani ihlaller (kutsallığın ihlali) tiksinme değerlendirme sistemini tıpkı ana yoldaki nesneler gibi uyararak harekete geçirmektedir. Eğer haksızlık ve diğer ahlaki ihlaller cismani bir unsur içermiyorlarsa, tiksinmenin “oraldan morale geçiş” aşaması ile başka türden bir değerlendirmeye tabii tutulmaktadırlar.
Bazı bilimciler ahlak ve tiksinme arasındaki ilişkinin büyük ölçüde bir metafordan ibaret olduğunu öne sürmektedir ancak bu ilişki “sadece” bir metafor değildir. Haksızlık ve diğer ahlaki ihlaller bir dizi farklı değerlendirme sistemlerinde işlendikten sonra doğrudan tiksinme sistemini aktive edebilirler ya da bu ihlaller başlangıçta sadece “iğrenç” kelimesi ile etiketlenip daha sonra tiksinme değerlendirme sistemini tetikleyebilir. Her iki yolun da sonunda tiksinme yüz ifadesi ortaya çıkacaktır.
Çalışmalar kutsallığın ve adaletin ihlal edildiği durumlarda, temel tiksinme duygusunun aktive ettiği aynı beyin bölgelerinde (özellikle de anterior insula) aktivasyon olduğunu göstermektedir. Fakat anterior insulanın sadece tiksinme duygusu ile bağlantılı olduğu da düşünülmemelidir. Tiksinmenin evrimsel ve gelişimsel tarihi gerçekten de “oraldan morale” doğru genişlemiş bile olsa bu, modern insanın ahlaki tiksinme duygusunun oral bir yön içermesi ile aynı şey olmayabilir. Fakat ahlaki deneyimlerde oral bir özellik de olduğu açıktır. (Science, Şubat 2009)