Kitap kampanyaları neden başarısız oluyor

|

Kitap kampanyaları neden başarısız oluyor A Kitap kampanyaları neden başarısız oluyor

Kitap kampanyaları neden başarısız oluyor
 
Kendini halkın aklından sorumlu gören her yönetici kitap okuma kampanyası başlatıyor. Sanki kitap okumayışımızın nedeni okuyacak kitap bulmada sıkıntı çekiyor olmamızmış gibi… Bir sürü dernek, oluşum, vatandaştan okumadığı kitapları toplayıp yine okunmayacak yerlere gönderiyor. Son kampanyanın adı Merter Platformu. 20 ilde bir okula elektronik kütüphane açacakmış. İlkini geçenlerde Eğitim Bakanının katıldığı bir törenle Esenyurt'ta açmışlar. Yandaştan biri "Şahane bir şey oldu. Çeşit çeşit kitaplar raflara dizildi. Gıcır gıcır bilgisayarlar masaların üzerine yerleştirildi. İsteyen mahalle sakini de girip o kütüphaneyi kullanabilecek artık." diyor. Ne işlevsel bir girişim! Bir taşla iki kuş... Yediden yetmişe herkes kitap okuyacak!

Lafı uzatmadan söyleyim; kitap okuma, başkasının aklına, fikirlerine başvurma demektir. Kitap, mevcut düşüncelerini, alışkanlıklarını değiştirmeye; anlayışını, bakış açısını genişletmeye; dilini, hayal gücünü, kültürünü geliştirmeye açık toplumların ihtiyacıdır. Öğren deyince öğrenilmediği gibi oku deyince de okunmuyor. Önce, okumanın bir gereksinim olması gerekiyor. Kendi aklından memnun, okumayı gerekli bulmayan topluma çeşit çeşit de olsa, gıcır gıcır da olsa oku diye kitap uzatmak diyetine dikkat eden şeker hastasına kavun ikram etmek gibi bir şeydir.

O halde ne yapmak gerekir ki bu toplum kitap okuru olsun? Baştan söyleyim ki bu saatten sonra mümkün değil. İlla da okutacağım diyorsan, ilk önce başkalarının fikirlerine saygılı olacaksın; kolektif düşünceye aykırı fikirleri içine sindireceksin. Mesela kitabı yasaklamayı yasaklayacaksın. Sonra, yurttaşına “oku da adam ol” demek için önce sen okuyacaksın; günlük yaşantında "okumuş" adam gibi davranacaksın. Bir yandan toplumu, insan düşüncesine ihtiyaç duymasını engelleyen ortak bir inanç etrafında birleştirmeye çalışıp öte yandan onu, özgürleştirici bir eylem olan kitap okumaya davet etmenin okuma kültürünün gelişmeyeceğini bilmek gerek.

Demek istediğim, bu kitap okuma kampanyaları nafile girişimlerdir. Hani, bir zamanlar Nuri Okutan adında bir vali vardı; görev yaptığı illerde kitap okuma kampanyaları başlatır, özellikle öğrencilerin kitaba ulaşmasını kolaylaştırırdı. Sakarya'dan, Trabzon'dan son olarak da Şanlıurfa'dan hızla çevrilen kitap yapraklarının sesi gelirdi. Ne oldu, bu illerde kitap okuma oranı arttı mı? Sekiz yıl önce MEB'in başlattığı “100 Temel Eser” kampanyası öğrencilerde okuma alışkanlığı geliştirebildi mi?

Merter Platformunun açacağı kütüphanelerden, Okullar Hayat Olsun projesi kapsamında halk da yararlanacakmış. Yani okul kütüphaneleri halkımıza açık olacakmış. İyi, güzel de bu okullar kime hayat verecek? Okullarda Eğitim Bakanının izniyle Yaz Kuran Kursu açan ve okulları camiye çeviren Nurcu Hayrat Vakfına mı, kendi ismi üzerinden sattığı ürüne dikkat çekmeye çalışan tekstilci iş insanlarına mı? Peki ya çocuklara kim verecek hayatı?

***
 
İnancını istismar eden çocukları haydi haydi istismar eder
 
Zenginler, dinininin maddiyatla gerçekleşebilen ibadetine odaklanırken yoksullar dinlerinin manevi öğretilerine yöneliyorlar. Allah, her sınıfa, konumuna göre ibadet etme imkanı vermiş: Zengin, parası var, "hayır" işlerine yöneliyor. Yoksul, arzu edip de sahip olamadığı şeyler için nefsine hakim oluyor. Zengin, Tanrının karşısına hayırı, hasenetiyle çıkmaya yoksul, haysiyetiyle çıkmaya hazırlanıyor.

Fakat neoliberalizm, yoksulun ibadetini önemsiz, zengininkini önemli hale getirdi. Çünkü zenginin ibadeti bu dünyada işe yarıyor ve kendine muhtaç hale getirdiği insanlar üzerinde bir etkiye sahipti. Eh, öyle olunca maddiyata dayalı ritüelleri daha görünür kılmak, sevabını artırmak için de daha çok kişiyi aç bırakıp sonra doyurmak zorunluluk oldu. İftar adı altında binlerce çocuğu stadyumda toplamanın, "Çanakkalede onbin kişi ile iftar"ın, 40 milyon Tl.ye onbin kişilik caminin yanında haysiyetin, dürüstlüğün, adaletin, saygının lafı mı olur! Velhasıl, Fredi'nin dediği gibi dinin Teolojisi rahmetli oldu. 

Bişey söyleyim mi? Piyasa, dinlerin asıl varoluş nedenlerini her geçen gün ortadan kaldırıyor. Ne yapsın, o da varlığını piyasada sürdürmeye çalışıyor. Onun içindir ki "İslam"ın adı Piyasa İslam'ı oldu. Bu bakımdan BirGün'ün cumartesi günkü "Ramazan'da çocuk istismarı" haberini Allah'ını istismar eden çocukları istismar etmiş çok mu diye yorumladım.