Hıristiyan misyonerlerin yüzyıllardır bedava olarak dağıttığı İncil'i bir tarafa bırakırsak, dünyada en fazla satılan kitap olan Marx'ın Das Kapital'i liberal öngörülerin aksine popülaritesini her geçen gün daha da artırıyor
İBRAHİM VARLI
Şaka gibi gelebilir ama değil. İş Bankası Kültür Yayınları 2010 yılına dair projeksiyonuna Karl Marx'ın Kapital'ini de aldı. Almanca orjinalinden çevrilecek olan eser, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi çerçevesinde okuyucuya sunulacak. Gazetelerde çıkan haberlere göre yayınevi yetkilileri, Kapital'i yayınlama kararının krizle bir ilgisi olmadığını, yayın işinin uzun süre önce belirlenen programın bir parçası olarak gündeme aldıklarını ifade etmiş. Yerseniz! Kapital'in, finans kapitalin yurdumuzdaki en büyük temsilcisi konumundaki İş Bankası'nın bünyesinde çıkması kuşkusuz ironik bir durum.
İroni şurada yatıyor. Bankanın basıp dağıtımını yapacağı Kapital'i okuyacak olan gençlerin bilinçlenip öfkesini yöneltecekleri ilk hedef kapitalist sistemin omurgasını oluşturan bankalar oluşturuyor. Banka bir anlamda kendi kuyusunu kazıyor dersek abartmış mı oluruz? Kapital'e olan ilgi sadece ülkemize dair değil. ABD, Japonya, Kanada gibi liberal felsefenin güçlü olduğu ülkelerde de Kapital'e bir yönelim sözkonusu. Kapitalist sistemin kendi yarattığı içsel dinamiklerle bir gün yok olacağını söyleyen Karl Marx'ın Kapital'inin satışları son bir yıl içinde patladı. Kapital'in satışları anavatanı Almanya'da yüzde üçyüz oranında artış gösterdi.
Tabi burada hemen akıllara bir soru geliyor. İnsanların Kapital'e yönelmesinde yaşanan ekonomik krizin etkisi ne kadar. Kriz kuşkusuz ki bu ilgiyi tetikleyen bir faktör fakat Kapital'e yönelişi sadece bu etkene bağlamak yanıltıcı olacaktır. Marks'ın öngördüğü gibi kapitalist sistem krizden krize sürüklenirken yüzyıl önce kapitalist ekonominin çözümlemesini yapan Kapital'in başvurulan kaynak olması kimseyi şaşırtmıyor.
MARKS ÜNİVERSİTESİ VE KAPİTAL'İ OKUMA
Şaşırtıcı aynı zamanda da sevindirici olan görece konformist bir yaşam tarzına sahip özellikle Batı Avrupa gençlerinin 'Kapitalizmin çökmeye mahkum olduğunu' söyleyen Marx'ı okumaya yönelmesi. Marx'a yönelenlerin çoğunluğunu hakim ekonomik sistemden sonuna kadar faydalanan fakat sistemi de sorgulayan gençler oluşturuyor. Yayıncılara göre gençler, aradıkları cevabı Marx'ın kitaplarında bulmayı umuyor.
Alman Sol parti (Die Linke)'nin öğrenci birliği, otuzun üzerinde üniversitede Marx'ın temel eseri Kapital'in tartışılması için okuma grupları organize etmeye başladı. Gençlerin oluşturduğu Kapital Okuma Hareketi ülkenin bütün üniversitelerine hızla yayıldı. Yalnızca Sol Parti'nin öğrenci örgütü değil diğer öğrenci grupları da Marx'ı yeniden keşfetti. Birçok şehirde Kapital okuma grupları farklı gruplardan oluşuyor.
Öte yandan komünizmin kuramsal kurucusu Marx’ın doğduğu Almanya’nın Trier kentindeki Trier üniversitesi öğrencileri geçtiğimiz dönemde, üniversitelerinin adının değiştirilerek Karl Marx adını alması için kampanya başlatmıştı. Yaşanan mali krizin her geçen gün daha da fazla Marx’ı haklı çıkardığını söyleyen öğrenciler bu amaçla başlattıkları kampanya ile kentlerini onurlandırmak istediklerini açıkladı.
Öğrenci birliği ASTA üyesi öğrenciler, isim değişikliği için başvurdukları üniversite konseyinden olumsuz yanıt alsada, üniversitenin birçok yerini Marx’ın fotoğrafları ile süslemeye başladı. Marx üniversitesi adıyla hediyelik eşyalar yapan öğrenciler, kent halkından da büyük ilgi görüyor.
VATİKAN'DAN MARKS'A İADE-İ İTİBAR
Marks'a yönelen sadece gençler değil. Vatikan da “Din halkın afyonudur” diyen Karl Marx'la barışmanın yollarını arıyor. Vatikan gazetesi L'Osservatore Romano, 'Marx'ın kapitalizm eleştirisi insanlığın geniş bir kesimince hissedilen sosyal yabancılaşmaya ışık tuttu' tespitiyle ünlü filozofa 'iade-i itibar'da bulundu. Vatikan’ın Roma’daki eğitim üssü Gregorian Üniversite’de felsefe tarihi Profesörü Georg Sans, gazetede çıkan makalesinde, insanlığın ihtiyaçları ile doğal çevre arasında ‘yeni bir uyum’ bulma arayışıyla ilgili Marx’ın çalışmasının hâlâ anlamlı olduğunu vurguladı.
Sans, Marx’ın teorilerinin kapitalist toplumlardaki müzmin gelir adaletsizliğine izahata yardımcı olabileceğini belirtip “Marx’ın sözünü ettiği yabancılaşmanın köklerinin kapitalist sistemde olup olmadığını kendimize sormalıyız. Eğer para kendi kendine çoğalmıyorsa o halde zenginliğin bir avuç insan elinde birikmesini nasıl izah edeceğiz” diye yazdı. Sans, Marx’ın entelektüel mirasının 20. yüzyılda onu kötüye kullanan komünist rejimler tarafından bozulduğunu savundu.
İki yıl önce Papa 16. Benediktus, Marksizmi ‘modern çağın felaketlerinden biri’ diye niteleyip “Marksist sistem sadece hazin bir ekonomik ve ekolojik yıkım değil insan ruhuyla ilgili acılı bir yıkım bıraktı” demişti.