DOĞRAMACIZADE HOCABEY EFSANESİ
aylin.gocmen@hotmail.com / 14:20 09 Mart 2010
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bilkent Üniversitesi’nin kampüsünde son yıllarda inşa edilmiş bir cami yükselir. Adı: Doğramacızade Ali Paşa camiidir. Bilkent’in şimdiki öğrencileri, caminin yapılışının AKP’nin yıldızının yükseldiği zamanlara rastladığını bilmezler. Onlara sorarsanız, bu cami yedi ceddinde ulemalar olan Doğramacılar ailesinin simgesidir. Oysa çok uzun zaman önce, başka bazı öğrenciler de Doğramacızadelerden İhsan Bey’in sıkı solculuğuna tanıklık etmişlerdir. Dahası, o çok eski solculuk zamanlarıyla şimdiki liberal-muhafazakâr zamanlarının arasına da sıkı girişimci işadamlığını sığdırmıştır İhsan Bey.  İki üniversite ve iki büyük şirket kurmuştur.
Ve işte bu hikâye, her devrin kahramanı bir eğitimcinin(!) ibretlik hikayesidir.
Türkiye’nin eğitim yaşamında –sanırım- başka hiç kimse için bu kadar çok şehir efsanesi üretilmemiştir. Her üniversite öğrencisi, Doğramacı’nın yirmi dili ana dili gibi konuşabilmesinden, karışık Ortadoğu bağlantılarına, zenginliğinden, dünyanın bütün gizli haber alma örgütleriyle ilgisi olduğuna kadar efsaneler dinlemiştir onun hakkında.
Gariptir; efsaneler bu kadar hızlı yol alırken gerçeklerden pek söz edilmez. Örneğin Doğramacı’nın gemisinin yelkenlerini dolduran rüzgârlara değinilmez. Her devre inanılmaz bir hızla uyum sağlamasının bir zekâ işareti olduğu anlatılır da bu esnekliğin dürüstlük boyutuna dokunulmaz. Kimbilir bu kadar çok şehir efsanesi de bu yüzden yazılmıştır belki. Aklın açıklayamadığı yükselişi masallarla açıklayabilmek için…
Şimdi ölümünün ardından basında yer alan yazılarla; efsanelere yeni efsaneler, övgülere yeni övgüler katılarak yeniden kahramanlaştırılıyor Doğramacı. Böylece güçlünün yanında olanın, kazananın zihinlerimizdeki hakimiyeti devam ettiriliyor. Oysa bu senaryosunun  ‘kazananının’ kimlerin omuzlarına basarak yükseldiğini bilmeye de hakkı yok mu toplumun?
Ben, kuruluşu benim üniversite öğrenciliğime rastlayan Bilkent’in öyküsünü ve bu paralı üniversitenin kendi kuşağım üzerindeki bildiğimiz her şeyi tepetaklak eden etkisini bilirim. Size de ondan bahsedebilirim.
Türkiye’nin ilk vakıf üniversitesi olan Bilkent, Hacettepe üniversitesinin arazileri üzerine kurulmuştur. Sonradan bir mobilya devi olacak olan Tepe mobilya ve büyük bir kağıtçılık şirketi olan Meteksan da.
Bilirsiniz, Doğramacı, önce Hacettepe’li sonra YÖK’lü sonra da Bilkent’li olmuştur. YÖK yıllarında, Hacettepe’nin geniş arazilerini fark eder Doğramacı.  Akademisyenlere İngilizce eğitimi verecek bir yabancı diller okulunun yapımı için Özal’ı ikna eder. Hacettepe arazisinde, devlet tarafından inşaatı yapılan Yabancı Diller okulu’nun binalarını yükselir.
Sonra birden akademisyenlere İngilizce öğretme fikrinden vazgeçilir. Bu binalar kısa süre sonra Bilkent’in ilk binaları olacaktır.
Doğramacı YÖK görevinin sonuna gelirken bir imza da kendisi için atar. Devlete ait 200 dönüm araziyi Bilkent’e devredilmesine karar verirler. Türkiye’nin özel üniversiteler devri böyle başlar. (Bunu ve daha pek çok manevrayı Baskın Oran’ın hafta sonu çıkan yazısında okuyabilirsiniz.)
Asıl önemlisi şudur:  YÖK ve Bilkent Türkiye’nin yüksek öğretim yaşamında birer eşiktir. YÖK üniversitelerin içini boşaltmış, üniversiteleri uzaktan kumandalı lisecikler  haline getirmiştir. Bilkent ve gençlere öğrettiği zihniyet toplumun üniversite eğitiminden beklentisi kökten değişmiştir.
Doğramacı’nın medyada ve toplumun gözünde hala başarılı bir eğitimci(!) olarak sunulabilmesi sadece bu zihinsel dönüşümün sonucu olabilir.
Aramızdan ayrılan efsanevi eğitimci işte böyle bir insandır.
Yaptıklarından dolayı huzurlu olduğunu konuşmalarında belirtmiştir defalarca.
Öyle de olsun.
Yattığı yerde de huzur içinde olsun.

09 MART 2010 KÖŞE YAZILARI
AYLİN GÖÇMEN / 2010 YILI YAZI LİSTESİ
AYLİN GÖÇMEN / MART 2010 ARŞİV
AYLİN GÖÇMEN / 2010 ARŞİV
A.MURAT AYTEKİN
ADNAN BOSTANCIOĞLU
ADNAN TÖNEL
AHMET ORHAN
AHMET ÖNCÜ
AHMET TONAK
AHMET TULGAR
AKIN OLGUN
ALİ ŞİMŞEK
ALTUĞ AKIN
AYKAN SEVER
AYLİN GÖÇMEN
AZİZ ÇELİK
AZİZ KONUKMAN
BİLGEHAN BAYKAL
BİLGE SEÇKİN ÇETİNKAYA
BURHAN SÖNMEZ
BÜLEND KARPAT
BÜLENT USTA
BÜLENT FORTA
CÜNEYT CEBENOYAN
DEFNE GÜRSOY
DURSUN CAYMAZ
DOĞAN SUBAŞI
ENİS RIZA
ENVER AYSEVER
ERKUT TEKİN
EVRİM COŞAR BİLGİN
FIRAT TOPAL
FİKRİ SAĞLAR
GAZİ ÇAĞLAR
GÖZDE BEDELOĞLU
HALİL TURHANLI
HAYRİ KOZANOĞLU
HANDE DEMİRCİOGLU
HALUK GERAY
H.TARIK ŞENGÜL
İBRAHİM SİRKECİ
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU
İLYAS BAŞSOY
İSKENDER GÜRDÖL
KEMAL ULUSALER
KÜRŞAD KAHRAMANOĞLU
L.DOĞAN TILIÇ
KENAN BAŞARAN
PROF. DR KORKUT BORATAV
MEHMET SÜHA ALPARSLAN
MELİH PEKDEMİR
MELTEM GÜRLE
METE ÇUBUKÇU
METİN ÇULHAOĞLU
MERYEM KORAY
MURAT YAYKIN
MUSTAFA DERMANLI
MÜSLÜM GÜLHAN
NAZIM ALPMAN
NEDİM SABAN
NEŞE YAŞIN
OĞUZ ESEN
OĞUZHAN MÜFTÜOĞLU
ONUR CAYMAZ
OSMAN ÇAKMAKÇI
OSMAN ÖZTÜRK
ÖZGE BAŞAK TANELİ
ÖZGÜR MUMCU
RAHMİ ÖĞDÜL
SABRİ KUŞKONMAZ
SELÇUK CANDANSAYAR
SIRRI SÜREYYA ÖNDER
SÜREYYYA EVREN
ŞEYHMUS DİKEN
TARIK GÜNERSEL
TÜLİN ÖNGEN
UĞUR KUTAY
UĞUR CİLASUN
ÜMİT ALAN
ÜNAL ÖZMEN
YANKI YAZGAN
YAŞAR SEYMAN
ZAFER DİPER
ZAHİT ATAM
ZİYA ADNAN
HAKAN AKSAY
EMRAH GÖKER
İBRAHİM VARLI
ORHAN ULUCA