DEMOKRASİ VE SOSYALİZM
15:24 05 Ocak 2009
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye’de sosyalistler demokrasi mücadelesinde önde gider. Ancak demokrasinin içeriğini tanımlama ve mücadelelerinde onu uygulama konusunda ayak sürürler. Yanlış anlaşılmasın, sağcılar daha demokrattır demek istemiyorum. Tam tersi. Onlar ne demokrasi mücadelesi verirler ne de kendi örgütlerinde uygularlar. Sağ siyaset için bu ciddi bir sorun yaratmaz.

 

NEDEN?

Sağ siyaset, iktisadi ilişkilerdeki eşitsizlikleri sorun olarak görmez. Onları varsayar. Bu nedenle bu eşitsizliklerin tamiratından kazandıklarını kısa vadeli maddi çıkar olarak sağ siyasetin aktörlerine dağıtır. AKP’liyseniz ya da Genç Partili, bir kere iktidara gelin, ya da muktedirler Meclis’e girsin diye çalışın, oyunuzdan başka vereceğiniz bir şeyiniz yoksa kömür, oydan başka vereceğiniz varsa verdiğinizin iki katını geri alırsınız. Encümen binanıza ruhsat verir olur biter.

 

SOLCU VE BEDEL

Oysa solcular için bu geçerli değil. Bu yüzden solun iktidarı için çalışanların tümü bir nebze de olsun kaybetmeye mahkûmdur. Çevrenize bir bakın. Kaçı sağdan kaçı soldan ağzı yanan insanlarla dolu? Hepsinin Allah belasını versin diyen kaç solcu kaç sağcı var?

Bu mesele yalnızca Türkiye için böyle değil. Meksika’dan Mısır’a solcuların ortak belasıdır bu. Sosyalizm mücadelesi verenler ya kitlesel bir duygudaşlığın yarattığı hissi sermayeye ortak olurlar, ölüm bile vız gelir… Böyle zamanlar çok enderdir. Türkiye bu treni çoktan kaçırdı.

Ya da varlarını yoklarını sosyalizm mücadelesine adarlar. Sonunda kötü mü olur? Kesinlikle hayır. Türkiye halkları sosyalistlerin verdiği mücadeleler sayesinde biraz daha müreffeh, biraz daha az acılı hayatlar yaşıyor, ordu biraz daha kışlasında, BirGün biraz daha özgür.

 

ÇÖZÜM YOK MU?

Var. Hem de birkaç tane. En önemlisi de örgütlenmenin kendisini bedel ödeme üzerinden değil, açılan alanı paylaşma üzerinden yaşamaya dayanıyor. Nasıl paylaşacağız, nasıl ortaklık kuracağız? Solun durumu belli. Birarada yaşamı savunalım diyenler bile birarada duramıyor. Yazık.

İnsanlık tarihinin deneye yanıla bulduğu bir çözüm yolu var. İstediğiniz kadar ideoloji, söylem, medya diye bahane bulun, demokratik iradenin karmaşık geç-modern toplumlarda serbest seçimlerin dışında kullanılabileceği bir yol daha bulamazsınız. Varmış gibi yapabilirsiniz. Kendinizi kandırırsınız.

Oysa alternatif mevcut. Örnek verelim, somut olsun: Sendikalar. Diyelim 100.000 kişilik bir sendika yönetim kuruluna girdiniz. Gazeteniz var. Önemli. Gerçekten sendikal meselelerden bahsederseniz, sorunları tartıp çözüm ararsanız kendinize rağmen bir sürü yazı basmak zorundasınız. “Sorun çıkar”, “aman sıkıntı yaratır” derseniz, kaybeden sendikanız olur.

Başka bir örnek: Diyelim yönetim kurulundasınız. Sizin ekibizin dışında başkaları da seçimle girmiş yekaya.. Onları yönetime katmaz, yanlarından dolaşmaya kalkışırsanız, önce emekçilere saygısızlık etmiş olursunuz. Bırakın kendinizi, inandığınızı eşitlik, özgürlük ve demokratik temsiliyet mekanizmalarınıza karşı gelmiş olursunuz. Allah muhafaza ilerde bir devrim mevrim yaparsanız, modern devletin iktidar teknolojilerini lağvetmeyip, siyasi manivelalar olarak kullanmaya başlarsınız, ki o an o mekanizmalar sizi kullanmaya başlar. O güzel gelecek altınızdan kayar.

 

DEMOKRASİ İYİDİR

Önce tek yol demokrasi demeyen sosyalizm fikrine uzak durmalı. Demokratik olmak ise çoğu kere kendimize rağmen birçok şey yapmayı gerektirir. Koalisyonlar kurmayı, ortak alanı yaratmayı, onu paylaşmayı, fikrine karşı olduğumuz birisinin bile fikri dikkate alınsın diye kendi düşüncemiz gibi mücadele etmeyi gerektirir. Bu demokratik olgunluk oluşmadan, devlet kontrolü üzerinden düşlenen sosyalizm bize neoliberal kapitalizmden daha çok zarar verir. Ve o gün bir gün gelirse, bugünün sosyalistlerinin çoğu, özgürlük âşığı çocuklar oldukları için, o günün anti-komünistleri olur. Ve daha da acısı, olur da sol bir hegemonya kurarsa, kitleleri içine çekerse, bugünün sağcıları o zamanın en hızlı komünistleri kesilir. Bilmiyorum bu hikâye insanlığın başına daha önce gelmiş mi?

O ZAMAN…

Demokrasi. Kendimize rağmen, her zaman.


Bu İçerik 4640 Kez Görüntülendi
05 OCAK 2009 KÖŞE YAZILARI
KORAY ÇALIŞKAN / 2009 YILI YAZI LİSTESİ
KORAY ÇALIŞKAN / OCAK 2009 ARŞİV
KORAY ÇALIŞKAN / 2009 ARŞİV
A.MURAT AYTEKİN
ADNAN BOSTANCIOĞLU
ADNAN TÖNEL
AHMET TELLİOĞLU
AHMET TONAK
AHMET TULGAR
AKIN OLGUN
ALİ ŞİMŞEK
AYLİN GÖÇMEN
AZİZ ÇELİK
AZİZ KONUKMAN
BİLGEHAN BAYKAL
BURHAN SÖNMEZ
BÜLEND KARPAT
BÜLENT USTA
BÜLENT FORTA
CÜNEYT CEBENOYAN
DOĞAN SUBAŞI
ENİS RIZA
ENVER AYSEVER
ERCAN KARAKAŞ
ERKUT TEKİN
EVRİM ALATAŞ
EVRİM COŞAR BİLGİN
EYÜPHAN ERKUL
FİKRİ SAĞLAR
GAZİ ÇAĞLAR
GÖZDE BEDELOĞLU
HAYRİ KOZANOĞLU
HANDE DEMİRCİOGLU
HALUK GERAY
İBRAHİM SİRKECİ
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU
İLYAS BAŞSOY
İSKENDER GÜRDÖL
KEMAL ULUSALER
KORAY ÇALIŞKAN
KÜRŞAD KAHRAMANOĞLU
L.DOĞAN TILIÇ
KENAN BAŞARAN
KENAN KALYON
PROF. DR KORKUT BORATAV
MEHMET SÜHA ALPARSLAN
MELİH PEKDEMİR
MELTEM GÜRLE
METE ÇUBUKÇU
MURAT YAYKIN
MUSTAFA DERMANLI
MÜSLÜM GÜLHAN
NAZIM ALPMAN
NECDET SARAÇ
NEŞE YAŞIN
OĞUZ ESEN
OĞUZHAN MÜFTÜOĞLU
ONUR CAYMAZ
ÖZGÜR MUMCU
RAHMİ ÖĞDÜL
SABRİ KUŞKONMAZ
SELÇUK CANDANSAYAR
ŞEYHMUS DİKEN
TARIK GÜNERSEL
UĞUR KUTAY
UĞUR CİLASUN
ÜMİT ALAN
ÜNAL ÖZMEN
YANKI YAZGAN
YAŞAR SEYMAN
ZAHİT ATAM
ZİYA ADNAN