Aslında böyle bir on biri yapmak zor. Kariyeri boyunca hep göz önünde olmuş, kendi mevkisinin en iyisi olarak bilinmiş ve bireysel anlamda birçok övgü ve ödül almış, ancak takım başarısında ne kulüp bazında ne milli takım bazında hatırı sayılır başarılara imza atamamış isimler. Aşağıdaki isimlerin içinde hiçbir şey kazanamamış futbolcular azınlıkta. Ama genel olarak kulüp bazında uluslararası kupa kazanamamış, üst düzey liglerde ya hiç şampiyon olamamış ya da tek tük başarısı bulunan, milli takım düzeyinde de hiç bir takım başarısının parçası olamamış isimler. Bazen milli takımda hiç bir uluslararası turnuva göremeyen isimler kulüp takımlarında çok başarılı olabiliyor. Ryan Gigs gibi. Veyahut kulübüyle çok büyük işlere imza atmamış adamlar milli takımı ile efsane olabiliyor. Garrincha gibi. Listenin formasyonu 3-5-2 şeklinde. Zorunlu olarak bir forveti orta sahaya kaydırmak zorunda kaldık.
Rinat Dasayev (K): Ülke rejiminin baskısı sebebiyle yurt dışına çıkış kanallarının kapalı olması, doğu blokunun oyucularının kaderidir bir ölçüde. Dasayev, Spartak Moskova’dan ayrılıp Sevilla’ya gittiğinde 31 yaşındaydı. Sovyetler Birliği’nde 5 şampiyonluğu var. Ancak dünyanın gelmiş geçmiş en iyi kalecilerinden birisinin ne bir Avrupa Kupası, ne bir Avrupa Şampiyonluğu ne bir Dünya Kupası derecesi var.
Elias Figueroa (D): Bugün Şili futbolunun gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu olarak biliniyor. 60’lı ve 70’li yıllarda elde ettiği 2 Uruguay ve 2 Brezilya Ligi şampiyonluğu dışında bir ülkenin gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu için rafı boş denilebilir. 3 Dünya Kupası gördü. Kariyeri boyunca kıtadan çıkmamış olmasının da bu listede olmasında etkisi büyük.
Domingos Antonino Da Guia (D): Dünyada teknik kapasitesi yüksek defans oyuncusu kavramını 1930’ların sonunda literatüre ilk sokan oyunculardan. Ülkenin gelmiş geçmiş en iyi defans oyuncularından birisi olarak biliniyor. Ancak 1 Arjantin ve 1 Uruguay Ligi şampiyonluğu dışında hanede hatırı sayılır bir artısı yok.
Paul McGrath (D): McGrath’ın futbolculuk döneminin son bölümüne tanık oldum şahsen. İrlanda’nın 1990 ve 1994 Dünya Kupalarındaki defansının belkemiğiydi ama kendi de açıkladığı gibi alkole o kadar düşkündü ki maçlara alkollü çıktığı oluyordu. Alex Ferguson, Manchester United’ın başına geldiği ilk yıl onu takımdan uzaklaştırmayı kafasına koymuştu. McGrath, döneminin en sağlam defans oyucularından birisi sayılmasına rağmen 2 yerel kupa ile kariyerini tamamladı.
Zizinho (M): Pele onun için “gördüğüm en iyi futbolcu” der. 1950’de Brezilya’daki Dünya Kupası finalinde, Uruguay’lı Alcides Ghiggia 200.000 kişiyi Maracana Stadı’nda göz yaşlarına boğan golü attığında ve takımını 2-1 öne geçirdiğinde sahada yıkılmış futbolculardan biridir. Kariyerinde Flamengo ile 3 eyalet şampiyonluğu var, o kadar.
Carlos Valderrama (M): Sarı Gullit deniyordu onun için. Ama kariyeri Gullit’in elde ettiği başarıların onda birine dahi sahne olamadı. Kolombiya milli takımıyla zaten bir yere gelemedi. Kısa süren Avrupa macerasında ise Montpellier’le kazandığı Fransa Kupası dışında hiçbir başarısı yok. 2 tane de Kolombiya Ligi Şampiyonluğu. “El Pibe” kaldırdığı kupalardan çok saçlarıyla anılmaya mahkum oldu hep.
Michael Ballack (M): Kariyeri devam eden tek adam. Meşhur ikinciliklerin adamı. Tamam 4 tane Bundesliga şampiyonluğu var ama 11 ikinciliği ve 3 adet de üçüncülüğü var kulüp takımları ve milli takım dahil. Bayern Münih ile şampiyonluk kazanmak bir Alman futbolcunun çok da fazla övüneceği bir şey olmamalı diye düşünüyorum. Bu sene Chelsea ile 3 kupada yoluna devam ediyor.
Magico Gonzalez (M): İşte benim için listenin en talihsiz 2 adamından birisi. Kaderi aynen George Best ve Giggs gibi yanlış ülkede doğması. El Salvador’lu. Ömrümde gördüğüm en iyi 2-3 top cambazından birisi. İnternet üzerinde herhangi bir videosuna rastlarsanız baştan sona izlemenizi tavsiye ederim. Bu adamın müzesinde doğru dürüst tek bir kupa olmaması futbolun adaletsizliği.
Matthew LeTissier (M0): İngiltere’nin en saygı duyulan hücuma dönük oyuncularından birisiydi LeTissier.17 yıl boyunca Southampton’da oynadı. Kariyerinde kullandığı 48 penaltının 47’sini gole çevirdi. Milan ve Chelsea’den teklifler almasına rağmen kulübünden kopmadı. Eğer oynadığı takım Manchester United olsaydı bugün müzesinde 10 tane madalya vardı. Ama gerçekte 1 tane bile yok.
Uwe Seeler (F): Nasıl bir şanssızlık onunki bilmiyorum. Tüm kariyerini Hamburg’da geçirdi ve sadece 1 Lig Şampiyonluğu ve 1 Alman Kupası var. 72 kez milli oldu. Ama 1954’te kazanılan Dünya Kupası’ndan 3 ay sonra başlayıp 1972’de kazanılan Avrupa Şampiyonluğu’ndan 2 yıl önce biten 17 yıllık bir kariyerde hiç bir kupa kaldıramadı. 43 gol attı ve 10 yıl boyunca Batı Almanların kaptanlığını yaptı. Kupa/kariyer oranı en düşük adamlardan
Alan Shearer (F): Futbola isyanımız var bu adamın yüzünden. Filippo İnzaghi gibi “ofsayt pozisyonunda doğmuş” bir adamın müzesinde 2 Lig, 2 Şampiyonlar Ligi, 2 Süper Kupa 1 Dünya Kulüpler Şampiyonluğu varken Alan Shearer gibi bir adamın müzesinde sadece 1 Premier Lig şampiyonluğu olması ve başka hiçbir birincilik madalyasının olmamasını futbolun adaletsizliğinden başka şeyle açıklayacak adam varsa gelsin buyursun. Şimdilerde BBC’nin programı her hafta Match Of The Day’de yorumcu. İnsanın “gel şu halinle Türkiye’de oyna Alan 2-3 kupa alırsın” diyesi geliyor.