‘Che’li Anılar’da, Fidel, anılarından yola çıkarak Che’nin siyasi yaşamının, genellikle tartışmalı bölümlerine ve onun öncüsü olduğu devrimci hareketin bir dönemine açıklık getiriyor...
Gökçe Gündoğdu
1955 Temmuzu’nun ilk haftasında Meksika, ileride Batista rejimini devirecek olan 26 Temmuz Hareketi’ni yeniden canlandırma planlarıyla sürgün olarak buraya gelen Fidel Castro ile daha o zamandan ‘Che’ olarak anılan Ernesto Guevara de la Serna’nın tanışmalarına sahne oldu. Kısa sürede kişisel ve özellikle siyasal anlamda olağanüstü başarılar sergileyen Che, Castro’yla da ‘giderek derinleşecek’ ve hiç çözülmeyecek olan dostluk bağlarının temelini atmış oldu. Küba devriminin bir diğer adı Jesus Montane’in önsözü ile Agora Kitaplığı’nca okuyucuya sunulan ‘Che’li Anılar’ işte tam bu noktadan yola çıkarak, gerçek bir enternasyonalist devrimci olan Che Guevara’nın yaşamının, özellikle devrimci dönemlerinin yoldaşı Fidel’in ağzından tüm dünyaya bir sorumluluk bilinciyle bir araya getirilmiş yazılar, konuşmalar ve röportajlardan oluşan bir seçki niteliğinde.
‘Che’li Anılar’da, teoriyle pratiğin bir araya geldiği bir devrimci portresi çizen Fidel, silahlı mücadeleye bir hekim olarak başlayan Che’nin “otorite sahibi olmaya hiç meyletmemesine” ve insani niteliklerinden hiçbir şey kaybetmemesine karşın, nasıl şaşırtıcı bir hızla önce bir askere, daha sonra da unutulmaz bir lider haline gelişini dile getirirken Che’nin sınır tanımaz cesaretinin altı çiziliyor.
Devrim yolunda savaşı sadece bir araç olarak gören Che için önemli olan hayatı değil kendisinden sonra devrimci hareketi devam ettirecek insanların varlığıydı. Bu yüzdendir ki ölüme karşı tutumu, Fidel’in sözleriyle, pervasızlıktı. Onun kaybı devrimci hareket için şüphesiz önemli bir kayıptır. Ancak, Che’ye göre “Ölüm bizi herhangi bir yerde apansız yakalayabilir, fakat savaş çığlığımız tek bir açık kulağa ulaşmışsa, silahlarımızı yerden almak için bir başka el uzanmışsa, ölüm sefa gelir hoş gelir…” Fidel, Che’nin asıl amacına ulaştığını kanıtlarcasına, ölümünün sadece bedensel olduğunu; “ondan esinlenen milyonlarca el” tarafından mücadelesinin –ortak mücadelelerinin– devam ettirileceğini anımsatır. Gelecek kuşaklara örnek oluşturması anlamında Che tarihte eşi bulunmaz bir esin kaynağıdır. O, hem gerilla mücadelesinin bir sanatçısı, hem de gerçek dürüstlüğü, onur duygusuyla insani değerler anlamında erdemli bir insan, hem de devrimle ilgili fikirleri/kuramları olan bir düşünce adamıydı. Che’nin bıraktığı büyük miras, varisleri için bu çok yönlü liderin kaybının tek tesellisidir.
Fidel, anılarında Guevara’nın ‘proleter enternasyonalizm’ anlayışına vurgu yapmasa da, Küba devrimi ile ilişkisini anlatırken, Arjantinli bir devrimci olarak Küba devrimini ‘kendi devrimi’ olarak benimseyebilmiş olmasına; dahası, Bolivya’daki mücadeleye “yalıtılmış bir vaka gibi değil, kısa süre içinde tüm Latin Amerika’daki diğer ülkelere yayılacak devrimci kurtuluş hareketinin bir parçası” olarak görmesine değiniyor.
BUGÜN CHE’YE BAKMAK
‘Che’li Anılar’a değil ama içinde bulunduğumuz çağın Che’yle ve devrimci mücadeleyle ilişkisinin eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi, (belki de birçok farklı grup tarafından evrensel bir simge olarak seçilmesi nedeniyle) ‘Che’ ile ilgili bir mitleştirme girişimini görmeyi kaçınılmaz kılıyor. İşte bu girişimin sonucu olarak karşımıza çıkan içi boşaltılmış Che portreleri gözönünde bulunduğunda, bizzat dönemden ve Che’nin hayatından çıkmış bir yoldaşın anlattıklarıyla okur, Che’nin devrimci mücadelesiyle birlikte Güney Amerika’daki devrimci harekete de yakından bakma fırsatı buluyor. Zira David Dautschmann’ın ifadesiyle “Küba devrimini kendi bağlamı içinde” ele alan Fidel, Che’nin devrimci ruhunu ve ölümünü hangi anlamlarda değerlendirebileceğimizi dile getirirken bunlarla ilgili gerçekleri, eğip bükerek gerçekleştirmeye çalışanların bu girişimlerine değinmekten ve ‘gerçekleri’ kanıtlamaktan da geri durmuyor. Bu anlamda Fidel’in izlediği yol, tıpkı ‘Bolivya Günlüğü’ sorununda olduğu gibi, söyleminin bir sorumluluk bilinciyle, özellikle Küba halkını, bu yolla tüm dünyayı bilgilendirmek amacında olduğunu düşündürüyor.
Latin Amerika’da devrim mücadelesini, dönemin bağlamında irdeleme fırsatı sağlayan ‘Che’li Anılar’da, Fidel anılarından yola çıkarak Che’nin siyasi yaşamının, genellikle tartışmalı bölümlerine ve onun öncüsü olduğu devrimci hareketin bir dönemine açıklık getiriyor. ‘Che’li Anılar’, bu anlamda, dönemin devrimci hareketinin tarihine kaynaklık eden bir kitap olmasının yanı sıra, ‘68 hareketinin kült haline gelmiş simgesi olan Che’ye saygı duruşu niteliğindedir.
Che’li Anılar
Fidel Castro
Çevirenler: Mehmet Harmancı,
Murat Uyurkulak, Agora Yayınları, 256 sayfa.