BİRGÜN PAZAR
METALLİCA DİNLEYEN LAİK ATEİSTLER, SEVGİLİ HIRSIZIM VE SABAHLARIM GÜPGÜZEL...
01:09 03 Ağustos 2008
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

27 Temmuz 2008 Pazar günü, teyzemin kızı, ben ve Aslı küçücük bir kaçamak yaptık. Sakarya taraflarına. İstanbul"a geç vakit döndük. Acıkmışız. İstinye civarında o saatlerde açık bulabildiğimiz bir lokantaya attık kendimizi. Çorba içiyorduk. İçinde kokorecin de, Adana kebabının da; işkembe çorbasının da, midye dolmanın da; çiğ köftenin de, kumpirin de bulunduğu ama hiçbirinin doğru dürüst kotarılamadığı ucuzcu dükkânlardan birindeyiz. Şu son zamanlarda neci olduğu tam olarak belli olmayan bu dükkânlar çok moda.. Kebapçı mı, midyeci mi, çorbacı mı? Hangisi, bilemiyoruz.

Pazar gecelerini oldum olası sevmemişimdir. Yalnızlık, ıssızlık kol gezer ortalıkta. Fakat bu akşam sanki daha da boş her yer. Aslı içimi dinlermiş gibi, Metallica’nın konseri vardı bu akşam, diyor; ondan herhalde, her yer bomboş. Süzme mercimek çorbası adı altındaki patates çorbasını içmeye çabalıyoruz. Televizyon açık. Hangi program? Bir pazar gecesi klasiği olarak İbo Show tabii. Tatlıses, her zamanki ağlak haliyle bir doğalgaz patlamasında ölen insanlardan bahsediyor.

Eve dönüş yolunda takside tipik aydın mızmızlanması: "Bu ülkede hayat gitgide ucuzladı arkadaş!" Bakkaldan gazoz alırken, ortalığın nasıl da karıştığını son dakika haberlerinden öğreniyoruz. Bir suikast söz konusu, doğalgaz falan değil. Tam da reyting, tam da canlı yayın, tam da reklam saati görüyor musun bak! Yine de oynayan oynayana. Televizyonlarımızdaki son dönem oynama sendromu ayrı bir yazı, hatta ayrı bir sosyolojik tez konusu artık. Geçelim.

Kanallar arasında gezerken Roman Star"a rastlıyorum. Yarışmanın "hoca"larından Adnan Şenses büyük Atatürk"ün "hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım" dediğini (!) hatırlatmakta izlemecilere. Doğru söze ne denir?

Sabahları severim. Gazete okumak da bu sevincin bir parçasıydı bir zamanlar. Oysa nicedir bayinin önünden geçmeye bile korkuyorum. Fakat korkunun ecele faydası yok. Daha sıkı takipteyim. Bakalım bizim komşu da Ergenekon"cu çıkacak mı?

Bir çok köşe yazarını da izliyorum. Böyle zamanlarda kimin ne düşündüğü yön tayini için önemlidir. Ufuk ayarı için. Üstelik memlekette herkesin köşesi var biliyorsunuz. Adının tersi de anlamlı olan bir gazetede Ali Bulaç diye bir yazar var. 30 Temmuz 2008 tarihli yazısında, söz konusu patlama sırasında Ali Sami Yen stadındaki kırk bin kişiyi hedef göstermiş. Halkın duygularına tercüman bir gazete vardı. O da seksenli yıllarda bu hedef gösterme bahsinde çok can yakmıştır. Bakın ne diyor:

"İstanbul"un göbeğinde, Ali Sami Yen"de Metallica adlı müzik grubu bir konser verdi. Türkiye"nin her tarafından 40 bin kişi toplanmıştı. Programın başlamasından 15 dakika önce, konserin verildiği yerden birkaç km ötede, yani Güngören"de cesetler parçalandı; kol bacak havaya uçuştu."

Evet uçuştu. Ya sonra ne oldu? Buradaki insanların her biri konser sırasında haber bültenlerini dinliyordu değil mi? Üstelik o konserin belki de yarısına kadar bu patlama bir doğalgaz kazası olarak geçti medyada. Canlı şahidiyim.

"Bu laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddelerinin de umurunda olmadı. Transa geçmiş vaziyette kafalarını sallamaya devam ettiler; tepindiler; kendilerine özgü ritüelleriyle satanizmden ödünç tapınmalar yaptılar."

Dert galiba üzüm yemek değil, sorun bağcıyla. Sonunda laik kelimesi de literatüre küfür diye girdi. Hayırlara vesile olsun. Hem aczmendi hem laik üstelik. Tam midyeyle çiğköfte bir arada. Adana ile işkembe.

Üstelik bu  müsveddeler, yazarımızın deyimiyle tapınma yapıyorlarmış. Bak şimdi! Bulaç gibi iki üniversite bitirince sözcükler de böyle bulamaç oluyor demek. Satanizmden ödünçmüş üstelik bu yapılan tapınmalar. O konserin başında bu kırk bin kişi şöyle haykırdı oysa: "Korkma ondan bundan / ne ölümden ne hayattan / bu dünyada gördüklerinin / hepsi bir hepsi haktan..."

Aşık Dertli"yi bilir mi acaba Bulaç: "Telli sazdır bunun adı / Ne ayet dinler ne kadı / Bunu çalan anlar kendi / Şeytan bunun neresinde // Apdest alsan aldın demez / Namaz kılsan kıldın demez / Müftü gibi haram yemez / Şeytan bunun neresinde"

Yazarımız, o okumuş, "aydın" haliyle 2008 yılından satanist diye seslenedursun; 1772"li Aşık Dertli, şeytan bunun neresinde, diye soruyor ona. Bu da bizim Anadolu işte! Fakat kin devam ediyor:

"İçtiler, bağırdılar,"

O saatlerde kendileri ne yapıyordu acaba? Devam:"gürültüyü bastıran gürültü cinsinden müzikleriyle"

Bu tebrik edilesi cümle de yazarımızdan. Yorumunu uzmanı yapsın. Fakat daha da kötüsü şimdi geliyor. Buradaki kötülüğün Türkçe"yle ilgisi yok. Burada resmen bölücülük var, parçalamak için yazılmış bu satırlar. Kullandığı kelimelerin eskiliğine bakmayın, o tamamen kimliğe yönelik bir seçim. Konu eskilikse keşke Dertli kadar eski ama "aydın" olabilse:

"İstanbul semalarından arşa yükselen çığlıkları, bedenleri parçalanan masum insanların feryatlarını bastırmaya çalıştılar."

Neden? Neden böyle bir şey yapmaya çalışsın oradaki insanlar, bunu anlamadım. O kırk bin kişi, orada ölen ve yaralanan zavallı insanlarımızın çığlığını neden bastırmaya çalışsın. Sözün bittiği yer, diyor yazar. O söz Maraş"ta da bitti, Çorum"da da bitti o söz...

O söz 12 Eylül"de de bitti, Sivas"ta da bitti, 1 Mayıs 1977"de bitti, 1 Mayıs 2008"de bitti, boşaltılan, yakılan köylerde de bitti, rüzgârımızı, suyumuzu satanlar varken bitti, gencecik çocuklar ölürken bitti; o zaman ne yapıyordu? Nerdeydi? Neden onları yazmaz hiç?

Sevgili dostum Eray ne de güzel soruyor: "Anadolu"nun herhangi bir yerinde, yarın öbür gün, cuma namazından çıkan bir grup, uzun saçlı gençlerin oturduğu bir kafeyi bassa, bir birahaneye saldırsa yazarımız bundan sorumlu olmadığını söyleyebilecek mi?"

Ancak kustuktan sonra mı rahat uyuyanlardandır Ali Bulaç ?

ONUR CAYMAZ


Bu Haber 2625 Kez Görüntülendi
03 AĞUSTOS 2008 HABER LİSTESİ
BİRGÜN PAZAR / Ağustos 2008 ARŞİV
BİRGÜN PAZAR / 2008 ARŞİV