2012’nin “devrimcileri” 2015’te IŞİD canisi oldu!

İki gün süren BirGün Fikir Sempozyumu önemli bir açığı doldurdu. Bunu hem sempozyuma katılan her biri kendi alanında uzman ve yetkin konuşmacıların ifadelerinden, hem de benzer etkinliğin ülkenin diğer kentlerine de yayılması gerektiği konusunda gelen ısrar ve taleplerden anlamak mümkün. Ancak belki de en önemli gösterge Tokat’tan, Bursa’dan, Kocaeli’den ve daha birçok kentten sempozyuma gelenlerin varlığıydı. Yoğun politik gündeme rağmen devasa Şişli Kent Kültür Merkezi sıralarının tamamına yakınının dolması da elbette ki bir başka kriter sayılabilir.

•••

Sempozyumun ana gündem maddelerindendi dış politika. Her oturumda kendisine yer buldu. Türkiye’deki toplumsal mücadeleden bahsedilirken dahi konu bir şekilde dış politikaya kaydı. Şaşırtıcı değildi elbette. Ortadoğu bataklığına saplanan neo-Osmanlıcıların “stratejik sefaleti” nedeniyle artık iç politika-dış politika ayrımı diye bir şey kalmadı. Dış politika gündelik yaşamın bir parçası oldu ve içerideki herhangi bir gelişmeyi dış politikadan bağımsız ele alamaz olduk.

•••

Bugün artık Suriye’den bahsederken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz. Halep derken akıllara Antep, Adana, Konya, Adıyaman düşüyor. Hama’dan, Humus’tan tanıdık olduğumuz manzaralara sahne oluyor Ankara, Suruç, Reyhanlı, Antep. Bütün bunların sorumlusu “Üç günde Emevi Camii’nde namaz kılma” hevesine kapılanlardır, “Ortadoğu’da oyun kurucu aktör” olmaya yeltenenlerdir. Günahları büyük, bu yükün altından kalkamayacakları gün gibi ortada. Yarattıkları enkaz uzunca bir süre peşimizi bırakmayacak. Ankara Katliamı ve iki gündür manşetten verdiğimiz “IŞİD günlükleri” sorunun ne derece büyük olduğunun ispatı.

•••

Cihatçı belasını başımıza neo-Osmanlıcılar sardı ama en az onlar kadar liberal-sol zevatın da günahı var. AKP’yi pazarlayarak ürettikleri argümanlarla bu partiye meşruiyet kazandıran bu çevreler, uzunca bir süre de cihatçıları “demokrasi”, “özgürlük” savunucusu “devrimciler” olarak takdim etti. Hem de yakın bir zaman öncesine kadar. İki yıl önce Taksim’de ÖDP’nin yaptığı benzer paneller serisine rücu eden bu çevrelerden bazıları kafa kesen, çocuklara tecavüz eden katiller sürüsünü açıkça dahi savundu. Bütün kayıtlar, konuşulanlar, yazılanlar, çizilenler ortada. Tarih unutmaz. Sadece tarih mi? bizler de unutmayacağız. Ankara’da, Suruç’ta yaşamını yitirenlere borcumuzdur bu.

•••

IŞİD’in ortaya çıkarak Musul ve Rakka’yı almasıyla “demokrasi havarisi” cihatçılara olan bakış açısı da değişmeye başladı. 2012’nin “masum devrimcileri”, 2015’te kendisini patlatan katil IŞİD bombacısı, kafa kesen El Nusra militanı, çocukları katleden Ahrar’uş Şam emiri oldu... “Ilımlı” diye palazlandırılan radikal İslamcılar gerçek yüzlerini göstermeye başladı. Ülke bir bütün olarak yas evine dönüşürken, aynı çevreler hiçbir pişmanlık duymadan şimdi de IŞİD uzmanı kesiliverdi. Tıpkı AKP olayında olduğu gibi küçük bir “yanıldık” açıklamasıyla işin içinden sıyrılmanın arayışındalar.

•••

Birileri için küçük bir hata olarak görülen o “yanılmalar” ülkeyi çoktan Pakistanlaştırdı. Yurdun dört bir yanına cihatçılar doldu. Ülke cihat otobanına döndü. Binlerle ifade edilen Türkiyeli cihatçıdan bahsediliyor. Cihatçı canilerin artık nerede ne zaman kendini havaya uçuracağı ise bu katiller sürüsüne ve onlara el uzatan, her türlü lojistik desteği sağlayan “karanlık eller”in insafına kalmış durumda! Ankara Katlimı’nda olduğu gibi Rakka’dan Deyr-Ez Zor’dan yola çıkan katiller ellerini kollarını sallayarak, hiçbir denetime takılmadan gelip Barış Mitingi’ni kana bulayabiliyor.

•••

Pakistan yıllardır cihatçılara verdiği desteğin bedelini ödüyor. Kendi hinterlandında “derinlik” ararken tıpkı AKP gibi duvara tosladı. Ülkenin dört bir yanı kan revan, istikrarsızlık had safhada. Gün geçmiyor ki patlamalar yaşanmasın. On üç yıldır bu ülkeyi yöneten basiretsiz, mezhepçi faşist klik de Ortadoğu semalarında “tarihsel derinlik” arzusuyla çıktığı yolda tıpkı İslamabad yönetimleri gibi bataklığa saplandı. Fetih arzusu ülkeyi kısa sürede Pakistanlaştırıverdi. Radikal İslamcı militanların istedikleri gibi at koşturdukları Karakurum Dağları’nın eteğindeki Pakistan’dan alınacak çok dersler var.

En Çok Okunan Haberler