“28 Şubat’ın figüranları” geldi hanııııım…

Müslüm Gündüz’ü hatırlamayan yoktur herhalde… 28 Şubat’ın karikatürleşen sembollerinden biriydi. Aczmendi tarikatının lideri, bodrum katında basıldığı Fadime ile 28 Şubat sürecinde medyaya epey malzeme olmuştu.

28 Şubat’ın mağdurları uzunca bir süre, Gündüz için “28 Şubat’ın figüranı” dediler. Dünün mağdurları, bugünün muktedirleri, Gündüz’ün kendisine “post-modern” darbeciler tarafından biçilen bir rolü oynadığında ısrarlılar. Hâlâ…

Peki bugünlerde, yani “muktedirlerin” çağında türeyen yeni Müslüm Gündüz’lere karşı gıkını çıkaramayanlar acaba yeni bir 28 Şubat tezgahlıyor olabilirler mi? Hani Gündüz’ün figüranlık performansının yanında epey jön kaçan hareketler neyin habercisidir?

Devletin Diyanet’i “Öz kızınıza şehvet haram değil” fetvası veriyor, tık yok. “Asansörde halvet” diyenler, “Camiler genelev oldu” diye saçmalayanlar figüranlıktan fazlasını yapmıyor mu bugünlerde?

Yoğun bakımdaki hastaları kadın-erkek ayırmak gerek diyen profesörlere ses çıkarmayanlar… Yeni bir 28 Şubat mı tezgahlıyorsunuz, ne ayak?

Hayır, bu alçakların performanslarından memnun değilseniz, dönemin figüranı Müslüm Gündüz geri döndü… Bari birkaç gün önce yaptığı “Annenin, kızkardeşin kolu tahrik eder” açıklamasına ses verin bari...

“Tıss..” hariç.

*****

Bu manşetleri 2013’ten önce görmemiş miydiniz?

Muktedirlerin bu ara en sevdikleri “yerli ve milli” sporlardan biri, ülkede yaşanan her melaneti, eski ortakları olan FETÖ’ye bağlamak. Hayır, FETÖ’cülerin sicilleri de buna pek müsait. Yine de geçmişte yaşanan her ne varsa FETÖ çuvalına atılması biraz tuhaf değil mi? Son dönemde bu çuvala eklenen en popüler mesele, sene-i devriyesi yaklaşan 28 Şubat… Her dönem, parsadan pay alabilmek için güçlülerin yanında hizalanan Gülenciler, 28 Şubat’ta da Erbakan’ın yanında durmadılar elbette. 12 Eylül’de Kenan Evren’e övgüler dizdikleri gibi… Kazanan tarafa oynadılar. Nedeni belli şekilde… Anlaması güç olan kısmı şu… Gülencilerin 28 Şubat’ta taraf olduklarını da mı 2013’ten sonra anladınız? Fethullah Gülen’in “Başörtüsü teferruattır” açıklaması da, Refahyol’a “Beceremediniz artık bırakın” tavsiyesi de sonradan mı öğrenildi? Adama sormazlar mı, bugünlerde 28 Şubat’tan hesap soracağız diyorsunuz… Aynı 28 Şubat’ı alenen destekleyen adamla niye o yollarda “beraber yürüdünüz?” Hayır, madem yürüdünüz bari yağmurda birlikte ıslanmasaydınız...

*****

2019’da neden seçim yapıyoruz?

İçişleri Bakanı Soylu’nun hem ağlarım hem giderim tadındaki konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan gerekli açıklamayı yaptı. Özetle, “Kabinede revizyon yok, ülkeyi troller değil biz yönetiyoruz” dedi. Daha önce de “Bizim adımıza kimse racon kesemez” demişti. Ama raconcuları ve patronlarını hâlâ uçağından eksik etmiyor ya, neyse. Benim Erdoğan’ın açıklamasında takıldığım başka bir şey var. Daha doğrusu bu açıklamayı Erdoğan’ın yapmasında… Tamam “partili Cumhurbaşkanı” olarak her şeyi yapmasını kanıksadık… Cumhurbaşkanlığı uçağıyla her hafta sonu partisinin il kongreleri yapmasını da... Ama kabinede bir revizyon varsa, yapacak ya da dedikoduları yalanlayacak olan kişi, ülkenin başbakanı değil mi? Erdoğan’ın Anayasa’daki sembolik yetkiyle Bakanlar Kurulu’na başkanlık ediyor olması, Başbakan’ın uhdesindeki kabine revizyonunu da Saray’a mı havale ediyor?

Yoksa “Cumhurbaşkanlığı Sistemi”ne 2019’dan önce geçtik de haberimiz mi olmadı? Hayır öyleyse seneye boşuna sandık kurup ülkeyi masrafa sokmayalım..

*****

İdama mahkûm edilen IŞİD’lileri niye kurtarıyoruz?

Dünkü Cumhuriyet’te Duygu Güvenç imzalı çok önemli bir haber vardı. Dışişleri Bakanlığımız, Irak yönetiminin idama mahkûm ettiği 15 Türk IŞİD’liyi kurtarmak için devreye girmiş.

Nasıl yani? Şimdi biz önceleri “öfkeli çocuklar” dediğimiz, sonradan resmen terör örgütü ilan ettiğimiz, Ankara-Reina-Atatürk Havalimanı saldırılarında onlarca insanımızı öldüren, askerlerimizi yakıp görüntülerini internete yükleyen, hatta ülkemize sızmasın diye Fırat Kalkanı operasyonu yaptığımız IŞİD’in militanlarını mı kurtaracağız?

“IŞİD’e karşı gerçekten mücadele eden tek ülke biziz, biiiz” derken IŞİD’lileri idamdan kurtarmayı mı kast ediyordunuz? Hayır, ilkesel olarak idama karşı olduğu için de devreye girmiş olamaz Ankara.

16 Nisan’da referandumu kazandıktan sonra Tarabya’daki açıklamasında “ilk işimiz idam” diyen de Erdoğan’ın kendisiydi. O zaman nedir bu IŞİD’lileri kurtarma hassasiyeti?

*****

Tetikçi: Şimdilik belirsiz
Suç ortağı belli: RTÜK

Televizyonları denetlemekteki büyük başarıları nedeniyle internetin de emanet edildiği RTÜK, potansiyel cinayetlerin şimdiden suç ortağı olduğunun farkında mı? Öpüşme görünce dayanamayıp ceza basanlar, ekranlardan alenen yapılan ölüm tehditlerine karşı niye sessiz kalıyor?

Daha önce Cumhuriyet Gazetesi çalışanları için “Sizin gibileri katletmek mübahtır” diyen Akit TV karşısında gıkları çıkmamıştı. Cezasızlıktan cesaret alanlar, şimdi de “Sivil öldürecek olsak Cihangir, Nişantaşı, Etiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden başlarız” tehditleri savuruyor.

Bu yayınlardan etkilenme potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu bilmiyorsanız, lütfen “Diriliş” dizisini izlerken kendinden geçen vatandaşların videolarını izleyin… Bu nefret kusan yayınları “izlemek”le yetinenler, sadece RTÜK’tekiler de değil. Basın savcılıkları da bu yayınlara karşı hiçbir şey yapmıyor.

Televizyonda yarışma programını sunan kadının dekoltesine bile karışan siyasetçilerimiz, sizin de söyleyecek tek bir sözünüz yok mu? Yoksa cinayeti kör bir balıkçı ile birlikte izlemeyi mi tercih ediyorsunuz?

En Çok Okunan Haberler