Hayatımın hiçbir döneminde intikam taraftarı olmadım. Bu satırları yazarken de intikama güzelleme yapmayacağım. Fakat, o çok bilindik sözü söylemeden de geçemeyeceğim: “İntikam soğuk yenen bir yemektir.” Diyarbakırspor sabredemedi ve bu yemeği sıcağı sıcağına yedi. “Taş atana ekmek atılsaydı” her şey bir anda düzelir miydi? Hayır, düzelmezdi. Fakat bu bir umut olurdu bize.
Yine de, Bursaspor Diyarbakır’a giderken bir umut vardı içimde. Yıllardır süren Bursaspor-Beşiktaş husumetine bir yenisinin daha eklenmemesini, toplumun her alanında öteki muamelesi görenlerin, herkesi yanıltmasını, şiddet taraftarı olanlara ders vermesini bekledim umutsuzca.
Geçtiğimiz hafta medyada reytinglerin tavan yapmasına neden olan olaylar, futbolu takip edenlerin hatırlayacağı üzere, Lig’in ilk devresinde Bursa’da başladı. Zaten irtifa kaybeden Diyarbakırspor, son olaylardan sonra ligin dibine doğru hızlıca inecektir.
Birileri, Lig’in kalite ve marka değerini yükseltmek adına ekranları temizlemekle uğraşırken, her zamanki gibi olayların toplumsal ve sosyolojik boyutunu hiçe sayarak hareket ediyor. Tek sorun olarak tribünleri gören ve temizlik operasyonuna girişen Demirören tahlilsizliğinden farklı bir hareket değil yapılanlar. Nedensiz ve sonuçsuz.
Bu topraklardaki iş bitirme şekli olan “buzdağının görünen yüzü operasyonları” bugüne kadar bizi bir yere götürmedi. Bundan sonra da götürmeyecek. Geçen hafta sonu yaşanan olaylar, futbolda şiddetin önüne geçme çabalarında bugüne kadar, kolluk kuvvetinden başka bir önlem alınmadığının ve adım atılmadığının açık bir göstergesi. Stadlarda misafir takımlar için ayrılan bölümlere bakmak yetecektir bunu görmek için. Futbolu şiddetten arındırmanın birinci şartı, toplumu şiddetten arındırmak.
ÇEK ARABANI
Bu hafta aslında Yaya Derneği’nin başlattığı “Çek Arabanı” kampanyası üzerine yazacaktım. Fakat popüler olana uyup, Diyarbakır’daki olaylar üzerine birkaç satır yazmadan edemedim.
Yaya Derneği’nin, özgürce ve güvenli bir şekilde yürünebilecek sokaklar, yürümenin temel ulaşım aracı olarak değerlendirilmesi, daha fazla yürüyerek bireysel ve toplumsal birçok sorunun çözülmesi ve otomobil bağımlı şehircilik anlayışına karşı olmak gibi insani hedefleri var.
Yürümek insan bedeni ve sağlığı için önemli bir spor. Kentlerde gün boyu masa başında çalışanlar için ise, bir vazgeçilmez olmalı. Koşuşturmaca ile değil, kaliteli bir yürüme ve yaya hayatı için, dernek özellikle şehirlerde faaliyet gösteriyor.
Dernek, ülke genelinde başlattığı “Çek Arabanı” kampanyası ile; kaldırımlar, yaya geçitleri ve diğer tüm yaya alanlarındaki hak ihlallerinin önüne geçmeyi amaçlıyor. Kampanyadaki ilk hedefleri ise, başta kaldırımlar olmak üzere tüm yaya alanlarına park eden otomobiller.
Kampanya, kaldırıma park etmeyi alışkanlık haline getirmiş sürücülere uyarı, yayalara ise haklarına sahip çıkma alışkanlığı amaçlıyor.
Yaya Derneği’nin bu anlamlı girişimine destek vermek isteyenler için, derneğin ve kampanyanın internet adresleri ise şöyle: http://www.yaya.org.tr, http://www.cekarabani.org