25 Haziran Türkiyesi’nde umudu kaybetmemek

24 Haziran seçimleri hem 16 Nisan referandumuyla kurulmak istenen tek adam rejiminin kurumsallaşması hem de ona direncin kendini test etmesi açısından kritik bir dönemeç olarak şimdiden tarihe geçti. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İktidarın güç odaklarıyla kurduğu ilişkinin biçimi değişecek, onunla mücadele etme yöntemleri de dönüşecek. Çok daha çetin bir döneme girilecek.

Seçim sonuçları Erdoğan’ın siyasi kariyerine uzatma süresi verdi ama Erdoğan bu uzatma dönemine oldukça yorgun giriyor. Önümüzdeki günlerde bu yorgunluğunu unutturmak adına kendi ayağına takılan taşları temizlemek isteyecek. Bu da iktidar bloku için yeni krizlerin habercisi. Dolayısıyla suların durulmayacağını öngörmek siyaseti bu gerçekliğe göre kurmak bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır.

Referandumla getirilmek istenen sistem mimarisi açısından çürüktür. Bünyesinde barındırdığı çelişkiler istikrarın da ekonomik refahın da düşmanıdır ve uyum yasalarıyla bu arazların aşılması olası değildir. Dolayısıyla bugünden sonra Türkiye’nin acil sorunları daha da çözümsüz hale gelecektir. Muhalefetin hazırlığını buna göre yapması şarttır.
16 yıllık AKP iktidarı en büyük gücünü tek başına yönetme kabiliyetinden alıyordu. AKP bir başka partiye muhtaç olmamak adına her türlü hamleye başvurdu. Hatta 7 Haziran sonuçlarını yok sayıp seçimi tekrar ettirme yoluna dahi gitti. Ancak 24 Haziran seçimleri yeni bir gerçekliği karşımıza çıkarmış durumda. Erdoğan Saray’da oturma vizesini alsa da partisi parlamentoda üstünlüğü kaybetmiştir. 300 vekilin altında kalınması Erdoğan için mevzi kaybıdır. Bu haliyle AKP, Bahçeli’nin MHP’sine mahkum olmuştur. MHP ideolojik – politik gücünün ötesinde bir nüfuz alanına ulaşmıştır. Bahçeli iktidar blokunun sözcüsü olmanın ötesinde siyasi ikbal beklemektedir.

Millet İttifakı iktidar blokunun hegemonyasını kıramasa da İyi Parti’nin meclise girmesini sağlayarak parlamento aritmetiğinde muhalefete katkı sunmuştur. Ancak İyi Parti, MHP’den beklenen oyu koparmamış, merkez sağ seçmenin adresi olma iddiasını gerçekleştirememiştir. Saadet Partisi, her ne kadar Karamollaoğlu ile sağda bir sempati kazansa da AKP İslamcılığını geriletemeyeceğini kanıtlamıştır. Buradan bilhassa ana muhalefet partisinin çıkarması gereken dersler vardır. Sağa öykünmek CHP’yi iktidarın zaaflarına rağmen küçültmektedir.

CHP parti olarak iktidar blokuna göğüs gerecek dinamizmi ve desteği yakalayamamıştır. Ancak İnce’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı oy muhalefet için başka fırsatlar yaratacak durumdadır. İnce, CHP seçmeni dışındaki kesimlerden özellikle de muhafazakârlardan ve Kürtlerden oy almış görünmektedir. Bu desteği alırken de mensubu olduğu siyasi hattın genel ilkeleri ile çelişmemiştir. Genç seçmenler uzun bir süre sonra ilk defa gelecek beklentilerini bir seçim sürecine taşımıştır. Gezi gençliğinden 24 Haziran’a uzanan yolda artan beklentiler ve umutları dikkate alan siyaset önümüzdeki seçimleri kazanır.

HDP barajı geçerek iktidar blokunun kurduğu ablukayı dağıtmıştır. Bölgede yaşanan yoğun baskılara rağmen meclise girerek iktidar blokunun mecliste mutlak üstünlük kazanmasının önüne geçilmiştir. Sol seçmen bu konuda HDP ile dayanışma göstermiştir. AKP’nin MHP’ye mecbur kalması HDP üzerindeki baskıların devam edeceğinin işaretlerinden biridir. HDP adayı Demirtaş’ın HDP’nin oyunun altında kalması Kürt seçmenin ilk turda da Erdoğan karşısındaki en güçlü adaya yöneldiğinin göstergesidir.

24 Haziran baskın seçimleri sonuçları itibariyle karamsarlığın yayılmasına, havlu atılmasına sebebiyet vermemeli. Bugünün Türkiye’sinde AKP iktidarının 16 yıllık baskısına rağmen halen toplumun ilerici güçleri miting alanlarında, sandık başında buluşuyorsa, işsiz kalmayı, özgürlüğünden mahrum kalmayı göze alarak mücadeleye devam ediyorsa umutlanmak için yeteri kadar nedenimiz mevcuttur. Bu tablo bizlere mücadelenin olmazsa olmazlarını da göstermektedir. Cumhuriyetin kazanımlarını anti-kapitalist ve anti-emperyalist bir politik hat ile desteklemeden sağ ideolojik hegemonyayı kırmak mümkün değildir. 25 Haziran sabahı daha çok çalışma, özgüveni koruma, ümidi büyütme anlamında dünden çok daha hayatidir.

En Çok Okunan Haberler