AKP, Anayasa değişikliğini referandumla gerçekleştirmeyi tasarladığına göre oy kullanabilecek nüfusun yüzde elli birini etkilemek zorunda. Hükümetin, yüzde elli biri, elli ikiye çıkarma çabasında olacağını sanmıyorum. Yani benim oyumla ilgilenmeyecek. Eğer benim oyumla ilgilenecek olursa kamu çalışanlarının grevli toplu sözleşmeli sendikal taleplerini, kamu çalışanlarının önündeki siyaset yapma engelini, milletvekili dokunulmazlığını, YÖK’ü ve tabii ki zorunlu din eğitimi uygulamasını kaldırması gerekiyor.
Bunlar AKP’nin ilgisi dağıtacak istemler. Zaten liberal demokratlar da hükümetin kafasını karıştırmayın diyorlar. Onlara göre, sivil ve askeri yargı organlarının oluşumu ve yetkilerinin düzenlenmesi, siyasi partilerin kapatılmasının güçleştirilmesi, vatandaşlığın yeniden tanımlanması, TSK’nın Milli Savunma Bakanlığına bağlanması gibi kamuoyu hazır, ritüelleşmiş konularda yapılacak Anayasa değişikliği demokrasi için yeterli.
Liberal demokratlara çağrı
Sayın liberal demokratlar, vazgeçtik diğerlerinden; madem samimi demokratsınız, özgürlükçüsünüz, darbe karşıtısınız kaleminizi alın elinize ve hükümetinize 12 Eylül (darbe) Anayasa’sının 24. maddesinin dördüncü fıkrasının değiştirilmesini önerin. Anayasa’daki “Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır” hükmünün başta inançsızlar olmak üzere farklı inançlardaki kişi ve toplulukların özgürlüğünü yok saydığına inanıyorsanız bunu yapın.
Önerinizi güçlendirecek yeterli argüman da var: Ulusal ve uluslararası yargı kararları, yetmezse Avrupa Birliği (AB) ilerleme raporlarını (Raporları diyorum çünkü bu paragraf her yılın raporunda yer alır.) anımsatın Başbakanınıza. Onu, AB üyeliği konusunda samimi buluyorsanız, Avrupa Birliği’nin 2009 İlerleme Raporunda din eğitimi ve dini cemaatlerle ilgili bölümünü anımsatmanın tam zamanıdır. Bakın İlerleme Raporu’nun ilgili paragrafı ne diyor:
“… Anayasanın 24’üncü maddesi ve Milli Eğitim Temel Kanununun 12’nci maddesi uyarınca din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri ilk ve orta dereceli okullarda halen zorunludur. Ekim 2007’de AİHM, bu derslerde dinlere genel bir bakış sağlanmakla kalınmayıp, kültürel haklar da dâhil olmak üzere İslam inancının temel ilkelerinin öğretildiğine karar vermiştir. Mahkeme, Türkiye’den müfredatını ve mevzuatını AİHS’nin 1’inci Protokolünün 2’nci maddesi ile uyumlu hale getirmesini istemiştir. Bu kararın uygulanmasına ilişkin olarak hâlâ Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin kararı beklenmektedir.”
Kızmayın, pişmiş aşa su katıyorsunuz demeyin ama bunu anımsatmak zorundayız: Demokratlığın, özgürlükçülüğün, ordu vesayetine son vermenin ölçüsü budur. Hep kendine değil, biraz da başkalarına demokrat olacaksın. Ki, samimiyetinize inanalım.
SBS başvuru ücretleri
Seviye Belirleme Sınavına (SBS) başvurular dün başladı. Sınav takvimi, başvuruların 26 Mart’ta sona ereceğini belirtse de her yıl olduğu gibi bu süre yine uzatılacak. Niçin biliyor musunuz? Sınava girecek sınıflardaki öğrencilerin yaklaşık yüzde yirmisinin 10 liralık sınav başvuru ücretini yatıramadığı için! En az 500 bin öğrenci bulamadığı için 10 lirayı bankaya yatıramayacak.
Geçen yıl bu günlerde yine belirtmiştik, bu sınav, her ne kadar tercihe bağlı olsa da uygulamada eğitim öğretim sürecinin zorunlu bir uygulamasına dönüştü. Sınıf ortamında herhangi bir dersten yapılan sınav gibi… Hiçbir öğrenciye paran yoksa sınava giremezsin denemez. Sınav, eğitim sürecinin zorunlu bir uygulaması olduğuna göre öğrenciden ücret talep etmek Anayasa’ya aykırıdır.
Anayasa’nın 42. maddesi “İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır” diyor. Öyleyse, ders kitapları hangi gerekçeyle ücretsiz dağıtılıyorsa aynı gerekçeyle sınavlardan da ücret alınmamalıdır.
Milli Eğitim Bakanını bir kez daha uyarıyoruz: Sınav için çocuklardan para toplamak yasalara da hukuka da aykırıdır.