2019 kıyamet yılı mı?

2019 Yerel, Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı yıl olacak!..

O yıl sadece seçimler değil, değişen rejimin de kalıcı olup olmayacağı oylanacak!..

Yani ülke, tek adama mı teslim edilecek, yoksa parlamenter demokratik rejime yeniden dönerek hukukun üstünlüğüne inanmış demokratik devlet olarak mı yoluna devam edecek?!.

Hak ve özgürlüklerin korunduğu bağımsız bir ülkede mi yaşayacağız?!

Yoksa emeği sömüren, adaleti, ekonomiyi ve ümmeti şeriat düzenine uygun olarak yöneten, kadını yok sayan, zenginliği tek elde toplayan, hanedanı ve de hilafeti ortaya koyan bir devlet yapısına mı sahip çıkacağız?!

Görüldüğü gibi o yıl yaşamsal bir kararla karşı karşıyayız!!.

•••

Bugünden bizi bekleyen vahim duruma el koymak gerekir!..

Toplumun kandırılmasına ve “gerçek ötesindeki” algı yönetilmesine dur demenin yolları aranmalıdır…

Yalanlar üzerine oturtulmuş günümüz ile birikimleri yok sayan, geçmişi karalayan ve tarihi çarpıtan böylelikle dünümüzü yok sayan anlayışın halka ve yurttaşa düşman olduğu anlatılmalı, uydurulan yalanların devletin kurumsallığını da yok ettiği artık görülmelidir!..

AKP iktidarının, 16 yıldır tekrarladığı göreceli gelişme hikâyelerinin ardında “Laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti”ni değiştirme, yerine teokratik oligarşiye dönüşecek tek adam düzenini kurma amacında olduğunu biliyoruz!..

Zaten son dönemlerde iktidar, bu hedefi saklamıyor.

Sürekli söz edilen 2023 hedefinin, yurttaşın yönetiminde, halkın denetiminde bir demokratik rejim olmadığı açık!

•••

Mart 2019’da “yerel yönetimlerin” belirlenmesi için yapılacak seçimler, gelecek adına önemli mesaj verecektir!.. Belediye yönetimleri seçimleri; gerçek demokraside kalmak ve zorla değiştirilmeye çalışılan parlamenter sisteme sahip çıkıldığının göstermek açısından ilk ışık olacaktır!..

Bu nedenle “yerel seçimler” şimdiden çok önemsenmelidir!..

Siyasi partiler ülkenin bekası için büyük önem taşıyan seçimlere şimdiden hazırlanmalıdır.

Bilinmeli ki2019, emeğine, yaşamına, haklarına ve özgürlüğüne sahip saygın ve insanca bir yaşam için bizlere verilen son şanstır!..

Çağdaş ve uygar bir ülke olabilmek için son çıkış noktasıdır!..

Aksi olursa, yani tek adamın baskıcı rejimi kalırsa bundan sonra seçimler de yapılmaz, dolayısıyla siyasi partilerin varlıkları da devam edemez!..

•••

Geçtiğimiz hafta Mersin Toros Üniversitesi, Kentleşme ve Yerel yönetimler Araştırma Merkezi’nin (KAYAM)hazırladığı ve Genel Sekreter Reşit Aşkın’ın ev sahipliği yaptığı “yerel yönetimlerin önemini aktaran” bir panel gerçekleşti…

KAYAM müdürü Prof. Dr. Ahmet Özel, Toros Üniversitesi Vakıf Başkanı Ali Özveren ve Rektör Prof. Dr. Haluk Yürek’in açılış konuşmalarıyla başlayan panelin sunuşunu, önceki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın yaptı.

Karayalçın, demokrasinin beşiği olan yerel yönetimlerin 1982 Anayasası’nın 127.Maddesi nedeniyle hâlâ vesayet altında olduğunu, İçişleri bakanlarının kentin seçtiği yerel yöneticileri keyfi bir şekilde görevden alabildiğinin altını çizdi…

Bu madde uyarınca şu anda Türkiye’de 100’e yakın yerel yöneticinin görevden alınarak halkın oylarına saygısızlık yapıldığında dile getirdi.

Oysa demokratikleşmenin en önemli gücü olan yerel yönetimler baskı ve vesayet altından çıkarılsa, “proje demokrasisi kavramı içinde hemşerinin kendi geleceklerini ve hizmetlerini belirleyebilirler, böylece kentler, daha mutlu ve konforlu yaşam alanı haline dönüşebilir” diyerek sözlerine devam etti.

Bilinmeli ki; yerel yönetimlerde proje demokrasisinin hedeflemesi demokrasi kültürünün de gelişmesine katkı sunacaktır!..

•••

Panelde Türkiye’de belediyecilik konusunda en başarılı isimler yer aldılar.

Hepsi CHP’li ve sosyal demokrat olan başkanlar “halkçı belediyeciliği” anlattılar…

Bursa Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, önce insan diyerek yola çıktığını, yaptığı hizmetleri hemşerisine sorduğunu onların onayı ile yaptığını, ortaya çıkan büyük gelişimi hemşerilerine aktardığını ve onlarla birlikte halkın malı olarak hizmetleri koruduğunu anlattı. Kültür ve sanata verdiği önemi örneklerle gösterdi.

Küçük bir kentin doğru yönetim ile sadece Bursa’nın değil, ülkenin de göz bebeği haline geldiğini, sorunlara çözüm buldukça Nilüferlilerle daha da kaynaştığını dile getirdi.

Muğla Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon; “Katılımcı yönetim anlayışıyla beklentileri önceden tespit ederek, halkın refah düzeyini yükseltecek ve sürekli kılacak projelerle, mevcut kaynakları etkin ve verimli kullanarak hizmet etmek misyonu ve altyapı sorunlarını çözmüş, üst yapısında ‘Bodrum Ruhu’nu yansıtan, atıl durumdaki kültürel kaynaklarını da harekete geçiren bir yerel yönetim modeli vizyonuyla yola çıktık” diyor!..

Ve ekliyor; “Bodrumun kış nüfusu 164 bin, yazın ise 1milyon 200 bin kişiye ulaşıyor.

Bu dengesizliğe rağmen 7 düvelin yaşadığı, bir dünya markası olan Bodrum’a gelen herkes memnun. Çünkü biz sosyal demokrat belediyeciliği dünya standardında uyguluyoruz…

İnşaat ve turizm bizim gelir kaynağımız. Yaşam biçimimizi bozmadan, geleneklerimiz ve mimari dokumuzla müthiş bir gelişim sağladık. Öyle ki geçen yaz 7.2 şiddetindeki depremde Akdeniz’de tek güvenli ve yaşam standardı düşmeyen kent biz olduk…” İzmir Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer; ”Belediyecilik sadece altyapı ve imar işleriyle bitmiyor. Kentlinin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimini de sağlamak gerekir” diyor.

Müthiş bir projeden bahsediyor; “Anadolu’nun artık kaybolmaya yüz tutmuş en önemli türü olan ‘karakılçık buğdayının’ tekrar üretime başlanması ve sadece bu buğdaydan yapılan ekmeklerin dünyaca ünlü hale gelmesi öyküsü herkesi heyecanlandırıyor.”

Antalya Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek; “Kadın ve çocuklara çok önem verdiğini, çok sayıda eğitim kurumu açtığını” söylüyor. Kreşlerle hem kadının ekonomik, sosyal yaşama katılmasını, hem de çocuğun iyi bir eğitim almasını sağladıklarını, gelecek nesilleri çağdaş, teknoloji bilen, dünyayı tanıyan, sorgulayan ve insan haklarına saygılı olarak yetiştirmeye çalıştıklarını söylüyor.

Oy kaygısıyla hareket etmiyoruz. Hizmet etmek ve hemşerimizin yaşam kalitesini yükseltmek için uğraşıyoruz. Bu nedenle 4 dönemdir iş başındayız. Her dönem daha büyük şevkle çalışıyoruz.

Ankara Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen ise; Başkente olmanın zorlukları ve iktidar partisinin acımasızca saldırılarına rağmen geçmiş dönemlerden ve AKP’li belediyelerden daha fazla hizmet yaptığını tek tek sıralıyor...

•••

Panelde konuşan belediye başkanları ülkenin içinde bulunduğu durumu çok iyi görüyorlar.

Demokrasinin, hak, hukuk ve adaletin ortadan kalkmasının öncelikle kent yaşamını cehenneme çevireceğini biliyorlar!.. Yurttaşın olmadığı, hizmetin sadece yandaşa gittiği, emekçilerin vahşice sömürüleceği kentlerde büyük bedeller ödenerek yaşanacağı daha şimdiden belli!.

2019 Türkiye için tarihi bir yıl olacak!..

Farklılıklarımızla yaşamak için hedefi doğru belirlemeliyiz Tek adam rejimini durdurmalıyız!..

En Çok Okunan Haberler