PSİKİYATR ZAZA YURTSEVER ZAYIFLATMAK İÇİN ÖNCE DİYETİ YASAKLIYOR: Hayal gücünüz kadar 'ince'siniz

|

PSİKİYATR ZAZA YURTSEVER ZAYIFLATMAK İÇİN ÖNCE DİYETİ YASAKLIYOR: Hayal gücünüz kadar A PSİKİYATR ZAZA YURTSEVER ZAYIFLATMAK İÇİN ÖNCE DİYETİ YASAKLIYOR: Hayal gücünüz kadar

İNCİ HEKİMOĞLU
Aslında gerçeklik, tasavvurdan oluşuyor' diyor, psikiyatr Zaza Yurtsever.

Tersinden söylersek; tasavvur ettiklerimiz, gerçeğimize dönüşüyor. Ürkütücü... Ürkütücü çünkü; yalnız ilişkilerimize değil, beynimize de bedenimize de biçim veren anahtar sözcük bu: Tasavvur!

Meğer, hiç farkında olmadan hep kendimize çevirdiğimiz bu silahı, "düşmanlarımıza" dön-dürebilirmişiz: Kilolarımıza, hastalıklarımıza, bağımlılıklarımıza ve de hatta kısırlığımıza!

Psikiyatr Zaza Yurtsever, gündemden hiç düşmeyen "şişmanlık sorunu" ile örnekleme yaparken diyor ki; "Şişmanlık basit bir kalori hesabı değildir. Eğer öyle olsaydı, diyet yapıp kilo verenler için bu sorun bir daha tekrarlanmazdı. Asıl mesele, insan beyninin ideal kiloya programlanmasıdır". Ama asıl mesele de burada ortaya çıkıyor. "Bedenin evrim deneyimi, beyinden onbinlerce yıl daha fazla"ymış.

Beynin çok geriden geldiğini bir uzmandan duymak, yalnız kişisel değil pek çok toplumsal çelişkiye ilişkin sorunun da doğrudan yanıtı olduğunun altını çizdikten sonra, konuya dönersek; "beyninle bedene savaş açarsan, her durumda beden kazanıyor!" Yani irade falan sökmüyor. Peki Psikiyatr Yurtsever, bu durumda mucize mi yaratıyor? Hayır, özetlersek; beyninizi, bedeninizle savaşmak için değil, barışmak için programlıyor ya da eğitiyor.

'YO YO EFEKT'
Hani her vuruşunuzda, ne kadar alçaktan vurursanız o kadar yükseğe çıkan toplar vardır ya;işte diyetle de kilo vermek aynı sonuca yol açıyor. Bu mekanizmayı "yo yo efekt" olarak tanımlayan Yurtsever şunları anlatıyor:

"Diyelim diyetle kilo verip, 80 kilodan 60 kiloya indiniz ki bu mümkün. Ama artık önünüzde iki seçenek vardır. Bu kiloda kalabilmek için ya diyeti sürdüreceksiniz ki o zaman da başka sorunlar başlar, anoreksiya gibi. Ya da normal beslenme düzenine geçeceksiniz. Bu diyet döneminde kıdık sinyali alan beden, normal beslenme düzenine geçer geçmez yağ depolamaya başlar. Üstelik bu kez tedbirli davranıp, eski kilonun da 4-5 kilo üstüne çıkarak yeni bir kıtlık dönemine hazırlık yapar."

Savaşı sürdürmekte kararlı davranıp, "diyetten sonuç alamıyorum madem., o zaman cerrahi yöntemle kurtulurum yağlarımdan" deyip, liposuction^ başvurmak da kurtuluş olmuyor maalesef. "Çünkü" diyor Yurtsever, "karnındaki yağı aldırdı diyelim, o alınan yağ kadarını beden bu kez başka bir yerde depolamaya başlıyor. Mesela ya göğüs büyüyor ya kalça. Onu da aldırabilir ama bu kez de alınamayacak yerlerde yani iç organlarda yağlanma yapmaya başlıyor. Bu da tehlikeli bir süreç".

"O halde şişmanlar hep şişman mı kalacak peki" sorusuna ise Psikiyatr Zaza Yurtsever şu yanıtı veriyor: "Elbette ki hayır. Ama şunu baştan bilmekte yarar var. Herkesin kilosu, bir tür parmak izi gibidir. Genetik faktörler başta olmak üzere pek çok etken vardır. Yani herkes ipincecik olamaz, buna zaten gerek de yoktur. Bu incelik imajı tamamen sistemin yaratmasıdır. Diyet ürünlerin yarattığı sektörün büyüklüğü bunun en iyi kanıtıdır. Benim ilk yaptığım şey, diyeti yasaklamaktır."

Kişinin öyküsünü dinleyen Yurtsever, öncelikle kilo almasına neden olan psikolojik faktörleri ortadan kaldırmaya çalışıyor. Zayıflama konusunu en sona atıyor.

Terapiler sırasında, yeme bozukluğuna neden olan faktörler ortadan kalktıkça, kişi hiç farkında olmadan yemekle ilişkisini de düzeltiyor ve kilo vermeye başlıyor. Sonra bir bakıyor ki, bir ayda 5 kilo vermiş. Zayıflamaya engel olan faktörler, o kadar fazla değişken içeriyor ki dolayısıyla Yurtsever önce nedenleri bulmaya ve engelleri ortadan kaldırmaya yöneliyor.

Örneğin, zayıflamak için gelen kişideki yağlanmanın ağırlıklı olarak karın bölgesinde olması, stres altında olduğunun en temel göstergesi. Stres anında "vur ya da kaç" alarmı alan beden, bu seçeneklerden ikisi için de gerekli enerjiyi sağlayabilmek için şeker ve yağ üretimini artırıyor. Ama kişi, kendisini "çözümsüz" hissediyorsa, bu fazla yağ ve şeker, bir süre sonra yeniden emilip denge kuruluyor ama sürekli stres altındaki kişilerde beden ihtiyaç duyduğunda en yakındaki kaynak olan karın bölgesindeki depolarına yöneleceğinden, o bölgede giderek yağlanma artıyor.

Yurtsever, oldukça şaşırtıcı bir bilgiyi ekliyor. TV izleyenlerin kilo almasının, bilinenin aksine ekran karşısında abur-cubur yemekten değil, seyrederken oluşan stresin "vur-kaç" mekanizması yaratmasından kaynaklı olduğunu belirtiyor.

Stres kaynaklarını yok etmenin dışında, doğru nefes alma tekniğini, kan grubuna göre beslenmeyi öğreten Yurtsever'in asıl mucize yaratmasındaki sır ise "hayalleri kontrol etmek"te yatıyor. Yani, kilolu olan insanların kendilerini düşünürken gözlerinin önüne gelen o ilk resmi değiştiriyor. Kendilerini sınırlayan giyim biçimlerini, hareket tarzlarını hatta kullandıkları literatürü bile yeniden, "hedeflenen imaj"a göre kurguluyor. Bir başka deyişle, kendilerini ince hayal etmelerini, ince kadınlar gibi giyinmelerini, şişmanlık ve olumsuzluk içeren cümleleri tersine çevirmelerini öğretiyor. Beyin giderek, o "şişman kadın" resmini "ince kadm"la değiştirdikçe, bedene yönelik komutları da değişiyor. Ve kadın "şişmanlığa" koyduğu mesafeyi yemeklere de koymaya başlıyor. Dolayısıyla zayıflıyor.

İŞİN SIRRI 'GİZLİ AVANTAJ'DA
Zaza Yurtsever'in anlattıkları; beynimizin bize oynadığı oyunu deşifre etmenin önemine ilişkin. Örneğin, yıllardır zayıflamaya çalışan bir kadının, hiçbir nedeni yokken hamile kalamayan, hamile kalsa bile çocuğunu düşüren bir kadının ya da doktor doktor dolaşıp cilt hastalığından kurtulamayan bir kadının aslında kocasını reddettiği ortaya çıkıyor. "Hayır" diyemeyen kadınlar, başka gizli silahlar üreterek, kocalarını kendilerinden uzak tutuyorlar ama sonuçlarını da ağır yaşıyorlar. İşte bu duruma "gizli avantaj" diyen Yurtsever, önce sorunun altındaki o "gizli avantaj"ı buluyor, sorunu çözmeye yöneliyor ve hastalık kendiliğinden ortadan kalkıyor. Çünkü hastalık üretmek yerine sorunuyla yüzleşen kişi, bu gizli avantaja artık ihtiyaç duymuyor.

Panik atak başta olmak üzere pek çok psikolojik problemin altında yatan bir "gizli avantaj" olduğunu söyleyen Yurtsever, bu avantajı bulunca, panik atağın bile bazen bir iki seansta ortadan kalktığını söylüyor.

Zayıflamada kullandığı benzer bir teknikle, kişiyi korktuğu şeylerle yüzleştirip yeni bir "hayal etme biçimi" öğreten Yurtsever'in iki kilit cümlesi "gerçeklik, tasavvurdan oluşur" ve "müdahale etme, dengeyi bozma" oluyor ve noktayı "Odipus Kompleksi"yle koyuyor:

"Baba kehanete inanıp, müdahale etmeseydi, çocuk annesini tanıyacağından annesiyle evlenir miydi?"

» Zaza Yurtsever: Herkesin kilosu bir tür parmak izi gibidir. Genetik faktörler başta olmak üzere pek çok nedenle herkes incecik olamaz. Zaten buna gerek de yoktur. Bu incelik imajı tamamen sistemin yaratmasıdır. Diyet ürünlerin yarattığı sektörün büyüklüğü bunun en iyi kanıtıdır. Benim ilk yaptığım şey, diyeti yasaklamaktır